Azerbaycan Gezilecek Yerler

Azerbaycan Gezilecek Yerler

Azerbaycan Gezilecek Yerler

Türki Cumhuriyetler arasında hem kültürel olarak hem de siyasi olarak en yakın olduğumuz ülke Azerbaycan’dır. Bu durumun arkasında bir çok farklı sebep yatsa da genel kabul göreni uzun yıllar aynı toprakları paylaşmış olmak ve ucu Orta Asya’ya kadar dayanan bir birlikteliğin olmasıdır. Hem Türkiye Cumhuriyeti hem de Osmanlı İmparatorluğu dönemlerinde kardeşlik bağları pekiştirilerek artış göstermiş ve günümüzde de aynı hızda devam etmiştir. Bu sebeple hem uzun dönem Türk Tarihine meraklı olanların hem de bir kardeş misafirperverliğiyle karşılanarak gezmek isteyenlerin rotalarına ilk olarak eklemeleri gereken ülkeler arasındadır. Aynı zamanda dil ve para birimi gibi konuların Dünyanın diğer ülkelerine oranla daha az sorun yaratıyor olması da Azerbaycan gezisi konusunda hevesimizi artırmamıza sebep oluyor. Azerbaycan’a uçak bileti fiyatları oldukça pahalıydı. Ben de Azerbaycan Bakü’ye hazır ucuza uçak bileti bulmuşken hemen bu fırsatı değerlendireyim dedim. Başta Azerbaycan başkenti Bakü olmak üzere bütün Azerbaycan şehirlerinin de son yıllardaki muazzam gelişimini, var olan kültürel ve turistik ögelerle birleştirmeleri ise yalnızca Türkiye’den yola çıkan gezginlerin değil dünyanın her yerinden insanların dikkatini çekmiş ve ülkede yeni bir turistik imajın ortaya çıkmasına vesile olmuştur. Kısacası Azerbaycan yalnızca bir Doğu ülkesi değil oldukça eski zamanlara uzanan tarihi ve son yıllarda bu potansiyeli kullanmaya yönelik adımlarıyla rotamıza ekleyebileceğimiz muhteşem bir kültür. Azerbaycan gezilecek yerler her geçen gün gelişim göstermekte. Bu yazımda sizlere Azerbaycan hakkında bilgi verip Azerbaycan’a nasıl gidilir,Azerbaycan şehirleri hangileridir ve Azerbaycan yemekleri hakkında detaylı bilgiler vereceğim.

"Azerbaycan Gezilecek Yerler" Hakkındaki Yorumlar (0)

Azerbaycan Tarihi

Azerbaycan’ın bilinen tarihi M.Ö 600’lü yıllara kadar uzanmaktadır. İnsanlığın bilinen ilk yerleşim bölgesi olan Mezopotamya ile Rusya’nın tam arasında kalıyor olması sebebi ile tarih boyunca hep savaşlara ve istilalara maruz kalmıştır. Azerbaycan’da bilinen ilk krallığı Atropates kurmuş ve daha sonra Selevkoslular, Romalılar, Ermeniler ve Samaniler bölgeye egemen olmuşlardır. Bütün bu devletlerin ve milletlerin hemen hemen hepsinin kaynaklarından bölgenin ismi ‘Azurbaycan’, ‘Azerbaigan’ gibi bugünkü ismine yakın isimlerle geçmektedir. Neredeyse bin yıldan fazla süren savaşlar ve işgallerden sonra M.S 400’lü yılların başlarından itibaren İslam Devleti ve Türkler yavaş yavaş bölgeye akınlarına başlamışlardır. 200 yıldan daha uzun süren seferlerden sonra ise M.S 643 yılından İslam Devleti öncüllüğünde Müslümanlar bölgenin kontrolünü tamamı ile kendilerine almışlardır ve bu tarihten sonra Azerbaycan’ın Müslümanlaşması ve Türkleşmesi süreçleri başlamıştır. 1000’li yıllarda Selçuklu İmparatorluğu’nun Anadolu’ya olan akınlarının başlaması ise bu Müslümanlaşma ve Türkleşme sürecini büyük ölçüde hızlandırmış ve o tarihten bu yana Azerbaycan Türk bölgesi olarak görülmeye ve anılmaya başlanmıştır. Daha önceki yıllarda İran’ın bir parçası olarak da görülen ve kimin hak sahibi olduğuna dair süren hatta sonunda savaşlar yaşanan anlaşmazlıklar ise Osmanlı İmparatorluğu’nun ülkenin kontrolünü eline alması ile tamamen son bulmuştur. 1800’lü yılların ortalarına dek huzur ve istikrar içinde geçen yıllar Osmanlı’nın zayıflaması ve Rusya’nın bölgeye doğru hareketlerini artırması ile son bulmuştur. Hem batıda hem de doğuda toprak kayıplarıyla uğraşan Osmanlı, Azerbaycan’ı da dönem dönem kaybedip, geri kazanmıştır. 1.Dünya Savaşı’nın son yıllarına kadar böyle devam eden süreç, savaşın kaybedilmesi ile Azerbaycan’ın da kaybedilmesi ile son bulmuştur. Ancak bölgede yaşayan Türk halkının da desteği ile 1918 yılında Azerbaycan kendi bağımsızlığını ilan etmiş fakat bu bağımsız Cumhuriyetin ömrü de 1920 yılında Sovyet işgali ile çok kısa süreli olarak kalmıştır. 1991 yılında Sovyetlerin yıkılması ile bugün bildiğimiz bağımsız haline ancak ulaşabilmiş olan ülke, geçmişindeki bu çatışmalar dolayısıyla dünyanın oldukça gerisinde kalmış olsa da son yıllarda bu farkı kapatmak adına büyük ölçekli çalışmalar yürütülmekte ve halkın her kesimi tarafından desteklenmektedir.

Azerbaycan Bakü gezilecek yerler - Bakü eye

Azerbaycan Vize İstiyor Mu?

Azerbaycan ile olan yakın ilişkiler ve ortak kültürel değerler göz önüne alındığında her ne kadar bir vize uygulaması beklenmese de, bordo pasaport sahiplerinin vize alması mecburi durumda. Diplomatik, hizmet ve hususi pasaport sahiplerini ise diğer bir çok ülkeye olduğu gibi Azerbaycan’a da vize almadan seyahat edebiliyorlar. Ülkeye girişte vize uygulaması olsa da diğer ülkelerden farklı olarak vize almak oldukça kolay ve ucuz. Azerbaycan vizesi üç farklı yöntem ile alınabiliyor. Bunlardan birincisi son yıllarda oldukça sık tercih edilen ‘e-vize’ yani online başvuru. İnternet üzerinden https://evisa.gov.az/en/ adresine girilerek yapılabilen başvuru için Azerbaycan vize ücreti 23 dolar ödeme yapılması gerekiyor ve vizeniz 3 iş günü içinde mail adresinize yollanıyor. Bu mailin çıktısını alarak ülkeye her türlü ulaşım yolu ile girebilmeniz mümkün. Diğer bir yöntem ise kapı vizesi. Azerbaycan’a giriş yaptığınız herhangi bir sınır kapısı veya havalimanından alabilmenizin mümkün olduğu bu vize türü için ise 11 dolar gibi daha makul bir ödeme yapılması gerekiyor. Online vizeden farklı olarak ise konsolosluğun internet sitesinden edinebileceğiniz başvuru formu, pasaportunuzun fotokopisi ve 2 adet biyometrik fotoğrafı da yanınızda bulundurmanız ve vize alımı sırasında teslim etmeniz gerekiyor. Ani bir kararla Azerbaycan’ı ziyaret etmek isteyen gezginler için en uygun vize biçimi olarak kapı vizesini işaret edebiliriz. Son olarak özellikle İstanbul’da yaşayan ve vize için herhangi bir ücret ödemek istemeyen gezginler için en uygun vize türü konsolosluktan alınacak olan vizedir. Öğle arası öncesinde konsolosluğa gidip yaklaşık bir saatte vize başvurusu işleminizi halletmeniz mümkün. Yine kapı vizesinde olduğu gibi başvuru formu, pasaport fotokopisi ve 2 adet biyometrik fotoğrafı yanınızda götürmeye unutmayın. Resmi olarak vizenizin 3 iş günü içinde çıkacağı söylense de genelde ertesi gün hazırlanıyor. Konsolosluğun adresine ve ulaşım bilgilerine ise daha önce paylaştığımız internet sitesinden ulaşmanız mümkün. Son olarak Azerbaycan’ın neden Türkiye vatandaşlarını vize uygulamasına tabii tuttuğuna merak edenler için İran-Azerbaycan arasında yıllardır süren diplomatik problemleri gösterebiliriz. Azerbaycan vizesi nasıl alınır yazımdan detayları okuyabilirsiniz.

Azerbaycan Nerede?

Azerbaycan tarihindeki yoğun çatışmalı atmosferden de anlaşılacağı üzere oldukça önemli bir stratejik konuma sahip. Türkiye’nin doğu sınırına komşu olan ve Kafkasya olarak isimlendirilen bölgeyi Ermenistan, Rusya, Gürcistan ve İran ile paylaşan Azerbaycan; günümüzde dahi konumundan dolayı büyük çaplı politik sorunlar yaşamaktadır. Bu sorunların en başında uzun yıllardır devam eden ve gelecekte de bitmesi pek mümkün görünmeyen Ermenistan ile olan anlaşmazlıklar gelmektedir. Yine İran ile dönem dönem ciddi krizler yaşanmaktadır. Azerbaycan’ın kuzeyinde Gürcistan ve Rusya bulunmaktadır. Güneyinde İran ve batısında ise Ermenistan ile komşudur. Doğusunda ise ülkenin en önemli geçim kaynaklarının da dayanağı olarak gösterilen Hazar Denizi yer almaktadır. Ülkenin petrol ve doğalgaz kaynaklarını Hazar Denizine borçlu olduğu bilim insanlarınca kabul edilmiş bir gerçektir. Fakat bu zenginliği yaratan bölge 1900’lü yılların başında Azerbaycan’ın en önemli problemlerinden bir tanesi olmuş ve sonucu Sovyet işgaline kadar ulaşan uzun süreli sorunlar yaşanmıştır. Kendisine bağlı olan Nahçivan Özerk Cumhuriyeti ise batısında yer almaktadır. Türkiye ile arasındaki kara sınırı ise Nahçivan Bölgesi ile sağlanmaktadır ve yaklaşık olarak 20 kilometre uzunluğundadır. Ermenistan ile Azerbaycan arasında büyük çaplı çatışmalara sebep olan bölgenin kaybedilmemesi yönündeki çabaların en önemli dayanaklarından bir tanesi bu kara sınırıdır. Gündemin sürekli değiştiği Kafkasya’da yer alan Azerbaycan kendisine en önemli politik ve insani desteği bulabileceği Türkiye ile arasındaki kara sınırını hiçbir koşulda kaybetmek istemiyor.

Azerbaycan’a Nasıl Gidilir?

Azerbaycan’a ulaşım konusunda 3 farklı alternatif bulunmakta. Bunlar deniz, hava ve kara yolu. Hava yolu ile Azerbaycan’a hemen hemen dünyanın her yuerinden ulaşabilmeniz mümkün. Avrupa’nın ve Asya’nın bir çok ülkesinden direk uçuşlar mevcut iken daha uzak kıtalarda veya mesafelerde yer alan ülkelerden ise aktarmalı olarak başta Bakü olmak üzere Azerbaycan şehirlerine ulaşabilirsiniz. Kara yolundan ulaşım ise sınır komşuları dışında yer alan ülkelerden oldukça uzun ve zahmetli. Gürcistan, İran, Irak, Rusya ve Türkiye’nin doğu illerinden nispeten daha rahat ulaşılabilse de pek fazla tercih edilmeyen ulaşım yöntemlerinden. Deniz yolculuğu ise yük taşıma dışında hemen hemen hiç tercih edilmemekte. Hazar Denizi üzerinde yer alan Bakü Limanı, Asya ve Avrupa arasında yük taşımacılığı konusunda kilit bir role sahip. Aynı zamanda Rusya’dan Dünya’ya yayılan doğalgaz ve diğer kaynakların taşınmasında da önemli bir limandır. Bazı dönemlerde Rusya, Türkmenistan ve Kazakistan kıyılarından Bakü’ye kalkan yolcu tekneleri olsa da çok fazla tercih edilmemektedir. Macera yaşamak isteyen gezginlerin bu gemileri araştırıp binmeleri mümkün. Gemi yolculuğu ile Azerbaycan seyahati planlayanlar için eklememiz gereken bir diğer önemli nokta ise seyahat ücretlerinin oldukça pahalı olması. Mesafelerin uzun ve sefer sayısının az olması fiyatları yükselten sebepler arasında. Hazar Denizi kıyılarını gezen tur gemileri ile seyahat etmek de gezginler için seçeneklerden fakat yine aynı sebeplerle fiyatlar makul seviyelerin üzerinde. Karayolu ile ulaşımın uzun saatler alıyor ve ücretlerinin pahalı olması, deniz yolu ile ulaşımın da yine uzun süreler ve az sayıda sefere sahip olması Azerbaycan için hava yolu ile ulaşım seçeneğini öne çıkarıyor.

Türkiye’den Azerbaycan’a Nasıl Gidilir?

Türkiye’den Azerbaycan’a ulaşımın kara ve hava yolu olmak üzere iki seçeneği vardır. En çok tercih edileni ise hava yolu ulaşımıdır.

Azerbaycan’a kara yolu ulaşımı ile seyahat etmek isteyenler için iki farklı yol bulunmakta. Bunların birincisi Gürcistan üzerinden gitmek bir diğer ise Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti üzerinden seyahat etmek. Her iki yolculuk da çok uzun saatlerin ve oldukça yüksek fiyatların cebinizden çıkmasına sebep oluyor. İstanbul’dan Bakü’ye arabayla seyahat etmek hiç durmadan devam etmeniz koşulunda dahi yaklaşık olarak 30 saat sürmekte. Ankara’dan bu süre 25 saate düşse de fazlasıyla uzun olduğu gerçeği değişmiyor. Fakat Türkiye’nin  doğu illerinden örneğin Van, Kars gibi illerden Bakü’ye direk uçuş bulunmadığı takdirde kara yolu ulaşımı makul bir seçenek olabilir. Fakat bu noktada da aracınızın muayene durumu gibi araç vizesi kapsamında alınması gereken önlemler sizin için zahmetli uğraşlar haline dönüşebilirler. Bütün bu durumlar göz önüne alındığında en makul ulaşım seçeneği olan hava yolu ulaşımını tek seçenek gibi değerlendirmek bile mümkün.

Türkiye’den Azerbaycan’ın farklı kentlerine aktarmalı ve aktarmasız uçuşlar mevcut. İstanbul, Ankara, Antalya, İzmir ve Alanya’dan aktarmasız olarak diğer şehirlerden ise aktarmalı olarak Bakü, Gence ve Nahçıvan’a seyahat edebilirsiniz. Dünyanın hemen hemen her ülkesine olduğu gibi Azerbaycan’a olan uçuşların fiyatları da sezona ve talebe göre oldukça değişken bir seyir halinde. Özellikle ilkbahar ve yaz mevsimlerinde fiyatlar yükselirken sonbahar ve kış dönemlerinde oldukça düşmekte. Fiyat aralığı ise 200 liradan 2500 liraya kadar geniş bir aralıkta. Örneğin aralık ayında gidiş dönüş Bakü biletine 250 liraya bulabilirken haziranda bu fiyat 2000 liraya kadar yükselebilmekte. Azerbaycan’a uçak ile seyahat edecekler için dikkat etmeleri gereken bir diğer fiyat uyarısı ise havalimanına göre fiyatların değişmesidir. Bu sebeple biletinizi almadan yalnızca kendi şehrinizdeki havalimanına değil yakın mesafedeki diğer şehirlerin havalimanlarının da fiyatlarını incelemenizi öneriyoruz.

Türkiye’den Azerbaycan’a Kara Yolu İle Ulaşım

Türkiye’den Azerbaycan’a seyahat etmenin en pahalı ve en zahmetli yolu fakat en eğlenceli yolu diyebiliriz kara yolu ile ulaşıma. Özellikle uzun maceralara çıkmak isteyen gezginlerin arkadaş grupları ile yapacakları bu uzun seyahat hayatları boyunca hatırlayacakları hatıralardan bir tanesi olabilir. Kara yolu ile Azerbaycan’a en yakın şehirlerimiz Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yer alan şehirlerdir. Van ve Kars başta olmak üzere bu illerden Azerbaycan’a kara yolu ile ulaşım Türkiye’nin batı illerine oranla oldukça rahattır. Eğer sınır kapılarında çok uzun süre vakit kaybetmezseniz 8-10 saat gibi bir sürede Azerbaycan’a ulaşmanız mümkün. Türkiye’nin batısından ise bu süreler üç hatta dört katına kadar çıkabiliyor. İstanbul ve İzmir’den sadece yol uzunluğu 30 saat civarında. Buna sınır kapılarında bekleme ve yolda verilecek molaların süreleri de eklenince yolculuk 2-3 güne kadar uzayabiliyor. Ankara ve diğer İç Anadolu kentlerinden ise 7-8 saat daha kısa. Bu sebeple kara yolu ile Azerbaycan’a seyahat edecek gezginlerin arkadaş grupları ile yola çıkmalarına öneriyoruz. Otostop ile seyahat ise uzun olsa da oldukça kolay diyebiliriz. Zaten yolcuğun neredeyse yarısından fazlası Türkiye sınırlarında geçtiği için Türkiye’de otostop çekenler fazla zorlanmayacaktır. Azerbaycan’da da aynı Türkiye’de olduğu gibi insanlar oldukça yardımsever. Sizi arabalarına kabul etmelerinin yanında ellerinden gelen her türlü yardımı yapıyorlar. Hele ki Türkiye’den geldiğinizi söylediğiniz zaman sizinle öz kardeşleri kadar yakın bir biçimde iletişim kuruyorlar. Uzun bir macera yaşamak isteyen gezginler için hem kendi şahsi araçları hem de otostop ile Azerbaycan’a gitmek fazlasıyla keyifli bir yolculuk olacaktır diye düşünüyoruz.

Gürcistan’dan Azerbaycan’a Nasıl Gidilir?

Gürcistan ile Azerbaycan arasındaki ulaşım oldukça fazla seçeneğe sahip diyebiliriz. Özellikle Tiflis ile Bakü arası deniz yolu dışında hemen hemen her türlü ulaşım aracı ile seyahat edilebiliyor. Uygun fiyatlı tren ve otobüs seçeneklerinden hava yolu ulaşımına kadar zengin bir seçenek ağına sahipler. Bu durumun gelişmesinin en önemli sebeplerinden bir tanesi Rusya-Azerbaycan-Gürcistan arasında önemli ticari anlaşmalar olması. Yine aynı şekilde doğalgaz, petrol gibi değerli enerji kaynakları da Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı kullanılarak Dünya’ya dağılmakta. Bu sebeplerden dolayı özellikle son on yılda Bakü ile Tiflis arasındaki ulaşım ağı muazzam ölçülerde gelişmiş durumda. Tren ile Tiflis’ten Bakü’ye ulaşmak isteyenler en uygun fiyatlı seçeneği kullanmış olacaktır fakat yolculuğun uzunluğu diğer seçeneklere göre bir nebze daha fazla olacaktır. Tren ile yapılacak seyahat yaklaşık olarak 12 saat sürmekte ve 50 ile 80 lira arasında bir ücrete mal olmaktadır. Özellikle Gürcistan ile Azerbaycan’ı aynı seyahat içinde gezmek isteyen gezginler tren seçeneğini sık sık tercih etmekte. Çünkü hem fiyat olarak daha uygun hem de yolculuk sırasında farklı il ve ilçeleri de görmeniz mümkün. Kara yolu ile bir diğer seçenek ise otobüs yolculuğu. Yaklaşık olarak 10 saat süren yolculuk için 180 ile 300 lira arasında değişiklik gösteren ücretler ödemek gerekiyor. Farklı firmaların düzenlediği seferler için internette ayrıntılı saat ve fiyat bilgisi bulmak mümkün. Aynı tren yolculuğunda gibi otobüs yolculuğunda da Tiflis ile Bakü arasındaki yerleşim bölgelerine gözlemlemek mümkün. Bu sebeple gezginler genelde gündüz yolculuklarını tercih etmekte. Fakat bir gecelik konaklama ücretinden kurtulmak isteyen gezginler için gece yolculukları da mevcut. Bu tercih tamamen sizin nasıl bir seyahat planladığınız ile ilgili. Tiflis ile Bakü arasındaki en kısa ve konforlu yolculuk ise hemen her yerde olduğu gibi hava yolu ile ulaşımla sağlanıyor. Yaklaşık bir saat süren uçuşlar mevsimine göre 100 liradan 1000 liraya varana kadar farklı fiyatlarla ücretlendirilmekte. En uygun uçuşu bulmak için özellikle erken tarihli planladığınız seyahatleri avantajınıza kullanabilirsiniz. Uçak bileti arama motorları ve ulusal hava yolu firmalarının web sitelerini iyi araştırırsanız oldukça makul fiyatlı uçuşlar bulmanız mümkün. Uçak seçeneği yalnızca Tiflis ile Bakü arasında değil Gürcistan ile Azerbaycan’ın farklı şehirleri arasında da mevcut durumda. Bu uçuşlara da yine uçak bileti arama motorları aracılığı ile ulaşabilirsiniz.

Gürcistan’dan Azerbaycan’a Araba ile Nasıl Gidilir?

Gürcistan ile Azerbaycan kara yolu ulaşımı konusunda Türkiye’den oldukça fazla avantaja sahip. Sınır komşusu olmaları ve bir çok şehirlerinin birbirine oldukça yakın olması sebebiyle araba ile yolculuk bu iki ülke arasında fazlası ile tercih edilen ulaşım yöntemleri arasında. Özellikle Gence ile Tiflis arasında hem yerlilerin hem de turistlerin çok sık araç ile seyahat ettikleri bilinmekte. Bakü ise biraz daha uzak olması sebebi ile araçla çok fazla ziyaret edilen şehirlerden değil. Tiflis’ten Bakü’ye arabanız ile seyahat edeceksiniz sizi yaklaşık 8 saatlik bir yolculuk beklemekte. Fakat bu yolculuğu kendinize güzel bir rota çıkararak daha uzun ve daha keyifli hale getirebilirsiniz. Yolda Rustavi ve Gardabani gibi Gürcistan şehirlerine ve Gence ve Yevlah gibi Azerbaycan şehirlerine uğrayarak bu bölgelerin kültürlerine de keşfedebilirsiniz. Her ne kadar biraz daha pahalı bir seyahat olacak olsa da oldukça bakir bölgeleri ve şehirleri bu yolculuk ile ziyaret edebilirsiniz. Eğer direk Tiflis ile Bakü arasında bir yolculuk planlıyorsanız size yaklaşık olarak 350-400 liraya varan ücretleri ödemek durumunda bırakacaktır. Seyahatinizi uzatır ve çeşitlendirseniz bu ücretler 1000 liraya hatta ucu açık bir biçimde oldukça yüksek rakamlara ulaşacaktır. Bu nedenle özel araç ile seyahati genelde yerliler ve mecera peşinde koşan gezginler tercih etmektedir. Otostop yine bu bölgede oldukça kolay bir biçimde yapılabilir. Hem Gürcistan hem de Azerbaycan’ın yerlileri özellikle Türkiye’den gelen gezginlere çok sıcak yaklaşmaktadır. Bu nedenle daha uzun fakat daha az maliyetle bir yolculuk yapmayı, aynı zamanda da yeni hatıraları belleğinize eklemek istiyorsanız otostop sizin için oldukça doğru bir ulaşım seçeneği olacaktır.

Gürcistan Tiflis’ten Azerbaycan Bakü’ye Trenle Ulaşım

Gürcistan’dan Azerbaycan’a ulaşımın en uygun fiyatlı ve belki de en keyifli yolu tren yolculuğudur. Yakın bir zamanda Kars’a da bağlanacak olan hat, en başta enerji ticareti yapmak için inşa edilmiş daha sonra turizm amaçlı kullanılmaya başlanmıştır. Hazar Denizi ülkelerinden Avrupa’ya gönderilen doğalgaz ve petrolün geçişi için kullanılan boru hatlarına paralel olarak aynı zamanlarda inşa edilen tren yolu, son yıllarda turistik kimliği ile daha çok öne çıkmıştır. Tren hattının Kars’a bağlanması ile eski İpek Yolu hattının da tekrar canlanması planlanmaktadır. Bu proje Türkiye için de oldukça önemlidir. Çünkü İpek Yolu’nun tekrar canlanması ile Çin’den başlayan tren hattı Türkiye’ye kadar uzanacak ve Avrupa ticaretinin transit ülkelerinden birisi haline dönüştürecektir. Son yıllarda oldukça yoğun ilgi gören Doğu Ekspresi de bu projeyle beraber Asya’nın en uzak köşelerine kadar ulaşacaktır. Şu anda temel olarak Gürcistan ile Azerbaycan arasındaki ulaşımı sağlıyor gibi görünse de önümüzdeki yıllarda ülkemiz için çok önemli bir stratejik hat olacaktır. Tiflis ile Bakü arasında tren yolculuğu yaklaşık olarak 12 saat sürmektedir. Ücreti ise oldukça makul sayılabilecek düzeyde 50 ile 80 lira arasındadır. Tren seferleri Bakü’den Tiflis’e karşılıklı olarak her gün bir sefer yapılmaktadır. Bakü’den Tiflis’e kalkan tren her gün akşam saat 21.10’da hareket edip sabah 10.30 saati civarında Tiflis’e varmaktadır. Tiflis’ten kalkan tren ise her gün 17.55 saatinde hareket edip sabah saat 08.00 civarında Bakü’ye varmaktadır. Bu süre dahilinde en uzun bekleme ise sınır kontrollerinde yaşanmaktadır. Ortalama bir saat süren pasaport ve sınır kontrolleri bazı durumlarda iki saate kadar uzamaktadır. Genelde sınır kontrol noktalarında görev yapan polisler ve memurlar oldukça nazik bir biçimde iletişim kurmaktalar. Eğer Gürcistan’a Batum üzerinden kimlik ile giriş yapıp daha sonra Azerbaycan’a geçecekseniz giriş belgenizi mutlaka yanınızda bulundurmayı unutmayın. Genelde yalnızca pasaport soruyor olsalar da bazı durumlarda Gürcistan’a giriş yaptığınız belgeyi de görmek istiyorlar. Sınırda tatsız bir vakit kaybı yaşamak istemeyen gezginlerin bu bilgiyi ihmal etmemelerini tavsiye ediyoruz.

Azerbaycan Uçak Bileti Fiyatları

Türkiye’den Azerbaycan’a ulaşımın en makul seçeneği olan hava yolu ulaşımı için bütün gezginlerin ortak sorusu tabi ki Azerbaycan’a bilet fiyatlarıdır. Azerbaycan bilet fiyatları noktasında oldukça geniş bir aralığa sahip diyebiliriz. Ölü dönem olarak da adlandırılan Kasım-Mart arasında bilet fiyatları düşme eğilimi gösterirken turizmin daha canlı olduğu Nisan-Ekim ayları arasında fiyatlar oldukça yüksek seviyelere ulaşabilmekte. Turizmin durgun olduğu sezonda Azerbaycan’a seyahat etmek isteyenler gidiş dönüş uçak biletini 500-600 lira gibi makul fiyatlara bulabilirken aynı biletler canlı sezonda 2000 liraya kadar yükselebilmekte. Bu sebeple Azerbaycan’a uçak bileti almak iyi araştırılması gereken bir süreç. Eğer tarihleriniz önceden belirli ise 2-3 ay öncesinden uçak bileti araştırmaya başlarsanız, bütçenizi rahatlatacak düzeyde parasal tasarruf sağlamanız mümkün.  İstanbul Yeni Havalimanı’ndan Azerbaycan’a uçak bileti fiyatları kampanyalı dönemde 520 TL civarı olunca hemen almıştım. Bu fiyata 30 kg bagaj dahildi. Türkiye’de İstanbul, Ankara, Alanya, Antalya ve İzmir’den Azerbaycan’ın Bakü, Gence ve Nahçıvan şehirlerine direk uçuşlar mevcut. En uygun fiyatlı uçak biletlerini genel olarak İstanbul’da yer alan havalimanlarından bulmak mümkün. Fakat özellikle turizmin canlı olduğu yaz aylarında Antalya ve Alanya havalimanlarından Azerbaycan’a sefer sayıları fazlasıyla artırılıyor. Bu nedenle yaz sezonunda bu iki havalimanından da uygun fiyatlı uçuşlar bulabilmek mümkün. Hemen hemen her yere olduğu gibi Azerbaycan’a da uçak bileti almak için iyi bir araştırma gerekiyor, bu süreç iyi değerlendirilirse oldukça makul fiyatlara uçuşlar bulabilmek mümkün. Hava yolu şirketlerinin aylar öncesinden yaptığı kampanyaları da iyi takip etmek seyahat bütçenizin büyük kısmını cebinizde tutmanıza sebep olabilir. Kampanyalar dışında ucuz uçak bileti bulmanın bir diğer yolu da uçak bileti arama motorları. Bilet almaya karar verdiğiniz tarihten itibaren çeşitli arama motorları kullanarak yapacağınız araştırmada aynı uçuşları bile çok farklı fiyatlara bulabilmeniz mümkün. Azerbaycan’a ucuz uçak bileti bulmak için genellikle Bakü’ye olan uçuşlara bakmanızı tavsiye edebiliriz. Hem sefer sayısının fazla olması hem de farklı farklı hava yolu şirketinin uçuşlarının bulunması sebebi ile en uygun uçak biletlerini Bakü’ye bulabilirsiniz.

Azerbaycan’da Ulaşım

Azerbaycan’da şehir içi ulaşımı Türkiye’nin 90’lı yıllarına şahit olmuş insanlar için çok tanıdık gelecektir. Kartlı sisteme halen geçilmemiş olması araç içerisinden alınan biletler ile seyahat edilmesine sebep oluyor. Bu nedenle Avrupa’nın bir çok ülkesinde yaşanan ücretsiz şehir içi ulaşım seçeneği tamamen ortadan kalkıyor. Şehir içi ulaşımı otobüs, minibüs, metro ve taksiler ile sağlanıyor. Minibüs ve otobüs durakları şehirlerin hemen hemen her yerinde mevcut ve neredeyse her bölgeye ulaşıyor. Bu nedenle herhangi bir Azerbaycan şehrinde ulaşamayacağınız herhangi bir nokta yok diyebiliriz. Metro ağları ise başkent Bakü’de daha iyi durumda olsa da ülkenin herhangi başka şehrinde yok denebilecek kadar az. Bakü’de ise Avrupa şehirlerine benzeyen karmaşık metro ağlarına rastlamanız pek mümkün değil. Şehrin kırmızı ve yeşil hat olmak üzere yalnızca iki adet metro hattı bulunmakta. Metro hatlarını kullanmak için metropolitien adı verilen biniş kartlarından almanız gerekmekte. Kartların fiyatı 2 Azeri Manatı yani 6 lira civarında. Otobüs ve minibüslerin fiyatı ise 0.20 Azeri Manatı yani 60 kuruş civarında. Daha konforlu ve hızlı bir yolculuk yapmak isteyenler için ise Dünya’nın hemen her yerinde olduğu gibi Azerbaycan’da da taksiler öne çıkıyor. Fakat burada dikkat edilmesi gereken nokta taksilerin hemen hemen hiç birinde taksimetre bulunmaması. Bu nedenle taksiye binmeden mutlaka fiyat sorun ve pazarlık edin. Azerbaycan’da taksiler ile pazarlık yapmak neredeyse bir gelenek haline dönüşmüş durumda. Özellikle mavi renkli olanlar başta olmak üzere bazı taksilerde ise taksimetre bulunmakta ve şoförler pazarlığa yanaşmamaktadır. Böyle durumlarda taksimetrenin çalıştığından emin olup, pazarlık konusunda fazla ısrarcı olmamanızı öneriyoruz.

Azerbaycan’da şehirlerarası ulaşımda ise en çok öne çıkan seçenek otobüs diyebiliriz. Ülkenin bir çok şehrinde havalimanları bulunsa da özellikle yakın mesafelerde kara yolu ulaşımı oldukça yaygın durumda. Mesafeye göre değişen otobüs fiyatları ise 70 lira civarından başlamakta. Hava yolu ile ulaşım ise Azerbaycan’ın en çok gelişen alanlarında bir tanesi. Son yıllarda inşa edilen havalimanları yerel halkın da hava yolu ulaşımına yoğun ilgi göstermesine sebep olmuş. Özellikle diğer ülkelere yapılan Bakü aktarmalı yolculuklar ile Azerbaycan’dan Dünya’ya seyahat oldukça kolaylaşmış durumda. Azerbaycan içerisinde uçak ile seyahat etmek fiyat olarak da uygun denilebilir. Eğer doğru zaman aralığında bilet alırsanız 50 liradan başlayan makul fiyatlar ile hem zamandan kazanarak seyahat eder hem de daha konforlu bir yolculuk geçirmiş olursunuz. Azerbaycan gezinizi önceden planlarsanız ve Bakü dışına çıkmak isterseniz başta ulusal hava yolu olmak üzere diğer hava yolu şirketlerinin de uçuşlarını takip edebilirsiniz. Doğru planlanır ise hava yolu ulaşımını oldukça uygun fiyatlara kullanabilirsiniz. Azerbaycan içerisinde uçuş yapan hava yolu şirketlerinin sefer saati ve fiyatı bilgilerine uçak bileti arama motorlarından da ulaşmanız mümkün.

Azerbaycan Para Birimi

Azerbaycan’ın resmi para birimi Azerbaycan Manatı’dır. Peki Azerbaycan Manatı kaç TL? Son kurlar üzerinden değerlendirildiğinde yaklaşık olarak karşılığı 3.15 Türk Lirasıdır. Ülkenin hemen hemen her yerinde Türk Lirası’nı Manat’a çevirmeniz mümkün. Çünkü hem Türkiye’den Azerbaycan’a seyahat eden oldukça fazla turist var hem de karşılıklı ticari ilişkiler oldukça gelişmiş durumda. Hatta Bakü’de bazı alışveriş noktalarında direk Türk Lirası ile alışveriş yapmanız dahi mümkün. Bunun dışında Dolar, Euro ve Pound da Dünya’nın hemen hemen her yerinde olduğu gibi Azerbaycan’da da gün içinde alışverişin en sık kullanılan para birimleri arasında. Yine yakın komşular olması ve ticari, turistik ilişkilerin oldukça gelişmiş olmasından dolayı Kazakistan Tenge’si, Rusya Ruble’si ve İran Rial’i de çok sık karşılaşabileceğiniz para birimleri arasında. Azerbaycan Manat’ı kağıt para biçiminde en küçüğü 1, en büyüğü 100 Manat olmak üzere basılmaktadır. Bozuk para cinsinden Manat’a ise ‘qepik’ denilmektedir ve en küçüğü 1, en büyüğü 50 qepik olarak basılmaktadır. Uluslararası para piyasasında Ve Türk Lirası karşısında Azerbaycan Manatı’nın değerini araştırmak isteyenler döviz çevirim kodu olarak ‘AZN’ kodunu kullanabilirler.

Azerbaycan Nüfusu

2018 yılı verilerine göre Azerbaycan’ın nüfusu yaklaşık olarak 10 milyondur. Bu nüfusun yüzde 60’ı civarı kentlerde yaşarken geri kalanı köylerde yaşamaktadır. Ancak Dünya geneline bakıldığı zaman büyük çoğunluğu İran’da olmak üzere 45 milyon Azeri Türk’ü kendi ülkelerinin dışında yaşamaktadır. Bu duruma siyasi ve diplomatik kararlar etki ederken, uzun yıllar süren savaşlar da etkili olmuştur. Özellikle Soğuk Savaş yıllarından yüzbinlerce Azeri, Dünya’nın farklı bölgelerine göç etmişlerdir. Nüfusun yüzde 90’ı Türk iken, geri kalan yüzde 10’luk nüfus Rus, Ermeni, Gürcü gibi farklı milletlerden olup, ülkenin etnik çeşitliliğini artırmaktadır. Nüfusun büyük kısmı başkent Bakü’de yaşamaktadır. Yaklaşık olarak 2.5 milyon Azeri vatandaşını yani toplam nüfusun yaklaşık yüzde 25’i başkentte hayatını sürdürmektedir. Bu durumun sebepleri ise Bakü’nün hem ticaret merkezi olması hem de Azerbaycan’ın tek büyük şehri olarak görülmesidir. Nüfus verileri olarak Bakü’ye en yakın şehir olan Gence’nin nüfusu yaklaşık 350 bindir. Bu bilgiler ışığında dahi Bakü’nün Azerbaycan nüfusu ve ekonomisi için önemini anlamak mümkün. Bakü ve Gence dışında nüfusu 100 binin üzerinde olan Azerbaycan şehirleri ise Sumgayıt, Lenkeran ve Mingeçevir’dir.

Azerbaycan Bayrağı

Azerbaycan 1918 ve 1991 yılları olmak üzere iki defa bağımsızlığını ilan etmiştir. Günümüzde de kullanılan bayrağın ortaya çıkışı ise 1918 yılındaki bağımsızlık ilanına kadar uzanan bir geçmişe sahip. Daha sonra Sovyet kontrolünde geçen yıllarda rafa kaldırılmak zorunda kalan bayrak, 1991 yılında bağımsızlık ilan edilmesiyle tekrar kullanılmaya başlanmıştır. Azerbaycan bayrağı mavi, yeşil ve kırmızı olmak üzere 3 rengin yatay olarak dizilmesi ve üzerine Türki cumhuriyetlerden alışık olunan ay ve yıldızın eklenmesiyle oluşur. Bayrağın üzerindeki mavi renk, Azerbaycan’ın bir Türk devleti olduğunu temsil etmektedir. Yeşil renk ise İslam coğrafyasının Azerbaycan üzerindeki etkisini yani ülkenin Müslüman olduğunu göstermektedir. Kırmızı ise uygarlığın ve çağdaşlığın temsili olarak bayrağın üzerine eklenmiştir. En son ise Türkiye ve diğer Türk devletleriyle olan kardeşlik bağını anlatmak ve Türk coğrafyasının bir parçası olduğunu göstermek adına ay ve yıldız eklenmiştir. Kısaca özetlenecek olursa Azerbaycan bayrağı, Müslüman Türk Dünyası’nın modern demokrasiler ile iç içe geçişinin ve çağdaşlığın bir göstergesi niteliğindedir.

Azerbaycan Hava Durumu

Azerbaycan’ın hava durumu ve iklimi Türkiye’nin bazı bölgeleri ile büyük benzerlikler göstermektedir. Özellikle İstanbul ve çevresinde yaşayanlar için Azerbaycan’ın hava durumu çok tanıdık gelecektir. Dört mevsimin başlangıç tarihleri ve uzunlukları Türkiye ile birebir aynıdır. İlkbahar ayları Mart ayının ortalarında başlayıp Haziran ayına kadar sürmektedir. Ortalama sıcaklık ise 18-22 derece arasında seyretmekte, Mayıs ayının başından itibaren hızlı bir biçimde yükselmektedir. Aynı Türkiye’de olduğu gibi Haziran ayından Eylül ayının ortalarına kadar sıcak yaz dönemi başlamakta ve Temmuz, Ağustos ayları en sıcak zaman aralığını kapsamaktadır. Yaz mevsiminde sıcaklıklar genel olarak 32-35 derece aralığında seyretse de bazı dönemlerde 40 derecelere kadar yükselebildiği görülmektedir. Eylül ayının ortalarından başlayıp Kasım ayının ortalarına kadar süren Sonbahar mevsiminde ise sıcaklıklar 25 derecelerden 10-12 dereceye kadar düşmekte ve soğuk mevsime yani Kışa giriş yapılmaktadır. Kış mevsiminde ise en düşük sıcaklık 5 derece civarlarında ve Aralık ayının sonu ile Ocak ayının başlarında yaşanmaktadır. Azerbaycan’ın karasal bölgelerinde bu sıcaklıklar yaz aylarında daha yüksek ve kış aylarında daha düşük derecelere ulaşabilmektedir. Yağışlar ise Sonbahar ve Kış aylarında fazlasıyla artmakta, İlkbahar mevsiminin ülkeye gelmesiyle ise azalmaktadır. En kurak dönem ise Yaz aylarında yaşanmaktadır. Azerbaycan’ın iklim tipi ve bitki örtüsü ise karasal bölgelerde İç Anadolu ile, Hazar Denizi’ne kıyısı olan bölgelerde ise Marmara ile neredeyse birebir aynıdır. Bu nedenle Türkiye’yi keşfetme fırsatı bulmuş gezginler ve kampçılar için doğası çok da yabancı gelmeyecektir.

Azerbaycan’a Ne Zaman Gidilir?

Dünya’nın hemen hemen her bölgesine olduğu gibi Azerbaycan’a da seyahat edenler genel olarak sıcak ilkbahar ve yaz dönemini tercih etmekteler. Fakat özellikle son yıllarda Azerbaycan, dört mevsim turist çekmek adına önemli gelişmeler kaydetmiş ülkelerden bir tanesi. Gerek kültürel mirasa sahip çıkılması yönünden gerek ise Sonbahar ve kış turistlerinin dikkatini çekecek organizasyon sayısının artırılması yönünden bütün imkanlarını seferber ederek çalışmaktalar. Bu nedenle Azerbaycan’a gitmek için net bir tarih vermek çok da olası değil. Her mevsim başka başka aktiviteler ve kültürel keşifler ile dolu olan bir ülke. Ancak yağmurdan ve soğuktan çok da hoşlanmayan gezginler için en doğru tarih aralığı Nisan ayının ortasından başlayıp Eylül ayının ortasına kadar süren sıcak mevsim olacaktır. Sıcak mevsimin ise en çok dikkat edilmesi gereken bölümü Temmuz-Ağustos ayında yükselen kuraklık ve 40 derecelere kadar ulaşan sıcaklıklar olacaktır. Özellikle ülkenin iç bölümlerini yani daha karasal kısmını da keşfetmek isteyen gezginler için bu döneme dikkat etmelerini tavsiye edebiliriz. Türkiye’de yaz sıcaklıklarının yüksek yaşandığı illerden Azerbaycan’a seyahat ediyorsanız herhangi bir sıkıntı yaşayacağınızı düşünmüyoruz. Tabi ki bir ülkeye seyahat edilecek tarihler seçilirken yalnızca iklimi ve hava durumunu göz önünde bulundurmak eksik bir değerlendirme yapılmasına sebep olacaktır.  Bir çok gezginin en çok dikkat ettiği unsur olan fiyatlar ne yazık ki sıcak dönem olarak adlandırdığımız ilkbahar ve yaz mevsimlerinde oldukça yükselmektedir. Azerbaycan’a yaz aylarında yapmayı planladığınız bir seyahati kış aylarında yarı yarıya daha uygun rakamlar ile gerçekleştirebilirsiniz. Uçak bileti, otel fiyatları gibi seyahatin temel unsurları olarak sayabileceğimiz masraflar kış mevsiminde tasarruf edeceğiniz en önemli giderler olacaktır. Yaz aylarında seyahat etmenin ise hava durumu dışındaki en önemli avantajı turistik dönemin de bu aralıkta yaşanıyor olması. Gece hayatı, festivaller ve diğer bütün önemli aktivitelerin en canlı olduğu dönem yaz aylarına denk gelmekte. Kısacası kültürel ve doğal yönüyle öne çıkan ekonomik bir seyahat yapmak istiyorsanız sizin için en doğru aralık sonbahar ve kış mevsiminin kapsadığı dönem olacaktır. Ancak hem hava durumunun etkisinin en az yaşanacağı hem de yaşamın en canlı olduğu dönemi de kapsayan bir seyahat tercih edersiniz, her ne kadar biraz daha yüksek fiyatlara sebep olacak olsa da sıcak dönem sizin için en doğru tarih aralığıdır. Eğer hem yaz aylarında seyahat etmek hem de ekonomik avantajlardan yararlanmak istiyorsanız size seyahatinizi erken planlayıp uçak bileti ve otel konaklamalarında erken rezervasyon fırsatlarını kaçırmamanızı önerebiliriz.

Azerbaycan Festivalleri

Azerbaycan çok uzun yıllar başka ülkelerin kontrolü altında yaşamış olmanın sıkıntılarını günümüzde hala daha çekmektedir. Özellikle Sovyet döneminde eğlence sektörünün neredeyse yok olmuş olması, bu denli eğlenceli ve sıcak kanlı bir toplum için üzücü boyuttadır. Fakat son yıllarda Azerbaycan devletinin ve yerel yönetimlerinin oldukça büyük desteği ile başta başkent Bakü olmak üzere ülkenin hemen hemen her yerinde festival ve eğlence kültürü tekrar canlanmaktadır. Özellikle müziğe olan desteklerini beş farklı müzik festivali düzenlenmesinden çıkarmak mümkün. Bunun  yanında her yıl büyük bir coşkuyla gerçekleştirilen Nar Festivali ve Nevruz kutlamaları görülmeye değer. Yazımızın devam eden kısmında ayrı ayrı bu festivaller hakkında bilgilendirmeye çalıştık.

Azerbaycan Uluslararası Nar Festivali

2018 yılında 13.sü düzenlenen festival Azerbaycan’ın en yoğun dikkat çeken etkinliklerinden bir tanesidir. Bolluk ve bereketin sembol meyvelerinden bir tanesi olan narın, Azerbaycan için önemi bambaşkadır diyebiliriz. Dünya’nın en büyük nar yetiştiricilerinden bir tanesi olan Azerbaycan, aynı zamanda bütün nar türlerinin yetiştiği tek ülkedir. Tarım ekonomisinde de önemli bir yer tutan narı tanıtmak ve bir eğlence vasıtasına dönüştürmek için düzenlenen festival 2005 yılından bu yana Azerbaycan Kültür Bakanlığı’nın desteği ile yapılmaktadır. Yerel müzik toplulukları, halk dansı grupları ve Azerbaycan’ın ünlü sanatçılarının katılımıyla festivalin eğlence ve müzik kısmı oluşturulurken en güzel nar suyunu kimin üreteceği gibi nar yetiştiricilerini de festivale çeken oyunlarla festival esas amacına ulaştırılmaktadır. Özellikle yeni lezzetlere ve yerel mutfağa meraklı olanların Nar Festivalini kaçırmamalarını tavsiye ediyoruz. Farklı renklerde narlardan tutun, içine nar konularak yapılan yemeklere hatta sıcak servis edilen nar dilimlerine kadar bir meyvenin bütün kullanım biçimlerini değerlendirmişler diyebiliriz Azeriler için. Her yıl Kasım ayının başlarında düzenlenen festival, narı ile meşhur olan Göyçay kentinde gerçekleştirilmekte ve iki gün sürmektedir. Türkiye’den yalnızca festival katılmak adına Azerbaycan’a gitmek isteyen gezginler için bir çok tur firmasının düzenlediği 2 gece 3 günlük turları incelemelerini önerebiliriz. Gurme festivallerine meraklı olanlar için Azerbaycan Nar Festivali yanıbaşlarında bir cennet gibi.

Nevruz Kutlamaları ve İlkbaharı Karşılama

Azerbaycan’ın en önemli bayramlarından bir tanesi Nevruz’dur. Çok eski yıllardan bu yana süren bir gelenek olan Nevruz, ilkbaharı karşılamak adına yapılan bir ritüeldir. Azerbaycan ise bu ritüelin en keyifli ve en canlı gözlenebileceği ülkelerinden bir tanesidir. Normalde her yıl mart ayının 21’inde kutlanan Nevruz, Azerbaycan’da ayın 20’sinden başlayıp 26’sına kadar sürmekte ve bu bir haftalık dilim resmi tatil olarak ilan edilmektedir. Nevruz kutlamalarına bir ay öncesinden başlayan yerli halk ise su, ateş, rüzgar ve toprak çarşambası olarak adlandırdıkları ritüeller gerçekleştirmekte ve canlılığın devamını sağlayan dört büyük elemente şükranlarını sunmaktadırlar. Su çarşambasında evlerin etrafına sular serpilirken, ateş çarşambasında sokaklarda büyük ateşler ve evlerde ise yaşayan her insan için bir mum yakılmaktadır. Rüzgar çarşambasında da benzer nitelikte ritüeller gerçekleştirilirken en büyük kutlamalar toprak çarşambasında yapılmaktadır. Bu günde yine mahallelerde büyük ateşler yakılıp, üzerinden atlanmakta ve uğur getirdiğine inanılmaktadır. Yine sokaklarda ve evlerde her türlü yerel yemek ve tatlının bulunduğu uzunca, zengin sofralar kurulmakta ve herkes birbiriyle paylaşmaktadır. Aynı zamanda bir haftalık resmi tatilin de kapsadığı toprak çarşambası başta başkent Bakü olmak üzere Azerbaycan’ın hemen her yerinde festival tadında geçmektedir. Hem yerel halk ile kaynaşmak hem de bir renk curcunasının içinde Azerbaycan sokaklarını keşfetmek isteyen gezginler için Nevruz ritüellerini atlamamalarını ve eğer mümkünse toprak çarşambasına denk gelmelerini öneriyoruz.

Müzik Festivalleri

Azerbaycan Kültür Bakanlığı’nın en yoğun desteği sağladığı sanat alanına müzik diyebiliriz. Sovyet döneminden kalan kalan kültür mirasını ve geleneklerini kendi öz tarihleri ile çok başarılı bir biçimde harmanlamış durumdalar. Şu anda beş adet büyük çaplı müzik festivali olsa da görünen o ki bu sayı önümüzdeki yıllarda çift hanelere ulaşacak. En çok bilinen ve en yoğun ilgi gören müzik festivali, her yıl Bakü’de düzenlenen ve uluslararası sanat camiasının da dikkatini çekmeyi başaran Mstislav Rastropoviç Uluslararası Müzik Festivalidir. Her yıl mayıs ayının ortalarında düzenlenen festivalde, klasik batı müziğinden klasik Türk müziğine hatta caz müziğine varana kadar türlü müzik tarzlarında konserler düzenlenmektedir. Festivalin en çok dikkat çeken konserini ise her yıl Bakü Filarmoni Orkestrası sunmaktadır. Hemen hemen her yaş aralığının dikkatini çeken festivale Dünya’nın her yerinden sanatçılar ve politikacılar da yoğun ilgi göstermektedir. Böylece Azerbaycan uluslararası sanat arenasında hem adını duyurmakta hem de geçmiş yıllarda hayatını kaybetmiş büyük sanatçılarının ismini onurlandırmaktadır. Bir diğer müzik festivali ise Üzeyir Hacıbeyov adına düzenlenmekte ve her yıl Eylül ayının ortalarına denk gelmektedir. Yine uluslararası bir niteliğe sahip olan festival, Dünya’nın çeşitli ülkelerinden takdire şayan katılımlar almaktadır. Aynı zamanda Üzeyir Hacıbeyov’un doğum tarihi olan 18 Eylül günü Azerbaycan’da ulusal müzik günü olarak ilan edilmiş ve kutlanmaktadır. Bu iki büyük festivalin dışında İpek Yolu Uluslararası Müzik Festivali, Muğam Dünyası Uluslararası Müzik Festivali ve yaz aylarında özellikle gençlerin yoğun ilgisine çeken Gebele Müzik Festivali düzenlenmektedir. Bütün bu festivallerin ışığında hem devlet düzeyinde hem de yerli halk düzeyinde Azerbaycan’ın tam bir müzik ülkesi olduğunu söylemek mümkün. Eğer Azerbaycan seyahatinizi eğlence odaklı bir biçimde planlamayı düşünüyorsanız müzik festivallerine bir göz gezdirmeniz tavsiye edebiliriz.

İdman Filmleri Festivali

Azerbaycan Devleti’nin ve halkının sanata olan ilgisi yalnızca müzik alanı ile sınırlı değil. Bütün Dünya’da yedinci sanat olarak anılan ve son yüzyılda sanatın akışını neredeyse tümüyle değiştirmiş olan sinema da bu ilgiden büyük ölçüde nasibini almış durumda. Özellikle gençlerin ve üniversite öğrencilerinin dikkatini çeken İdman Filmleri Festivali hem Azerbaycan’dan hem de Dünya’nın diğer ülkelerinden sinema alanında yapılan yeni işleri görmek açısından önemli bir fırsat. Zaman zaman Dünya’dan ve Azerbaycan’dan yönetmenlerin katılımıyla söyleşiler de düzenlenmekte ve böylece gençlerin sinema alanına ilgisini artırmak amaçlanmaktadır.

Azerbaycan Şehirleri

Bir çok insan için Azerbaycan denince akla Bakü ile sınırlı bir ülke gelmekte. Ancak hem geçmişi hem de kültür mirası ile Azerbaycan, Bakü ile sınırlandırılamayacak kadar güçlü ve çeşitli bir uygarlık. Bu nedenle Azerbaycan’ın görülmesi gereken şehirleri de oldukça fazla sayıda. Tabi ki Türkiye denince ilk akla gelen şehir nasıl İstanbul oluyor ise Azerbaycan denince ilk akla gelen şehir de Bakü oluyor. Ancak Bakü’den başlayıp batıya ve kuzeye doğru uzanan hatta bir çok doğal güzelliği ve kültürel mirası yerinde incelemeniz ve keşfetmeniz mümkün. Kısaca Azerbaycan’ın görülmesi gereken şehirlerinden bahsetmeye çalışacağız.

Azerbaycan haritası - Azerbaycan şehirleri

Azerbaycan Bakü

Azerbaycan’ın hem ekonomik hem sosyal hem de kültürel olarak kalbinden söz etmek gerekirse orası mutlaka Bakü olacaktır. Azerbaycan gezilecek yerler arayışında bulunan kişiler genelde Bakü’yü ön sıraya alıyorlar. Bakü yalnızca stratejik ve politik olarak bir başkent olmanın çok ötesiden nitelikleri olan bir şehirdir. Ekonomik, sosyal ve teknolojik olanakları Azerbaycan nüfusunun oldukça yüksek bir kısmını Bakü’ye yönlendirmiş ve resmi kaynaklara göre nüfusu 2.5 milyonu aşmış, resmi olmayan kaynaklara göre ise 4 milyona ulaşmıştır. Hazar Denizi’ne kıyısı olması ise Bakü’yü aynı zamanda bir liman kenti haline getirmiştir ve Kafkas haritası göz önüne alındığında en büyük limana sahiptir denilebilir. Yani Bakü, Hazar Denizi üzerindeki ticaretin yönlendiricisi ve yöneticisi konumundadır. Bu durum beraberinde yüksek ticaret karları ve para kazanma olanağını da getirmiştir. Ancak Azerbaycan devleti ve halkı doğru şehir planlamaları ve yoğun çabaları ile Bakü’yü yalnızca bir ticaret şehri olmaktan fazlası haline getirmişlerdir. Sovyet yönetiminden ayrıldıkları tarihten bu yana Azerbaycan’ın bütün yöneticileri hiç durmadan Bakü’nün sosyal ve ekonomik olanaklarını artırmaya yönelik çalışmalar yapmışlardır. Özellikle son on yılda hem ülkenin ekonomik refah düzeyinin artması hem de ticaretin Bakü’de yoğunlaşması ile yatırımlar durdurulamaz düzeyde bir hıza erimiştir. Aklınıza gelebilecek her türlü kültür ve eğlence binası Bakü’ye birden fazla sayıda inşa edilmiş ve hem proje düzeyinde hem de inşa düzeyinde çalışmaları devam etmektedir. Opera binaları, sinema salonları, konser salonları, tiyatro binaları ve akla gelebilecek her türlü sosyal olanaklı bina inşa edilmiş ve içlerinin kültür-sanat faaliyetleri ile doldurulması için gece gündüz çalışılmaktadır. Bu durum beraberinde hem yerli halkın sosyal olanaklarının artmasına hem de şehre gelen turistlerin keyifli zaman geçirmesine neden olmaktadır. Bütün bu sosyal olanaklar ise yanında yeni restoranlar, barlar, diskolar ve gece kulüpleri ile beraber gelmektedir. Gece hayatının bütünü olarak da görülebilecek olan bu yatırımlar Bakü’yü, Kafkas Bölgesi’nin en çok dikkat çeken şehri haline getirmektedir. Özellikle gençler ve bu bölgeyi gezen gezginler için mutlaka uğranması gereken, hatta üzerine rota çizilen bir kenttir. Yalnızca sosyal olanakları ile değil eğitim alanında da 2000’li yılların başından bu yana büyük adımlar atılmaktadır. Aynı ekonomik yönleriyle olduğu gibi eğitim alanında da Sovyet döneminden kalan deneyimlerin üzerine eklenerek devam edilmiştir. Eğer Türkiye’de üniversite okuyacak olan veya okuyan ya da eğitim alanıyla ilgilenen birisiyseniz mutlaka Bakü’ye okumaya giden Türk öğrenciler hakkında bilgi sahibi olmuşsunuz ya da en azından kulağınıza çalınmıştır. Bazı bölümlerde ücretli bazı bölümlerde ise ücretsiz eğitim söz konusudur. Türkiye’den Bakü’ye eğitim almaya giden öğrenciler için en büyük dikkat çeken avantaj ise Türkiye vatandaşlarına sağladıkları kolaylıklardır. Hem sosyal alanın içinde hem de eğitim alanında kendinizi ülkenizde hissetmeniz için gereken her türlü yardımı ve desteği sağlamaktalar. Yıllardır süre gelen kardeş ülke söylemlerinin ne kadar gerçeği yansıttığını Bakü’ye eğitim almaya giden Türkiye vatandaşlarından dinlemeniz mümkün. Yalnızca eğitim alanında değil iş olanakları konusundan da Azerbaycan ile Türkiye birbirlerini hemen hemen her alanda desteklemekteler. Bu desteğin en yoğun görünür olduğu şehir ise hiç şüphesiz Bakü olarak gösterilebilir. Bakü’ye inşa edilen herhangi bir yapıda Türkiye’den giden mimar ve mühendislerin imzalarını görmek sizi şaşırtmamalı. 2000’li yılların başında başlayıp günümüze kadar devam eden Bakü’nün geliştirilmesi sürecinde Türkiye’den Azerbaycan’a giden kalifiye meslek çalışanlarının etkisi yadsınamayacak derecede yüksektir. Ticaret ve kültür-sanat yönleri dışında sanayisi ile de ön plana çıkmak isteyen Bakü, bu alana da oldukça yüksek bütçeli yatırımlar yapmaktadır. Şehrin hemen hemen bütün çıkışlarında hatta bazı bölgelerde şehrin içlerine kadar yayılmış fabrikalar ve farklı endüstri yapıları görmek mümkün. Aynı inşaat alanında olduğu gibi sanayi ve endüstri alanında da Türkiye’nin desteğine ve deneyimine sık sık başvurmaktalar. Hatta bu sanayi ve endüstri ortaklığı beraberinde son yılların en önemli projelerinden bir tanesi olan Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı projesini doğurmuştur. Her üç ülkenin de yoğun emekleri ile yapılmış olan proje tamamlandığında Avrupa’nın enerji ihtiyacının yarısından fazlasını karşılayacağı düşünülmektedir. Hem kendi halkına hem de komşularına iş imkanları yaratan Bakü sanayisi, liman kenti olmasının avantajlarını da çok iyi kullanarak Hazar Denizi üzerindeki en önemli şehir konumuna ulaşmıştır. Kısacası hem sosyokültürel olarak hem de teknoloji ve sanayi alanında ulaşılmış olan noktayı görmek açısından Bakü bütün gezginleri büyük fırsatlar sunmakta. Evet Azerbaycan’ı görmek yalnızca Bakü ile sınırlı olamayacak kadar büyük fakat Bakü’yü görmek ve keşfetmek hem Azerbaycan hem de diğer Kafkas ülkelerini tanımak açısından önemli avantajlar yaratacaktır. Eğer Azerbaycan’a bir seyahat planlıyorsanız mutlaka Bakü’yü görmelisiniz ve hatta zamanınız yeterli ise en az üç gün ayırmalısınız diye düşünüyoruz.

Azerbaycan Gence

Azerbaycan gezilecek yerler arayışında iseniz ikinci şehriniz kesinlikle Gence Azerbaycan olmalıdır. Azerbaycan’ın en eski şehirlerinden biri olan Gence aynı zamanda ülkenin en büyük ikinci kentidir. Şehre dair olarak ilk bilgiler Dede Korkut Hikayelerine kadar dayanmaktadır. Milattan sonra 5. yüzyılda kurulan şehir yalnızca Azerbaycan’ın değil Kafkasya Bölgesinin de en eski yerleşim yerleri arasındadır. Şehrin adı Çarlık Rusya İmparatorluğu kaynaklarında Elizavetpol, Sovyetler Birliği kaynaklarında ise Kirovabad olarak geçmektedir. Günümüzdeki ismi ise çok daha eski zamanlara dayanmakta ve geniş, bol anlamına gelen ‘gan’ sözcüğünden türemiştir. Azerbaycan’ın kuzeybatısında yer alan Gence, Ermenistan sınırına da oldukça yakındır. Azerbaycan’ın karasal iklime sahip şehirlerinden bir tanesi olmasından dolayı özellikle kış aylarında dereceler oldukça düşük seviyelere inebilmektedir. Aynen Bakü’de olduğu gibi Gence’de de 2000’li yılların başından bu yana yatırımlar hız kesmeden devam etmektedir. Her ne kadar ülkenin en büyük ikinci kenti olsa da nüfus olarak başkent Bakü’nün oldukça gerisinde kalmıştır. Resmi kaynaklara göre nüfusu yaklaşık olarak 350 bin kişidir. Nüfusun bu kadar az olmasının en önemli nedeni ise Azerbaycan içindeki nüfusun büyük kısmının Bakü’ye göç etmiş olmasıdır. Son yıllarda yatırımların hızlanması ile şehir nüfusunu korumaya başlamış olsa da daha önce kaybettiği kısmı ne yazık ki geri döndürememiştir. Bu nüfus azlığı sorunu her ne kadar sanayi ve endüstri alanından şehri geri bıraksa da turistik yönden avantajları oldukça artmıştır. Gence diğer alanlarda kaybettiği gelirleri turizm alanından sağlamaya çalışmış ve bu yolda nispeten başarılı da olmuştur. 1600 yılı aşkın uzun bir geçmişe sahip olması ise bu turizm yatırımları için altın değerinde fırsatlar sunmuştur. Kafkasya’nın ve Azerbaycan’ın tarihine meraklı olanlar için Gence, tarih çağlarında bir yolculuk sunabilecek şehirlerden bir tanesidir. Azerbaycan Kültür Bakanlığının da bu mirasa sahip çıkması ile özellikle kültür turizmi yolunda oldukça önemli adımlar atılmıştır. Çarlık Rusya ve Sovyetler Birliği dönemlerinden kalan eserler korunma altına alınmış ve daha önceki dönemlerden kalma eserlerin tekrar gün yüzüne çıkarılması için arkeolojik seferberlik ilan edilmiştir. Başta Türkiye olmak üzere Dünya’nın hemen hemen her yerinden arkeologlar şehirde çalışmalarına devam etmektedirler. Gence’nin en önemli avantajlarından bir tanesi ise şehrin hemen hemen her yerine yürüyerek ulaşmanın mümkün olması. Bu nedenle gezginler kentin her yerine rahatlıkla keşfedebilmektedir. Şehrin dış kısımlarında yer alan tarihi yapılara ise dolmuşlar ile ulaşımlar oldukça rahattır. Aynı zamanda günlük şehir turları ile de kentin her yerini görmeniz mümkün. Kentin turist potansiyelini artırmak adına ise başkent Bakü başta olmak üzere Azerbaycan’ın her yerinden Gence’ye ulaşılabilmekte. Gence’nin görülmesi gereken en önemli eserleri arasında ise Şah Abbas Kervansarayı, Juma(Cuma) Camii, Nizami Gencevi’nin Anıt Mezarı, Ortaçağ Hamamı, Han Bağı, Ermeni Kilisesi, Kafkas Arnavut(Alban) Kilisesi, Ortaçağ Kervansarayı, Javad Khan Mezarı, Bottle House, Tatlar Meclisi ve Merkez Müzesi sayılabilir. Gence’nin tarihi yapıları ve kültürel geçmişi dışında anılması gereken bir diğer özelliği ise mutfağıdır. Klasik Azeri Mutfağı, Rus Mutfağı ve İran Mutfağının muhteşem birlikteliği ile ortaya çıkmış ve adından söz ettirmektedir. Bu nedenle şehrin hemen hemen her yerinde hem yerel mutfağa ait hem de Dünya mutfağına ait farklı tarz ve türlerde restoranlar görmeniz mümkün. Eğer Azerbaycan’ın kültürünü, tarihini ve mutfağını aynı anda bünyesinden barındıran ve Bakü’den daha sakin, daha az el değmiş bir şehrini arıyorsanız; Gence kesinlikle sizin aradığınız yer olacaktır.

Khachmaz (Haçmaz)

Mimarı tarihi 14. yüzyıla uzanan ancak kültürel tarihinin çok daha eski zamanlara kadar uzandığı bilinen bir kenttir Khachmaz. Rusya’ya bağlı olan özerk Dağıstan Federal Bölgesi ile komşudur. Yani Azerbaycan’ın en kuzeyinde Rusya sınırında bulunmaktadır. Azerbaycan gezilecek şehirler için burası pek tercih ediliyor olmasa da bilgi vermek istedim. Şehrin tarihinin Büyük Hun İmparatorluğu’na kadar uzandığı düşünülmektedir. İsmini ise Hun İmparatorluğu’nun bir kolu olan Khachmataki kabilesinden aldığı ve zaman içinde evrilerek günümüzdeki haline dönüştüğü düşünülmektedir. Bu nedenle Azerbaycan’daki en eski Türk kentlerinden bir tanesidir. Şehrin kültürel mirası ve mimari yapıları dışında Azerbaycan için çok daha önemli bir vasfı vardır. Sovyetler Birliği’nin dağılması ve Azerbaycan’ın bağımsızlığını elde etmesinden sonra başlayan ülkenin toparlanması ve gelişmesi süresince şehrin ekonomik olarak büyük katkıları olmuştur. Tam bir tarım kenti olan Khachmaz, bu süreçte hem Azerbaycan’ı beslemiş hem de ihracata önemli katkılar sunarak ekonominin canlanması ve büyümesine temel oluşturan şehirlerden bir tanesi olmuştur. Son yıllarda Azerbaycan ekonomisinin neredeyse tamamının başkent Bakü’ye kayması ile birlikte tarım kenti kimliğinin yanına turizm kenti kimliği de eklenmeye başlamıştır. Rusya’ya ve Gürcistan’a olan yakınlığı ile bu ülkeleri ziyaret eden gezginlerin de uğrak noktalarından bir tanesi olan şehir aynı zamanda Azerbaycan’a seyahat edenlerin de mutlaka uğradığı noktalar arasındadır. Hazar Denizi’ne 10 kilometre mesafede bulunması ise özellikle yaz turizmini çok canlı seviyelere çekmiştir. Başta Nabran Bölgesi olmak üzere şehrin hemen hemen her yeri yaz turizmi için oldukça elverişlidir ve turistlerin yoğun ilgisi altındadır. Fakat şehri turistik kılan ögeler yalnızca yaz turizmi ile sınırlı değildir. Hun İmparatorluğu’na kadar uzanan tarihi kültür turizmi için de oldukça elverişlidir. Şehrin hemen her yerinde oldukça fazla sayıda müze, camii, kilise, anıt, heykel ve kültürel yapı görmek mümkün. Fotoğraf sanatına meraklı olanlar için de şehir hem kültürel ve mimari yapıları hem de doğal güzelliği ile bir çok kare sunmaktadır. Azerbaycan’a sıcak dönemde gidip hem yaz tatili hem de kültürel bir seyahat yapmak istiyorsanız Khachmaz tam olarak sizin aradığınız kent diyebiliriz.  

Gobustan (Kobustan)

Azerbaycan topraklarında yer alan en eski kentlerden bir tanesi Gobustan’dır. Bilinen tarihi milattan önce 5. yüzyıla kadar uzanmaktadır. Her ne kadar tarihi en eski Azerbaycan şehirlerinden olsa da bağımsızlık sonrasında aynı derecede önem görmemiştir. Nüfusu yaklaşık olarak 40 bin kişidir. Şehire tepeden bakıldığında ise kocaman bir park görmek mümkün diyebiliriz. Azerbaycan’ın kalkınması ve gelişmesini içeren son yirmi yıllık zaman diliminde ise tamamen bu özelliği öne çıkacak şekilde geliştirilmiş ve organize edilmiştir. Başkent Bakü’nün yaklaşık olarak 100 km batısında yer almaktadır. Azerbaycan’ın en önemli ve en büyük milli parkı olarak da görebileceğimiz Gobustan, bu özelliği ile her yıl binlerce turistin yoğun ilgisini çekmektedir. Şehrin bir çok noktasında hem antik çağlardan kalma hem de daha önce Azerbaycan topraklarında yaşamış bütün medeniyetlerden kalma eserler müzelerde ve açık hava alanlarda sergilenmektedir. Gobustan’a gittiğinizde Çarlık Rusya’dan tutun Hun İmparatorluğu’na varana kadar bir çok medeniyetin tarihine tanıklık edebileceğiniz eserler görmeniz mümkün. Yalnızca tarihi ve arkeolojik eserler yönünden değil doğası yönünden de kendine hayran bırakan bir kent Gobustan. Aynı zamanda cilde iyi geldiği söylenen çamur volkanları da şehrin turistik gelişimine önemli katkılar sunmuştur. Azerbaycan’ın doğal güzelliklerini, tarihi ve kültürel değerleriyle birlikte, küçücük ve sempatik bir şehirde keşfetmek isteyen gezginleri ılıman havası ile dört mevsim beklemektedir Gobustan.

Azerbaycan Şeki

Başkent Bakü’nün yaklaşık olarak 400 km kuzeyinde yer alan Şeki, Azerbaycan’ın en çok medeniyet görmüş şehirlerinden bir tanesidir. Araplardan Safevilere, Osmanlılardan Gürcülere varana dek bir çok imparatorluğun kontrolü altına alınmış olan şehir önce Rus İmparatorluğu daha sonra Sovyetler Birliği ve en son olarak da bağımsız Azerbaycan topraklarında yer almıştır. Bu yönüyle her ne kadar kaotik bir geçmişe sahip gibi görünse de kültürel olarak oldukça zengin bir şehir görüntüsüne bürünmüştür. Günümüzde hem bu tarihi alt yapısı hem de Azerbaycan devletinin yatırımları aracılığı ile gösterdiği çabası birleşerek, Şeki’yi ülkenin en önemli turizm noktalarından bir tanesi haline getirmiştir. Bütün bu çabalar ise 2016 yılında ödülünü vermiş ve Şeki’yi 2016 Türk Dünyası Başkenti konumuna yükseltmiştir. Bu durum beraberinde özellikle Müslüman toplumların Şeki’ye yönelmesini getirmiştir. Aynı zamanda şehir Azerbaycan mutfağının en güzel örneklerini misafirlerine sunabileceği çok sayıda restorana sahiptir. Şehrin yaklaşık nüfusu 70 bin kişidir ve kış mevsimi dışında oldukça ılıman bir iklime sahiptir. Azerbaycan’ı bütünüyle tanımak ve keşfetmek isteyen gezginlerin Şeki’yi rotalarına iliştirmelerini ısrarla önerebiliriz.

Azerbaycan Gece Hayatı

Azerbaycan denince akıllara Azerbaycan’da gece hayatı pek fazla gelmiyor olsa da bunun bir yanılgı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Hem son yirmi yılda yapılan yatırımlar hem de yerli halkın eğlenceye olan düşkünlüğü göz önüne alındığında Kafkas coğrafyasında bu konuda en çok öne çıkan ülkelerden bir tanesi diyebiliriz. Başta başkent Bakü olmak üzere ülkenin hemen hemen her yerinde hem alkollü hem de alkolsüz olarak her çeşit eğlence biçimini bulmanız mümkün. Azerbaycan’a daha önce gidenlerin de anımsayacağı üzere Rusların oldukça yoğun etkisini görmek mümkün gece hayatında. Sosyal alanlara olan etkilerine benzer bir biçimde gece hayatı eğlencelerini de etkilemiş durumda Rusya ve Rus kültürü.

Gece hayatı ve sosyal olanaklar konusunda ilk düşünülen gece kulüpleri ve barlar olmaktadır. Özellikle son yirmi yılda olmakla beraber başta başkent Bakü ve diğer Azerbaycan şehirlerinde onlarca gece kulübü, bar ve pub bulabilmeniz mümkün. Özellikle Asya ülkeleri ile ilgili turistlerin kafalarında oluşan alkollü mekan endişesi Azerbaycan için kesinlikle geçerli değil, hatta bir çok Avrupa ülkesi kadar da başarılı olarak görülebilir. Hem çift olarak seyahat eden hem de kadın veya erkek fark etmeksizin yalnız başına seyahat eden gezginler için Azerbaycan’ın her yerinde güvenli bir biçimde eğlence alternatifleri mevcut. Yerli halkın özellikle genç ve öğrencilerden oluşan kısmı da gece hayatını aktif birer parçasını oluşturmakta. Hatta İstanbul’da ve Türkiye’nin diğer büyük şehirlerinde de çok sık organize edilen öğrenci partileri Azerbaycan gece hayatında da oldukça yaygın durumda. Bu nedenle girdiğiniz bir çok mekanda yerli veya yabancı öğrencilerle karşılaşmanız çok yüksek bir ihtimal. Fiyatlar ise yaklaşık olarak Türkiye ile aynı seviyelerde diyebiliriz. Votka gibi yakın komşularından temin ettikleri veya kendi ürettikleri içkilerde ise fiyatlar genel olarak Türkiye’nin altında. Bu sebeple eğlenmek için sokaklara çıkan insanların elinde bol bol votka şişesi görmeniz mümkün. Azerbaycan devleti turizme verdiği desteği gece hayatının gelişmesine de esirgemiyor diyebilir, hatta gece hayatını turizmin vazgeçilmez bir parçası olarak gördüklerini söyleyebiliriz. Bundan dolayı başta güvenlik olmak üzere özellikle turistlerin herhangi bir sıkıntı yaşamaması adına bütün imkanlarını seferber etmiş durumdalar.

Azerbaycan gece hayatının en güzel mekanlarını ve en kesintisiz saatlerini tabi ki en başta başkent Bakü’de yaşayabilirsiniz. Özellikle Cuma ve cumartesi günlerinde sabahın ilk ışıklarına dek kesintisiz eğlenceyi bulmanız mümkün. Bakü ve Azerbaycan gece hayatının en çekici özelliklerinden bir tanesi de her bütçeye uygun mekan bulunabiliyor olmasıdır. Gençlerin ve öğrencilerin takıldığı fiyatların nispeten düşük olduğu barlardan deniz kıyısında yer alan ve oldukça pahalı olan gece kulüplerine varana kadar her tarzda ve her fiyat aralığında mekan bulabilmeniz mümkün. Bakü gece hayatının en çok tercih edilen ve en canlı noktası ise Hazar Denizi kıyısında yer alan mekanlardır. Yabancı turistlerin de en yoğun ilgi gösterdikleri mekanlar da bunlardır. Fiyatları şehir merkezindeki gece hayatı olanaklarına göre biraz daha pahalı olsa da hem yerlilerin hem de turistlerin ortak düşüncesi bu bölgedeki mekanların Bakü gece hayatının kalbini oluşturduğu yönündedir. Üniversite öğrencilerinin organize ettiği büyük bütçeli partiler de genel olarak bu mekanlarda yapılmaktadır. Eğer Bakü’de gençlerle ve öğrencilerle beraber takılıp aynı zamanda yeni insanlar tanımak istiyorsanız bu bölgede yer alan mekanları ıskalamanızı önerebiliriz. Yine aynı şekilde çiftler için de en keyifli olanaklar bu bölgede yer alan mekanlardadır. Bakü ile özdeşleşerek ismini duyuran başlıca gece hayatı mekanları ise Eleven Restaurant, Buddha Bar, Enerji Club, Otto Bar, Hiss Club, La Vida Tequila Club ve Sky Bardır.

Azerbaycan gece hayatı denince yalnızca alkollü mekanlardan bahsedersek koskoca bir kültüre haksızlık etmiş oluruz diye düşünmekteyiz. Hem Rusya İmparatorluğu döneminden hem de Sovyetler Birliği zamanından harmanlayarak getirdikleri muazzam bir sanat altyapıları olduğundan söz etmeden geçmek Azerbaycan gece hayatını eksik anlatmak demektir. Hem tarihi yapıları tekrar restore ederek hem de son 20 yıl içinde onlarca yeni mimariler ortaya koyarak sanat etkinliklerinin sayı ve kalitelerinin artmasına vesile olmuşlardır. Opera, bale, tiyatro gibi sahne sanatlarında Asya kıtasının öncü ülkeleri arasında görülüyorlar. Bu nedenle eğer Azerbaycan’a yolunuzu düşürmeye niyetliyseniz bu tarz sanatsal etkinliklere de bir göz atmalısınız. Özellikle Bakü Opera Binası’nda gerçekleştirilen etkinlikler hayatınız boyunca hafızanızdan çıkaramayacağınız güzellikte olacaktır. Azerbaycan devlet büyüklerinden tutun halkın her kesiminden insana varana kadar bütün Bakü’nün ilgisi altında yükselen bir mimari harikadan söz ediliyor Bakü Opera Binası denince. Yalnızca opera ve tiyatro gibi köklü sanatlarda değil modern dünyanın gözdesi olan ve yedince sanat olarak da anılan sinema konusunda da büyük adımlar atılmış durumda. Hem yaptıkları film festivalleri hem de yılın özellikle sıcak mevsiminde kurdukları açık hava sinemaları ile bu alana verdikleri önemi gözler önüne seriyorlar. Açık hava sinemalarına yerli halkın olduğu kadar turistlerin de ilgisi çok yoğundur. Azerbaycan’a gezinizde yalnızca gündüzleri değerlendirmek dışında bir şeyler ekleyerek planınızı daha keyifli bir hale getirmek isterseniz hem eğlencenin sınırsız olduğu gece kulüpleri ve barlar sizleri karşılamakta hem de Asya kıtasının en çok yatırım alarak gelişen sanat alanına sahip olan bir ülke karşınıza çıkmakta. En çok öne çıkan ve turistlerin ilgisini çeken özelliklerinden bir tanesi de bu etkinliklerin yalnızca başkent Bakü ile sınırlı kalmayıp hemen hemen bütün Azerbaycan’da ulaşılabilir olması. Tabi ki her alanda olduğu gibi bu alanda da Bakü en zengin durumdaki şehir fakat diğer Azerbaycan şehirleri de hem farkı kapatmak hem de turizme katkı sağlamak için büyük atılımlar yapmaktalar.

Azerbaycan’da Yeme İçme Fiyatları

Azerbaycan her ne kadar son 20 yılda büyük atılımlar yaparak ekonomisini Asya ve Kafkasya içerisinde bir lokomotif ekonomi haline getirmek istiyor olsa da bu konuda hala atılması gereken çok sayıda adım mevcuttur. Bu nedenle özellikle Türkiye gibi Dünya’nın güçlü ekonomilerine sahip olan ülkelerinden Azerbaycan’a seyahat eden gezginler harcamalarını çok zorlanmadan yapabilecek durumdalar. Yeme içme fiyatları da hemen hemen bütün masraflarda olduğu gibi bütçenizi çok zorlamayacaktır. Fiyatların bu denli uygun olmasında Sovyetler Birliği döneminden kalma politik ve kültürel alışkanlıkların da etkisi vardır. Azerbaycan’da yaşayan en dar gelirli vatandaşlar dahil halkın hemen hepsi zorunlu gıda maddelerine rahatlıkla ulaşabilmektedir. Yerli halka sağlanan bu imkanlardan turistler de eksik bırakılmamakta ve yeme içme fiyatları oldukça uygun fiyatlarda konumlandırılmaktadır. Tabi ki dünyanın her yerinde olduğu gibi Azerbaycan’da da lüks tüketime dönük yüksek fiyatlı restoranlar bulunmaktadır ancak hem öğrencilerin hem de gelir düzeyi daha alt seviyelerde olan vatandaşların yararlandığı onlarca seçenek de mevcuttur. Dünya’nın farklı ülkelerinden Azerbaycan’a öğrenci göçü olmasının en önemli sebeplerinden bir tanesi de bu tarz yaşam giderlerinin oldukça makul fiyatlara sunulmasıdır. Ülkenin en büyük şehri olması ve Kafkas bölgesinin en yoğun turizm hareketliliğine sahip şehirlerinden bişr tanesi olması sebebi ile Bakü’de fiyatlar Azerbaycan ortalamasının biraz daha üzerinde seyretmektedir. Ancak burası da diğer Dünya başkentlerine göre makul sayılabilecek durumdadır. Azerbaycan’da yeme içme fiyatları belirlenirken devletin özellikle üzerine düştüğü bir durum vardır ki bu yerli üretime destek sağlanmasıdır. Bu nedenle hem marketlerde hem de restoranlarda Azerbaycan üretimi olan ürünlerin fiyatları ithal olanlara göre neredeyse yarı yarıya daha ucuzdur. Azerbaycan’ın herhangi bir yerinde ucuz bir yemek fiyatı 10 lira ile 30 lira arasında değişmektedir. bu tarz ucuz restoranlarda hem Türk mutfağından hem de Dünya mutfağından farklı sokak lezzetleri, ekmek arası ürünler gibi seçenekler bulabilmeniz mümkün. Daha orta sınıf bir restoranda ayak üstü yerine uzun süreli bir yemek için iki kişi ortalama olarak 80 lira ile 120 lira arası bir hesap ödemektedir. Bu fiyatlar sizin tercihlerinize göre daha yüksek seviyelere çıkabildiği gibi daha makul rakamlara da inebilmektedir. Dünya’nın yeme içme fiyatlarını anlatmak için ölçü niteliğinde kullandığı McDonalds’da ise bir kişi ortalama olarak 20 ile 30 lira arasında bir ücret ödeyerek karnını doyurabilmektedir. Ancak bu noktada bir nebze pahalı görünüyor olmasının sebebi daha önce de bahsettiğimiz yerli üreticiyi koruma politikalarından kaynaklıdır. Yine aynı politikalardan dolayı mekanlarda bir bardak yerli biraya 5 ile 8 lira arasında öderken ithal bir biraya 13 ile 20 lira civarında rakamlar ödemeniz gerekmektedir. Marketlerde de alkol fiyatları aynı şekilde düzenlenmiştir. Yerli üretim bira ve votkalar oldukça uygun fiyatlı iken ithal olanlar oldukça yüksektir. Bir şişe suyun fiyatı ise market ve restoranlarda farklı farklı olmak üzere 1 lira ile 3 lira arasında değişmektedir. Bir bardak kahvenin fiyatı ise yine satın alındığı yere ve bölgeye bağlı olarak 4 ile 10 lira arasındadır. Azerbaycan’da en çok fiyat farklılığı ise sebze ve meyve fiyatlarında ortaya çıkmaktadır.  Marketlerden, pazarlardan ve sokak tezgahların yani manavlardan almanıza göre fiyatlar arasında yarı yarıya farklar görebilmeniz mümkün. Mevsimine göre değişse de fiyatların en ucuz olduğu alan pazarlar. Daha sonra ise sokak aralarında karşınıza çıkan pazarlar gelmekte ve en son olarak fiyatların en pahalı olduğu yerler yani marketler bulunmakta. Bu sebeple yerli halk genel olarak meyve ve sebze alışverişlerini pazarlardan yapmaktalar. Kısacası Azerbaycan hem turist olarak gezenlere hem de ülkede yaşamak isteyenlere oldukça makul yeme içme fiyatları sunmakta.

Azerbaycan’da Saat Kaç?

Azerbaycan bir çok konuda olduğu gibi yaşamı ve çalışma saatlerini düzenleme konusunda da Türkiye’ye oldukça benzemektedir. Son yıllarda ülkemizde de çok sık konuşulan yaz saati uygulamasının kaldırılması konusu 2016 yılından bu yana Azerbaycan’da da aynı şekilde uygulanmaktadır. Yaz saati uygulamasının kaldırılması dolayısıyla özellikle Avrupa’ya seyahat eden gezginlerin mevsimlere göre kafası karışıyor. Ancak bu durum Azerbaycan için geçerli değil. Hem yaz mevsiminde hem de kış mevsiminde Azerbaycan saati Türkiye saatinin bir saat ilerisinde. Türkiye’nin batı illerinden Azerbaycan’a gidenler için bu durum garipsenmese de doğu illerinden seyahat edenler için zaman zaman kafa karışıklığına yol açmakta. Çünkü yerel saatin hesaplanması amacıyla kullanılan meridyen çizgileri Azerbaycan’ın meridyen çizgilerine oldukça yakın fakat saat her zaman bir saat geride. Bu sebeple Azerbaycan’a seyahat etmeden telefonlarınızın ve kol saatlerinizin ayarını yapmanızı öneriyoruz ve hatta var ise otomatik ayarlamayı açık tutmalısınız. Böylece saat farkı sebebi ile ortaya çıkabilecek problemlerden kaçınmış olursunuz.

Azerbaycan’da Mutlaka Gezilmesi Gereken Yerler

Azerbaycan yer aldığı coğrafyanın tarihi ilkel çağlara kadar uzanmakta. Aynı zamanda tarih boyunca bütün egemen devletlerin kontrolü altında tutmak istediği bir bölge. Bu sebeple Azerbaycan onlarca hatta yüzlerce tarihi yapıya ve mimariye sahip. Azerbaycan’da görülmesi gereken yerler belki de saymakla tüketilemeyecek kadar çok ve değerli. Biz yazımızın bu bölümünde hem turistik olarak hem de kültürel olarak adından en çok söz ettirmiş yapılardan ve tarihi eserlerden söz etmeye çalışacağız.

Alev Kuleleri

Asya ve Kafkasya coğrafyalarında son 20 yılın en büyük gelişme ve büyüme gösteren ülkelerinden söz ederken mutlaka Azerbaycan ismini duyuyoruz. İşte Alev Kuleleri bu büyümenin en büyük kanıtlarından bir tanesi. Yapımı işin 400 milyon dolar ve altı yıl gereken kuleler, başkent Bakü’de yer almakta. Azerbaycan’ın ilk gökdelenleri olması yönüyle de dikkat çekiyorlar. Azerbaycan gezilecek yerler arasında mutlaka burayı listeye ekleyiniz. Yapımına 2007 yılında başlanmış ve 2013 yılında tamamlanmıştır. Tamamlanır tamamlanmaz ise uluslararası arenada adından söz ettirmiş ve MIPIM tarafından ‘En iyi otel ve turizm kompleksi’ ödülünü almıştır. Kulelerin en çok dikkat çeken özelliği ise yapıya adını da veren şeklidir. Her biri aleve benzeyen 3 kulenin yan yana gelmesi ile oluşan Alev Kuleleri, birbirinden farklı amaçlar için kullanılmaktadır. Bünyesinde aynı anda otel, konut, alışveriş merkezi ve iş merkezleri bulunmaktadır. Tamamlandığı yıldan bu yana Bakü’nün en önemli yapılarından bir tanesi haline gelmiştir. Bütün kullanım vasıfları arasında otel olma özelliği en çok ilgi çeken yönüdür. Yurt dışından Azerbaycan’a gelen iş adamları, sanatçılar, politikacılar genellikle Alev Kuleleri’nde konaklamakta ve iş görüşmelerini burada sürdürmektedirler. Modern zamanlarda Azerbaycan ve Bakü denince Alev Kuleleri’ni görmeden ve bahsetmeden geçmek olmaz diye düşündük.

Kız Kulesi

Azerbaycan’da gezilecek yerlerden bahsedince ilk olarak altının çizilmesi gereken Kız Kulesi’dir. Başkent Bakü’nün eski şehir kısmının güneydoğu bölümünde yer almaktadır. Kız kulesi yalnızca Bakü’nün değil aynı zamanda Abşeron’un da en değerli mimari eserlerinden bir tanesidir. Tam olarak ne zaman ve ne amaçla inşa edildiğine dair birbirinden oldukça farklı görüşler bulunmaktadır. Bazı tarihçiler Kulenin tarihinin 3000 yılı aşkın bir zamana kadar uzandığını savunurken bazı tarihçiler ise bu sürenin daha kısa olduğunu belirtmektedir. Yapının duvarları üzerinde ‘Davud’un oğlu Mesud’un Kulesi’ yazmaktadır. Bu cümleden yola çıkarak kulenin tarihine dair yine farklı farklı görüşler ortaya çıkmıştır. Bazı araştırmacılar Mesud’un kulenin mimarı olduğunu savunurken bazı araştırmacılar ise Kız Kulesi’ni inşa ettiren hükümdar olduğunu söylemektedir. Tarihçilerin en yoğun olarak etrafında birleştiği fikir ise Kız Kulesi’nin Sümerler zamanında inşa edildiğidir. Arkeologlar ise Kule’nin taşlarından aldıkları örnekleri analiz ederek Kız Kulesi’nin antik çağlarda yapıldığını iddia etmişler, ancak net bir sonuca varamamışlardır. Bilimsel açıklamalar dışında ise yerli halkın en çok sevdiği hikaye kulenin yapım nedenini bir kıza bağlamaktadır. Efsaneye göre Bakü Hanı, kızını kimseye göstermemek için bu kulenin duvarları arasına hapsetmiştir. Uzunca yıllar burada yaşamak zorunda kalan kız, en sonunda dayanamayıp kendini Hazar Denizi’nin sularına atarak boğmuştur. Yine bir diğer efsaneye göre Azerbaycan’ın tarihi boyunca yaşadığı bütün savaşlarda en zor ele geçirilen yeri bu kule olmuştur. Bu nedenle bakire kule olarak adlandırılmış ve zamanla adı Kız Kulesi’ne dönüşmüştür. Kız Kulesi, 8 katlı ve yaklaşık olarak 30 metre yüksekliği olan bir yapıdır. El ile yontularak şekil verilen taşlarla inşa edilmiş ve tavanı kubbe şeklindedir. Kulenin günümüze dek bu kadar sağlam biçimde gelmesinin en önemli sebeplerinden bir tanesi taşların tamamı ile el yordamıyla biçimlendirilmesi olmuştur. Kule tarih boyunca farklı medeniyetlerce onlarca farklı görevde kullanılmıştır. Bu sebeple özellikle iç dizaynı Bakü’de hüküm süren her yeni devlet tarafından tekrar tekrar değiştirilmiştir. İlk olarak Roma İmparatorluğu döneminde İmparator Domitian’ın anıtı olarak kullanışmış ve hatta bu sebeple inşa edildiği öne sürülmüştür. Ancak bu iddiayı kanıtlayacak hiçbir kanıt yoktur. Daha sonraki dönemlerde ise gözlem evi, Ziggurat tapınağı, Zerdüştlük mabedi, Göz Kulesi, Sessizlik Kulesi ve pasif savunma yapısı gibi türlü şekillerde değerlendirmiştir. Bu kullanım biçimlerinin en yoğun araştırılan iki tanesi Zerdüştlük Mabedi ve Savunma yapısıdır. Kafkas coğrafyasının ve dolayısıyla Bakü’nün Sasani İmparatorluğu kontrolünde olduğu zaman aralığında Kız Kule’si, Zerdüştlük Tapınağı olarak kullanılmıştır ve burada çok önemli ayinler gerçekleştirilmiştir. Kule’nin en çok öne çıkan bir diğer özelliği ise savunma amaçlı kullanımıdır. Bakü hem jeopolitik konumu hem de kaynak zenginliği sebebi ile tarih boyunca çok sayıda saldırıya ve işgale maruz kalmıştır. Bu sebeple şehir her zaman dayanıklı ve korunaklı mekanlara oldukça fazla ihtiyaç duymuştur. Kız Kulesi bu mekanların en önde gelenlerinden bir tanesidir. Tarih çağları boyunca hemen hemen bütün saldırılarda krallar dahil şehrin önde gelenlerini koruma görevi üstlenmiştir. Kısacası Azerbaycan’ın ve Bakü’nün tarihini görsel olarak en güzel anlatan yapı Kız Kulesidir dersek abartmış olmayız sanırım. Kulenin etrafındaki kazı çalışmaları hala daha devam etmekte ve tüm Dünyanın ilgisini çekmektedir. Çok uluslu şirketler ve yabancı sermaye her yıl bu kazılara bütçe ayırmaktadır. Başta Alman arkeologlar olmak üzere hemen hemen dünyanın her yerinden bilim insanları belirli dönemlerde kazılarda çalışmaktadır. 1964 yılında müze olarak da hizmet vermeye başlayan Kız Kulesi, 2000 yılında ise UNESCO’nun Dünya Mirası listesine alınmıştır. Azerbaycan’ın sembol yapılarından bir tanesi olması sebebiyle de hemen hemen her dönemde ülkenin parasında yer almıştır. Yine aynı nedenden dolayı kartpostallarda, tanıtım videolarında ve reklamlarda sık sık rastlamak mümkün. Son yıllarda ise Azerbaycan’ın en önemli kültürel geleneklerinden bir tanesi olan Nevruz Kutlamaları Kule çevresinde yapılmaya başlanmış ve adet haline gelmeye başlamıştır.

Mümine Hatun Türbesi

Azerbaycan’a bağlı özerk bir bölge olan Nahçıvan’ın simge yapılarından bir tanesidir. Mümine Hatun Türbesi geçmiş dönemde Nahçıvan bölgesine hakim olmuş İldenizliler Atabeyliği’nden Azerbaycan’a miras kalmıştır. Türbenin yapısı genel olarak Kafkas mimarisi ile İslam mimarisinin bir sentezi biçimindedir. İldenizliler Atabeyliği’nin kurucusu Şemsettin’in oğlu Muhammed Cihan tarafından annesi Mümine Hatun anısına inşa ettirilmiştir. Mimarı dönemin en önde gelen mimarlarından bir tanesi olan Acemi Bin Ebubekirdir. İsminden de anlaşılabileceği üzere kendisi bir Acemdir ve ülkesinden türbeyi inşa etmesi için özel olarak getirilmiştir. Türbe iç kısmından yuvarlak bir yapıya sahip iken dışardan bakıldığında 10 köşeye sahip bir yapı görülmektedir. Dış kısmında yer alan sütunların üzerine Yasin Suresi işlenmiştir. Yine dış kısmı Acem diyarından getirilmiş firuze çiniler ile süslenmiştir. Türbenin en önemli özelliklerinden bir tanesi ise bu dönemde tamamı ile çini süsleme kaplı tek mimari yapı olmasıdır. Yine İslam medeniyetinin bir etkisi olarak türbenin hemen hemen her yerine Allah yazıları nakşedilmiştir. Arkeologların çok sonra keşfettiği çifte minare ise günümüze kadar ulaşamamış, yalnızca türbenin planlarında kalmıştır. Mümine Hatun Türbesi, İldenizlilerin günümüze dek ulaşmış tek eseridir. Bu sebeple hem tarihçiler hem de arkeologlar tarafından büyük ilgi görmektedir. Tarih kaynaklarında ise İldenizlilerin en görkemli mimari yapısı olarak geçmekte ve günümüz tarihçileri bu bilgiyi onaylamaktadır. Seyahatinize Nahçıvan Bölgesi’ni de eklemeyi düşünüyorsanız Mümine Hatun Türbesi mutlaka görülmesi gereken yerler arasında.

Kobustan (Gobustan) Milli Parkı

Başkent Bakü’nün güneybatısında yer alan Milli Park hem Azerbaycan’ın hem de Kafkas coğrafyasının en büyük milli parklarından bir tanesidir. İsmini Kobustan şehri ile aynı kökten almaktadır. Azericede ‘gobu’ yani dağ geçidi kelimesinden türetilmiştir. Bölgede yer alan çok sayıda dağ geçidi vardır ve tarihte hem ulaşımda hem de savaşlarda stratejik olarak önemli faydalar sağlamıştır. Tamamı ile dağlık bir bölgede yer alan Milli Park yaklaşık olarak 4500 hektar büyüklüğündedir. Alışık olduğumuz milli parklardan farklı olarak yeşilin değil kahverengi ve sarının onlarca farklı tonunu bünyesinde barındırmaktadır. Doğa tutkunlarının Azerbaycan’da mutlaka görmesi gereken bölgede yılın belirli dönemlerinde kaya tırmanışları da yapılmaktadır. 2007 yılında UNESCO bölgeyi Dünya Mirası listesine eklemiş ve bu tarihten sonra Azerbaycan Devleti Kobustan Milli Parkı’na özel olarak yatırımlar yapmaya başlamıştır. Hem başkent Bakü’den hem de Kobustan şehrinden pek çok ulaşım aracı ve tur ile bölgeye gezi gerçekleştirilebilmektedir. Milli parklara ve kanyonlara meraklı olan gezginler için bir tam günü Kobustan Milli Parkı’na ayırmalarını tavsiye edebiliriz. Her ne kadar bir tam gün bile bütün parkı görmeye yeterli olmasa bile en azından büyük bir bölümünü gözlemlemek için yeterli fırsatları sunacaktır.

Şirvanşahlar Sarayı

Azerbaycan’da hüküm süren bir başka medeniyet olan Şirvanşahların en görkemli eseridir. Aynı zamanda Azerbaycan başkenti Bakü’nün de en çok dikkat çeken yapılarından bir tanesi haline gelmiştir. Tarih kaynaklarına göre 15. yüzyılda Şirvanşahlar’ın hanı İbrahim Halilullah tarafından inşa ettirilmiştir. Bakü’nün en çok turist çeken bölgesi olarak da bilinen İçeri Şeher yani Eski Şehir bölgesinde yer almaktadır. Aynı Kız Kulesi gibi 2000 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirası listesine alınmış ve o tarihten bu yana bütün sosyal bilimciler tarafından büyük ilgi görmüştür. Şirvanşahlar Sarayı yalnızca Azerbaycan ve Bakü için değil bütün Yakın Doğu coğrafyası için oldukça önemli bir eserdir. Hem Kafkas bölgesinde hem de Yakın Doğu İslam coğrafyasında saray oldukça büyük ilgi görmekte ve her iki coğrafyanın da en muhteşem eserleri arasında sayılmaktadır. Şirvanşahlar Sarayı aynı zamanda 1964 yılından bu yana müze olarak hizmet vermekte ve turistlerin oldukça fazla ilgisini çekmektedir.

İçeri Şeher

Eski Türk devletlerinin hemen hemen hepsinde olduğu gibi Bakü’de de Eski Şehir yerleşimi bulunmaktadır. Bu bölge Bakü’ye tarih devirlerinin bir armağanı olarak dahi görülebilir. İçeri Şeher de başkent Bakü’nün Eski Şehridir. İçerisinde Kız Kulesi, Şirvanşahlar Sarayı gibi oldukça önemli tarihi yapılar barındırmaktadır. Hala aktif olarak yerleşimin de sürdüğü bölgede, aynı zamanda oldukça fazla sayıda kafe, restoran ve bar bulunmaktadır. Bu sebeple yalnızca tarihi yapıları keşfetmekle kalmayıp aynı zamanda eski dönemlere uzanıp keyifli vakit geçirmeniz mümkün. 2000 yılında UNESCO tarafından da Dünya Mirası listesine alınarak bir kez daha önemini kanıtlamış olan İçeri Şeher bölgesine Azerbaycan Hükümeti de oldukça büyük önem vermekte ve bölgeyi ülkenin sembollerinden bir tanesi olarak görmektedir. Azerbaycan’a planlanacak bir seyahatte görülmesi olmazsa olmaz olanların başında İçeri Şeher bölgesi gelmektedir. Özellikle fotoğraf sanatına meraklı olanlar için İçeri Şeher bölgesi unutulmaz sahneler ve manzaralar sunmaktadır.

Haydar Aliyev Kültür Merkezi

Azerbaycan Devleti’nin ve halkının sanata olan düşkünlüğünün ve desteğinin en büyük kanıtlarından bir tanesi olan Haydar Aliyev Kültür Merkezi 2013 yılında kullanıma açılmıştır. Yaklaşık olarak yüz bin metrekarelik bir alana yayılmış olan kültür merkezi içerisinde birbirinden farklı pek çok etkinliğe ev sahipliği yapmaktadır. Azerbaycan Devleti’nin düzenlediği yarışmayı kazanarak binanın tasarımını yapmaya hak kazanan Dünyaca ünlü mimar Zaha Hadid’in konsept tasarımına uygun olarak inşa edilmiştir. İnşa edilme sürecinin arkasında çok uluslu bir işbirliği vardır. Zaha Hadid’in tasarımının üzerine Kıbrıslı Türk Mimar Saffet Bekiroğlu çalışmış ve binanın detaylarını tasarlamıştır. İnşaat sürecini ise Türkiye’den bir firma üstlenmiş ve inşa edilmesi yaklaşık olarak 4 yılı bulmuştur. Projenin büyüklüğü ise yaklaşık olarak 250 milyon dolara mal olmasından anlaşılmaktadır. Azerbaycan’da gezilecek yerlerden olan Haydar Aliyev Kültür Merkezi’nin bünyesinde konser salonu, konferans salonu, kütüphane, müze ve çok sayıda sanat galerisi yer almaktadır. Uluslararası alanda bir çok sanatçının çalışmaları bu galerilerde sergilenmekte ve son yıllarda çalışmalarını burada sergileme şansı bulan sanatçıların prestijleri artmaktadır. Kültür Merkezi’nin inşa edilmesi süresince en çok tartışılan yönü ise üzerinde yer aldığı toprağın zorla istimlak edildiği tartışmalarıdır. Uluslararası niteliği bulunan bir çok kurum ve kuruluş ise bu iddiaları yalanlamış ve Azerbaycan Devleti’ni aklamıştır. Yine Bosna ve Sırbistan’dan işçiler getirilerek kötü çalışma koşullarında çalıştırıldığı iddiaları da iddia olmaktan öteye geçememiştir. Yüzlerce sanatçının adını duyurmasına da vesile olan kültür merkezi her ne kadar bu tartışmalara sokulmaya çalışılmış olsa da en büyük desteği kendi halkından görmüştür ve Azerbaycan için modern zamanların simgelerinden bir tanesi haline dönüşmüştür. Yapının en çok ilgi çeken yönlerinden bir tanesi ise deniz dalgasına benzeyen şeklidir. Bu şekilde inşa edilmesinin sebebi Hazar Denizi’dir. Azerbaycan ve Kafkas mitolojisinde Hazar Denizi oldukça büyük bir yer kaplamaktadır. Kültür Merkezi’nin projesi çizilirken de Hazar Denizi’nin mitolojik bir tasviri yapılmaya çalışılmıştır. Haydar Aliyev Kültür Merkezi’nin açılışı 2013 yılında yapıya ismini veren Haydar Aliyev’in 89. doğum günü ve Haydar Aliyev Vakfı’nın faaliyete girmesinin 8. yıl dönümü şerefine 5 Kasım tarihinde yapılmıştır. Azerbaycan rotalarına ilk yazılan şehir büyük çoğunlukla Bakü olmaktadır. İşte Haydar Aliyev Kültür Merkezi’nin de Bakü rotalarına ilk yazılması gereken yapılardan bir tanesi olduğunu düşünmekteyiz. Eğer fırsatınız olur kültür merkezinin içerisinde o sırada açılmış olan bütün sergileri gezmeyi ve mümkünse sahne sanatlarına ait bir gösteriyi de izlemeyi ıskalamayın deriz. Azerbaycan gezisi yapacaklara burayı mutlaka ama mutlaka tavsiye ediyorum.

Ateşgah

Kaynaklarda Ateş’in Evi ve Ateş’in Mabedi olarak da geçen yapı Azerbaycan tarihini ve kültürünün en değerli eserlerinden bir tanesidir. Zerdüştlerin yani Mecusilerin Dünya üzerindeki üç dini yapısından bir tanesidir. Bu sebeple Dinler tarihi açısından da oldukça değerli bir yeri vardır. Bilinen ilk parçası 1713 yılında ahır olarak inşa edilmiş ve bu tarihten sonra eklenerek büyümüştür. Yapıya yukarıdan bakıldığında veya projesi kağıt üzerinde incelendiğinde klasik şehir hanlarına benzemektedir. Bu şekilde inşa edilmesinin sebebi ise geçmiş yıllarda hac görevini yerine getirmek için Ateşgah’a gelen hacıların konaklamasını da sağlamaktı. Azerbaycan tarih boyunca onlarca medeniyetin etkisi altında kalmıştır. Bunlardan bir tanesi de Medya İmparatorluğudur. Bugün Mezopotamya topraklarında yaşayan Kürtlerin de atası olarak görülen Medler Azerbaycan coğrafyasında oldukça uzunca bir süre yaşamıştır. Ateşgah’ın da bu dönemde inşa edilen ateş tapınaklarından bir tanesi olduğu söylenmekte ve geleneğin son parçası olarak ayakta durmaktadır. Tarih kaynaklarına göre mabedin avlusunda devamlı olarak yanan bir ateş bulunmaktadır. Ancak günümüzde bu ateşin doğalgaz ile yakıldığı bilinmektedir. Arkeologlara göre geçmişte yanan ateş de toprak altında kalmış bir fosil yakıtın etkisi ile devamlılığını sürdürmüştür. Ateşgah’ın bütün dizaynı yanan ateşe göre yapılmış ve avlunun çevresinde onlarca küçük oda bulunmaktadır. Geçmişte hacı görevini yerine getirmek için Ateşgah’a gelen hacılar bu odalarda konaklamakta ve bütün gün ateşi izleyerek ibadetlerini gerçekleştirmekteydi. Bu odalara aynı zamanda Çilehane denmekteydi. Bunun sebebi ise Zerdüşt inancında insanların ibadetlerini gerçekleştirmek için kendilerine farklı biçimlerde işkenceler yapıyor olmalarıdır. Günümüzde bu çilehane olarak adlandırılan küçük odalar dahil yapının hemen hemen hepsi müze olarak kullanılmakta ve her inançtan insanın ziyaretine açıktır. Her odanın girişine Sanskrit dilinde ve Zerdüşt inancının gereklerini anlatan kitabeler asılı bulunmaktadır. Azerbaycan Devleti, Zerdüştlere olan saygısından dolayı kitabeleri hiçbir zaman Azeri Türkçesi’ne çevirtmemiştir. Yalnızca bir kitabenin ne zaman çevrildiği bilinmemekle beraber Farsça çevirisi mevcuttur. Günümüzdeki haliyle olmasa bile Ateşgah’ın yer aldığı bölge her zaman Mecusiler için kutsal olmuştur. Hatta tarihi 7. yüzyıla kadar uzanan bir geçmişi olduğu söylenmektedir. Azerbaycan’ın İslamiyete geçişi ile birlikte Zerdüştlük yerli halkın arasından hızla önemini kaybetmiştir. Bu sebeple tapınak da eski önemini ve değerini yitirmeye başlamıştır. Tapınakta en son 1800’lü yılların sonunda bir Mecusi kahini bulunmuş ve o günden sonra tamamen kültürel değerini muhafaza etmeye yönelmiştir. Azerbaycan coğrafyasının İslamiyeti kabul etmesi ile birlikte bu bölgede yaşayan Zerdüştlerin hemen hemen hepsi Hindistan’a göçmüştür. Bu nedenle Ateşgah her yıl Hindistan’dan çok sayıda ziyaretçi almaktadır. Bu ziyaretçilerin önemli bir kısmı Mecusi inancını sürdüren insanlardan oluşmakta ve Ateşgah’a hacı görevlerini yapmak için gelmektedir. 1900’lü yıllarda Hindistan’dan Ateşgah’a çok sayıda ziyaretçi gelmesi ve Azerbaycan’daki Zerdüştlerin Hindistan’a göç etmesiyle her iki ülkede de mimari benzerlikler ortaya çıkmıştır. Ateşgah’ın çok odalı yapısı ise bazı dönemlerde binanın han olarak kullanılmasına neden olmuştur. Bu sebeple küçük bir yönü de olsa ticaret için önemli görülmüştür. Ancak hiçbir zaman dini değerinin yanına bile yaklaşamamıştır. Ateşgah başkent Bakü’ye yaklaşık olarak 30 km mesafede yer almakta ve Azerbaycan’ın hem kültürel hem de dini olarak tarihini anlamak isteyen ziyaretçilerini beklemektedir. Özellikle Nevruz Kutlamaları’nda Azerbaycan’a seyahat etmeyi planlayan gezginler için Ateşgah en doğru tercihlerden bir tanesi olacaktır. Çünkü bilindiği üzere Nevruz Bayramı bütün kültürlere Mecusilerin bıraktığı bir iz olarak geçmiştir. Bu sebeple Nevruz’u kutlamak ve baharı karşılamak için en uygun yer Dünya’da en son ayakta kalan 3 Zerdüşt tapınağından bir tanesi olan Ateşgah olacaktır.

Azerbaycan Halı Müzesi

Azerbaycan Devlet Milli Halı ve Halk Sanat Müzesi, Azerbaycan üzerinden yer alan en önemli müzelerden bir tanesidir. Başkent Bakü’de yer alan Halı Müzesi Azerbaycan kültürünü tanımak açısından önemli bir rehber görevi görmektedir.  Dünya’da halı üzerine konuşulduğunda akıllara iki medeniyet ve iki ülke gelmektedir. Bunların birincisi pek tabi İrandır. Ancak Azeri kültürü bu konuda hiç geri kalmamakta hatta halıcılığı bir sanata dönüştürmekte oldukça öne çıkmaktadır. Müze Sovyetler Birliği döneminde hem halıcı hem de ressam olan Letif Kerimov’un öncülüğünde kurulmuştur. Müzede yaklaşık olarak 7000 halı sergilenmektedir. Dünya’nın ilk ve en büyük halı müzesi olması vasfı ile de Azerbaycan’ın halıcılık mesleğine ve sanatına ne denli önem verdiğinin kanıtı niteliği taşımaktadır.  Müzede İlk Çağlardan günümüze varana kadar başta Azerbaycan olmak üzere hemen hemen bütün Kafkas ve Acem bölgesinden halılar sergilenmektedir. Müzede yer alan en eski halının 14. yüzyıldan kalmış olduğu bilinmekte ve sergi dizaynı kronolojik olarak sıralanmıştır. Yani müzeye girdiğinizde 14. yüzyıldan başlayıp günümüze kadar uzanan bir halı koleksiyonun ile karşılaşmanız mümkün. İlk inşa edildiğinde Sovyet mimarisi kullanılarak yapılmış bir müze binası iken 2014 yılında Azerbaycan Devleti’nin ve Kültür Bakanlığı’nın çalışmaları ile yeni binasına taşınmıştır. Şu anda dıştan bakıldığında katlanmış bir halıya benzeyen müze binası koleksiyonun sergilenmesi için daha avantajlı koşullar göz önünde bulundurularak inşa edilmiştir. Müzede halıların yalnızca ortaya çıktıkları tarih değil aynı zamanda hangi bölgeye ait oldukları da yazmaktadır. Karabağ Halıları gibi dünyaya adını duyurmuş ve marka olmuş halıların en güzel örneklerini müzede görmeniz mümkün. Müzeye ulaşım ise metro ve otobüslerle şehir merkezinden oldukça kolay bir biçimde sağlanmakta. Azerbaycan’ın hem tarihte hem de günümüzde önemli ticaret kaynaklarından bir tanesi olan halı ticareti, Azerbaycan Halı Müzesi ile bir sanat olarak görülmeye de başlanmış durumda. Özellikle son yıllarda halıcılık konusundan attıkları adımlar ve kültürel olarak korumaya çalışma çabaları ile birlikte halıcılığı bir sanat olarak Dünya’ya sunmaya başladılar. Bu nedenle Bakü Azerbaycan’a gerçekleştirmeyi planladığınız herhangi bir seyahatin en azından ufak bir kısmını Halı Müzesi’ne ayırmanız hem Azerbaycan’ın tarihteki en önemli ticaret kaynaklarından bir tanesini tanımanıza hem de yeni bir sanat türü ile tanışmanıza önayak olacaktır.

Bakü Bulvarı

Azerbaycan şehirlerinden Bakü’nün en önemli turistik noktalarından bir tanesidir. Tarihi Rusya İmparatorluğu’na yani Sovyetler Birliği öncesi döneme kadar uzanmaktadır. 1909 yılında kentsel dönüşümün bir parçası olarak görülmüş ve inşa edilmesi konusunda oldukça önemli çalışmalar yapılmıştır. En başta orta gelirli halkın dinlenmesi ve gezinmesi için şehir meydanının yeterli gelmemesi ile ortaya atılmış bir fikir olarak geliştirildi. Rusya İmparatorluğu zamanında dönemin valisi tarafından inşa edilecek proje için bir yarışma düzenlendi. Bu dönemde petrolün de Dünya için önem kazanması ve Bakü’de yaşayan hemen hemen bütün mimarların petrol rafinerilerinin inşa edilmesi projelerinde çalışması sebebi ile yarışmaya neredeyse hiçbir mimar katılmadı. Bu sebeple belediye başkanının eline bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda proje geldi ve kazanan yıldız yani zvezda isimli bir proje oldu. En başta yapılan projede bir banya evi, bir lüks restoran ve onlarca pavyon yer almaktaydı. Ancak 1912 yılında Polonya’dan gelen bir mimarın projeyi geliştirmesi ile birlikte lüks bir sinema, farklı tarzlarda restoranlar ve bir kumarhane eklendi. Böylece Bakü Bulvarı oldukça büyük bir alana yayılmış oldu. Bulvarın hemen Hazar Denizi kıyısında yer alması insanların hem gezip hem de denize girmesini olanaklı kılıyordu ancak 1950’li yıllara kadar atık su probleminin çözülememesi bu imkanı yerli halkın elinden alıyordu. Bakü Bulvarı’na eklemeler yapmak için gelen Polonyalı mimar aynı zamanda günümüze dek uzanan oldukça başarılı bir ağaçlandırma çalışmasını da başlattı. Böylece Bakü şehrinin en yeşil alanlarından bir tanesi de elde edilmiş oldu. Birinci Dünya Savaşı’nın ortaya çıkması ve Azerbaycan’ı da oldukça derinden etkilemesi ile projenin ilerleyişi oldukça büyük bir sekteye uğradı. Hemen savaşın ertesinde Sovyetler Birliği’nin Azerbaycan’ı kontrolü altına alması ile birlikte Bakü Bulvarı tekrar büyümeye başladı ancak eski tarzından daha farklı biçimlendirildi. Öncelikle kumarhane kapatıldı ve yerine bir tiyatro binası açıldı. Daha sonra ise bir paraşüt kulesi inşa edildi ve Bulvar Uluslararası Ticaret Limanı’na kadar uzatıldı. Daha sonraki yıllarda yeni restoranlar, kafeler ve sinemalar açılmış olsa da Soğuk Savaş Dönemi’nin gelmesi ile birlikte Bulvar’a yapılan harcamalar da kesilme noktasına geldi. 1970’li yıllardan bağımsızlığın ilan edildiği yıla kadar hemen hemen hiçbir maddi yatırım almadan ayakta kalmaya çalıştı. Özellikle 1980’li yıllarda artık bakımsızlıktan yerli halkın bile uğramak istemediği bir bölge haline geldi. Bağımsızlık sonrasında ise dönemin cumhurbaşkanı Haydar Aliyev tarafından Milli Park ilan edilerek korunma altına alındı. Uzunca bir süre Azerbaycan’ın kendi ekonomisini toparlamasını bekledi ve en sonunda gereken ilgiyi görerek üst üste büyük çaplı yatırımlar almaya başladı. Başta Haydar Aliyev olmak üzere Azerbaycan’ın yönetiminde yer almış hemen hemen bütün politikacılar Bakü Bulvarı’na büyük özen gösterdi. Bugün ise Bulvar yapılan bu yatırımların karşılığını vererek şehrin en önemli turistik noktalarından bir tanesi kimliğine bürünmüş durumda ve uzunluğu neredeyse 25 km. Azerbaycan’ın Eurovision Müzik Yarışması’nı kazanması sonrasında büyük bir Devlet bayrağı da Bulvar’ın bir parçası olarak eklenmiş durumda. 2010 yılı sonrasında yalnızca devlet bayrağı değil çeşitli eğlence merkezleri, kafeler, restoranlar ve kültür-sanat yapıları Bakü Bulvarı’na açılmış. Bugün bile tam olarak projenin tamamlandığını söylemek oldukça güç. Çünkü tarihine de bakıldığında Bakü Bulvarı için söylenecek en doğru cümle hiçbir zaman tamamlanmayacak bir proje olduğudur. Dünyadaki hemen hemen bütün şehirlerin bir alışveriş, eğlence ve sanat merkezi bulunmakta. İşte Bakü Bulvarı, Bakü ve Azerbaycan için tam olarak bu görevleri yerine getirmekte. Şehir merkezinin hemen hemen her yerinden yürüyerek, metro ile veya otobüsle ulaşabileceğiniz Bakü Bulvarı, Azerbaycan’ın görülmesi gereken en önemli yerlerinden bir tanesi. Hem kültür turizmi için Azerbaycan’a giden gezginlerin hem de gece hayatı ve eğlence için yolunu düşürenlerin ortak noktası olarak da görülebilecek bir bölge. Yine aynı şekilde alışveriş yapmayı sevenlerin de Bakü Bulvarı’ndan büyük keyif alacağını düşünüyoruz. Hatta son yıllarda Bakü’ye giden turistlerin büyük bir bölümü konaklama tercihlerini Bulvar çevresindeki hostel ve otellerden yana yapıyorlar. Böylece hem şehrin kalbine yürüme mesafesinde konaklıyor hem de gezip görmek istedikleri yerler için ulaşım ağını oldukça rahat kullanıyorlar.

Göygöl Gölü

Azerbaycan kültürel güzelliklerinin yanında doğası ile de etkileyici bir ülke. Göygöl Gölü ise bu durumun en büyük kanıtlarından bir tanesi. Etrafı tamamen ağaçlarla kaplı olan ve dağların ortasında kalmış olan bir göldür. Aynı zamanda Azerbaycan’ın ilk milli parkı olması yönüyle de dikkat çekmektedir. Etrafı yaklaşık olarak 2,5 km olan Göygöl, Kafkas Sıra Dağları’nın ortasında yer almaktadır. Kışın oldukça soğuk geçtiği bir bölgede yer almasından dolayı yılın 3 ayı donmakta ve üzerinde yürümek mümkün hale gelmektedir. Kafkas coğrafyasında oldukça fazla sayıda dağ gölü yer almakta ancak Göygöl Gölü hepsinin arasında en temiz olanı olarak bilinmektedir. Derinliği yaklaşık 95 m olan gölde yüzmek yaz mevsiminde mümkündür. İlkbaharda buzların çözülmesiyle beraber etrafında birbirinden lezzetli dağ meyveleri ve mantarlar yetişmekte ve ziyaretçilerin toplamasını beklemektedir. Gölü çevreleyen ormanlarda ise kurt, ayı, vaşak gibi pek çok vahşi hayvan yaşamını sürdürmektedir. Bu sebeple bölgeye yakın yaşayan yerliler kamp yapılmasını tavsiye etmemekte. Göygöl’e en yakın olan şehir ise Gence’dir. Ancak yakınlığı çok fazla olmadığı ve çok fazla insan bölgeyi ziyaret etmediği için toplu taşım ile ulaşım mümkün değil. Göygöl Gölü’nü görmek için araba kiralamak en doğru seçenek. Ancak havanın sıcak olduğu dönemlerde bölgeye giden araba sayısı da arttığı için otostop avantajı da ortaya çıkmaktadır. Azerbaycan’ın doğasının en eşsiz manzaralarından bir tanesine tanık olmak ve uzun bir doğa yürüyüşü yapmak için Göygöl Gölü’nü mutlaka görmenizi tavsiye edebiliriz. Tabi bunlara Dünyanın en temiz göllerinden bir tanesinde yüzme şansını da eklememiz gerekir.

Şahdağ

Kafkas Sıradağları’nın en önemli parçalarından biridir. Kusar Reyonu’na ve Hınalık Köyü’ne yakın olarak konumalanan Şahdağ, Azerbaycan’ın en yüksek dağlarından bir tanesidir. Kafkas Bölgesi’ne ve Azerbaycan’a kimliğini kazandıran en önemli coğrafi parçalardan bir tanesi olan Kafkas Sıradağları görülmeden geçilmemesi gereken yerler arasında. Şahdağ’a ulaşım ise maalesef Azerbaycan içindeki en zorlu yolculuklardan birini de beraberinde getiriyor. Dağın yaklaşık olarak 4500 metre yüksekliğinde olması ve yukarı doğru tırmandıkça yolun virajlı bir biçime dönüşmesi genelde bölgeyi ziyaret eden gezginleri yolundan döndürüyor. Ancak maceraperest bir ruhunuz ve Azerbaycan’da bol bol vaktiniz varsa bu yolculuğa çıkmak hayatınız boyunca unutamayacağınız anıları da beraberinde getirecektir diye düşünüyoruz.

Fevvareler Meydanı

Azerbaycan Bakü’nün ve dolayısıyla Azerbaycan’ın en dikkat çekici noktalarından bir tanesidir. Daha önce Bakü’yü ve Roma’yı görmüş olanlar tarafından birbirine oldukça benzer yapılar bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır. Fevvareler Meydanı, büyük çoğunlukla turistlerin ziyaret ettiği ve zaman geçirdiği bir bölgedir. Meydanın etrafında dünyanın hemen hemen her ülkesinden lüks giyim mağazaları ve Azerbaycan’a özgü hediyelik eşya dükkanları bulmak mümkün. Özellikle Avrupa’dan gelip alışveriş yapmak isteyen turistleri ciddi boyutlarda cezbetmektedir. Yine aynı şekilde fiyatları Azerbaycan ortalamalarının üzerinde yer alan lüks restoranlar da meydanın hemen her yerinde konuşlanmıştır. Daha çok alışveriş esnasından yorulup bir şeyler yiyip içmek isteyen turistler veya Rönesans dönemi tadında romantik bir akşam yemeği yemek isteyenler tarafından tercih edilen restoranlar Bakü’ye kadar gidilmişken bir defa da olsa denenmeye değer diye düşünüyoruz. Meydanın Roma’ya benzer yönü ise hemen hemen her yerine süsleme amacıyla konulmuş çeşmelerdir. Hem meydanı ziyaret eden turistlere hoş manzaralar oluşturmak hem de medeniyeti sembolize etmek için inşa edilen çeşmeler, meydanın en önemli unsurları haline gelmişlerdir. Bakü’ye yapılacak olan seyahatin özellikle bahar aylarında en keyifli noktalarından bir tanesi Fevvareler Meydanı olabilir. Bu nedenle yolunuzu düşürmenizi mutlaka tavsiye ediyoruz.

Şeki Hanları Sarayı

Azerbaycan şehirlerinden Şeki’de bulunan en eski anıtlarından bir tanesidir. Azerbaycan topraklarında yaşayan ilk bağımsız devlet olan Şeki Hanlığının tarih boyunca bıraktığı en değerli mirastır. 1761 yılında Azerbaycan’ın bağımsızlığı için ilk mücadeleyi vermiş ve kazanmış olan Hacı Çelebi Han’ın kurmuş olduğu Şeki Hanlığı, Azerbaycan’ın günümüzdeki haline gelmesinde oldukça önemli bir rol oynamıştır. Şeki Hanları Sarayı, Müştag lakabıyla da bilinen Hüseyin Han tarafından inşa ettirilmiştir. İnşasına 1762 yılında başlanmış olup 1797 yılında tamamlanmış ve tam 35 yıl sürmüştür. Saray, Dünya anıtları listesine de dahil edilmiştir. Aynı zamanda kale duvarlarıyla da çevrili olması sarayın, savunma amaçlı da kullanıldığını göstermektedir. Arkeologlar ve tarihçiler tarafından Dünya’nın en önemli kültürel ve tarihsel anıtlarından bir tanesi olarak görülmektedir. Şeki Hanları Sarayı’nı diğer anıtlardan ayıran en önemli özelliği ise yapımında bir tane bile çivi kullanılmamış olmasıdır. Çimento ve benzeri maddeler ile birbirine yapıştırılarak duvarlarının ayakta durması sağlanmış ve günümüze kadar sapasağlam bir biçimde ulaşmıştır. Sarayın duvarlarında ve bahçesinde yer alan süslemeler ise uluslararası mimari ve sanat camialarında adından her daim söz ettirmiştir. Azerbaycan Devleti, hem bağımsızlığının bir sembolü olarak gördükleri hem de turistik değerinin oldukça farkında oldukları için Şeki Han Sarayı’na gerekli önemi göstermektedir. 2000 sonrası Kültür Bakanlığı’nın verdiği restorasyon desteği bu önemi kanıtlar niteliktedir. Azerbaycan’ın bağımsızlık mücadelesini ve güncel kültürel değerlerini en doğru biçimde yorumlamak adına Şeki Han Sarayı’nı mutlaka görmenizi tavsiye edebiliriz.

Bibiheyet Camii

Azerbaycan’ın tarihinde oldukça önemli bir rol oynayan Şirvanşahlar Kavimi’nin en güzel eserlerinden bir tanesidir. Orijinal halinin 13. yüzyılda Şirvanşah Sultanı Ferruhzad tarafından inşa ettirildiği bilinmektedir. Ancak daha sonraki yıllarda oldukça fazla sayıda savaş görmesi ve başka inançlara sahip devletlerin kontrolü altında kalmasıyla yıpranmış ve daha fazla dayanamayıp yıkılmıştır. Sovyetler Birliği’nin dağılması ve Azerbaycan’ın bağımsızlığını ilan etmesiyle dönemin cumhurbaşkanı Haydar Aliyev caminin tekrar inşa edilmesini istemiştir. 1990’lı yıllarda projesi tekrar çizilen cami, yine aynı yıllarda orijinal halinin birebir kopyası olarak inşa edilmiştir. Başkent Bakü’de yer alan Bibiheyet Camii, günümüzde hem ibadete hem de ziyarete açıktır. Azerbaycan tarihi yerler arasında mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerler arasında yerini alıyor.

Talış Dağları

Azerbaycan’ın güneydoğusunda İran sınırına yakın bir mesafede konumlanmış dağlardır. Uzunluğu yaklaşık olarak 2500 metredir ve volkanik özellikler gösterir. Hem Azerbaycan hem de İran için oldukça önemli temiz su kaynaklarına sahip olan Talış Dağları, Lenkeran şehrine 35 km mesafededir. Yılın bazı dönemlerinde dağcılar için keyifli tırmanış noktalarından bir tanesidir. Farklı farklı bir çok dağın yan yana gelmesi ile oluşmasından dolayı birden çok zirvesi vardır ve durum dağcılık sporuna meraklı olanlar için oldukça cezbedicidir. Hazar Denizi ile Talış Dağları arasında Lenkeran Ovası boylu boyunca uzanmaktadır. Hem jeopolitik konumu hem de mevsim etkilerini en doğru biçimde alması nedeniyle Lenkeran Ovası, Azerbaycan’ın en bereketli toprak parçalarından bir tanesidir. Bu bolluk ve bereketin ortaya çıkmasında en büyük rol ise Talış Dağları’na aittir. Azerbaycan’ın doğasını daha yakından tanımak ve kaya tırmanışı gibi macera dolu sporları yapmak için gidebileceğiniz en güzel yerlerden bir tanesi Talış Dağları. Eğer Azerbaycan’ı tamamı ile gezmek ve gözlemlemek istiyorsanız Talış Dağları’nı es geçmeyin deriz.

Şehitler Hiyabanı

Başkent Bakü’de yer alan ve oldukça etkileyici bir hikayeye sahip anıt tarzında inşa edilmiş bir şehitliktir. Şehitler Hiyabanı yalnızca Azerbaycan için değil Türkiye Cumhuriyeti için de oldukça değerlidir. En başta 1918 yılında Bakü Savaşı’nda ölen askerlerin gömüldüğü yere inşa edilmiştir. Bakü Savaşı’nda Azerbaycan Türkleri ile Türkiye Türkleri omuz omuza savaşmış ve şehit olmuşlardır. Savaşın bitmesi ile birlikte şehitler, Hiyaban’ın olduğu bölgeye defnedilmişler ve adlarına bir anıt dikilmiştir. Daha sonra Sovyetler Birliği’nin Azerbaycan’ı yönetmeye başlamasıyla bu bölge eğlence amaçlı kullanılmaya başlanmıştır. Azerbaycan halkının Sovyet döneminden unutamadığı en büyük anı da budur. Sovyetler burayı Dağüstü Parkı diye isimlendirmiş ve farklı biçimlerde eğlence aktiviteleri için kullanmışlardır. Daha sonraki yıllarda Sovyetler Birliği’nin dağılması ve Azerbaycan’ın bağımsızlığını ilan etmesiyle Bakü’de ‘Kara Ocak’ denilen olaylar yaşanmaya başlanmıştır. Ülkenin tarihinde onlarca kanlı savaş ve olay olmasına rağmen en çok hafızalarda kalan olay Kara Ocak’tır. Kara Ocak olaylarının sona ermesi ile birlikte şehitler yine bu bölgeye defnedilmiş ve tekrar Şehitler Hiyabanı ismini almıştır. Azerbaycan’ın hangi bedelleri ödeyerek bağımsızlığını kazandığını anlamak adına ziyaret edilebilecek en doğru yeridir. Ve tabi ki bu bedellerin tek başına değil Türkiye’nin dostluğu ve kardeşliği ile birlikte ödendiğini anlamak için de mutlaka görülmesi gerekir. Şehitler Hiyabanı, Azerbaycan ile Türkiye arasındaki ilişkinin ve anlaşmanın hiçbir kağıda ihtiyaç duyulmadan, asla bozulmacak olduğunun kanıtı niteliğindedir.

Azerbaycan Ulusal Tarih Müzesi

Azerbaycan topraklarında yer alan en büyük müzedir ve ülkenin tarihini anlamak için başvurulacak en değerli kaynaklar burada yer almaktadır. Sovyetler Birliği’nin ülkeyi kontrol ettiği zamanlarda, 1920 yılında inşa edilmiştir. Müze iki farklı bölümden oluşur. Birinci bölümde ilk çağlardan bu yana Azerbaycan topraklarında yaşamış bütün uygarlıklardan kalma arkeolojik ve etnografik eseler sergilenmektedir. Bu bölüme aynı zamanda Milli Müze de denilmektedir. Müzenin ikinci bölümünde ise dünyaca ünlü petrol zengini ve iş adamı Hacı Zeynelabidin’in yaşadığı ev ve kullandığı mekanlar ziyaretçilere sunulmaktadır. Müze koleksiyonunun yaklaşık olarak 300 bin eserden oluştuğu söylenmektedir. Bu eserler arasında Medya İmparatorluğu’ndan Alban Hanlığı’na, Manna Devleti’ndan Hürremilere kadar onlarca farklı medeniyetten izler vardır. Bu sebeple Azerbaycan’ın bütün tarihini tek bir çatı altında keşfetmek isteyenler gezginler için en değerli mekanlar arasındadır. Müzede aynı zamanda bir adet modern tarih bölümü ve bir adet kütüphane de yer almaktadır. Yine aynı şekilde tarihi paralara meraklı olanlar için Azerbaycan toprakları üzerinde basılmış olan bütün paraların sergilendiği bir Nümizmatik Bölümü de yer almaktadır. Azerbaycan Devleti ve halkının sanata olan desteğinin en belirgin olarak görüldüğü yerlerden bir tanesi de Ulusal Tarih Müzesidir. Bünyesinde bir adet sanat tasarım bölümü bulunduran müzede aynı zamanda bir sanat tasarım grubu da vardır. Başkent Bakü’de yer alan Ulusal Tarih Müzesi, şehrin hemen hemen her yerinden metro ve otobüs ile ulaşılabilecek kolaylıktadır. Kültür turizmine ve gezdiğiniz ülkelerin tarihini araştırmaya meraklıysanız Ulusak Tarih Müzesi, Azerbaycan’ın size sunabileceği en muhteşem yerlerden bir tanesi ve hatta en değerlisi. Bu nedenle Azerbaycan ve Bakü seyahatinizin en önemli noktalarından bir tanesi olarak Ulusal Tarih Müzesi’ni görebilrsiniz

Taze Pir Camii

İslamiyet etkisi altındaki Azerbaycan’ın en görkemli eserlerinden bir tanesidir. Başkent Bakü’de yer alan camiinin inşasına 1905 yılında başlandı ve 1914 yılında tamamlandı. Yapım süresinin 9 yıl olması bile yapının ne kadar görkemli olduğunu anlatmaya yetecektir. Taze Pir Camii, mimar Ziver Ahmedbeyov’un en önemli eserleri arasında yer almaktadır. Camiinin yapılması için gerekli desteği sağlayan Nabat Khanum Aşurbeyova’nın inşa süresinde ölümü ile yapımı bir süre durdu ancak daha sonra ailesinin gerekli yardımı yapmayı sürdürmesi ile tamamlandı. Azerbaycan’da yer alan hemen hemen bütün camiilerde olduğu gibi Taze Pir Camii’nde de Sovyetler Birliği etkisi uzunca bir dönem yaşandı. 1914 yılında açılan Camii, 1917 yılında Rusya’da devrim olması ve Azerbaycan’ın Sovyet topraklarına katılmasıyla kapandı. Bu tarihten sonra sinema ve ahır olarak kullanılmaya başlandı. Sovyetler Birliği, topraklarında yer alan hemen hemen bütün dini yapılara aynı şekilde devranmış ve yapım amaçlarına uygun kullanılmasını yasaklamıştır. 1943 yılında Sovyet yasalarının yumuşaması ve dini özgürlüklerin geri kazanılması ile birlikte tekrar camii olarak kullanıma açıldı. Taze Pir Camii yaklaşık olarak 1500 metrekarelik bir alanı kaplamaktadır. Camiinin kubbesi ve mihrabı mermer taşından yapılmış, geri kalan kısmında ise bolca altın kullanılmıştır. Duvarları ise Osmanlı eserlerinde de görmeye alışık olduğumuz sarı taşlardan örülmüştür. Doğu medeniyetlerinden getirilen süslemeler camiiye bambaşka bir hava katmış ve dünyanın her yerinden Müslüman toplulukların ilgisini çekmiştir. İslamiyetin Şii mezhebinde yer alan Müslümanların en gözde eserlerinden bir tanesidir. Günümüzde hala yapımına uygun bir biçimde camii olarak kullanılan yapı, günün her saatinde ibadete ve her dinden ve ırktan insanın ziyaretine açıktır.

Bakü Modern Sanat Müzesi

Azerbaycan ile ilgili en sık tekrar ettiğimiz olgulardan bir tanesi mutlaka ki sanata olan düşkünlükleri ve destekleridir. 2000’li yıllarda ekonominin toparlanması ve kamusal harcamaların artması ile birlikte Azerbaycan Devleti bu yönünü tamamen gözler önüne sermiştir. Ülkenin hemen hemen her yerine yapılan sanat harcamalarının merkez üssü tabi ki başkent Bakü olmuştur. Bakü Modern Sanat Müzesi, Azerbaycan’ın ilk modern sanat müzesidir. Ancak son yıllarda yapılan yatırımlardan da anlaşılacağı üzere son olmayacaktır. Müze ilk olarak 2009 yılının 20 Mart tarihinde ziyarete açılmış ve açılışına Dünyanın her yerinden sanatçılar katılmıştır. Yaklaşık olarak 1000 adet esere ev sahipliği yapan müzede iki farklı bölüm yer almaktadır. Bunlardan ilki 1900 ile 1960 yılları arasında yapılan eserlerin sergilendiği modern sanat bölümüdür. İkinci bölüm ise 1960 yılından alıp günümüze kadar getiren çağdaş sanat bölümüdür. Modern sanat bölümünde Pablo Picasso, Salvador Dali gibi Dünyaca ünlü ressamların, heykeltıraşların eserleri de sergilenmektedir. Yine aynı şekilde Altay Sadıkzade, Settar Behlülzade ve Fuad Salayev gibi hem modern hem de çağdaş zamanlarda eserler ortaya koyan Azeri sanatçıların eserlerine de sık sık yer verilmektedir. Müzenin amiral görevi gören sanat alanları resim ve heykel olsa da fotoğraf, sinema ve yerleştirme sanatı gibi farklı sanat disiplinlerinden de eserler ziyaretçilere sunulmaktadır. Açıldığı yıldan bu yana her geçen gün koleksiyonundaki eser sayısını artıran ve bu konuda büyük yol kat eden Modern Sanat Müzesi, görünen o ki önümüzdeki yıllarda da bu konuda büyük adımlar atacak ve dünyanın sayılı modern sanat müzeleri arasına adını yazdıracaktır. Azerbaycan Devleti’nin de sanata ve sanatçıya olan desteğinin bu denli büyük olması müze yönetiminin işini fazlasıyla kolaylaştırmaktadır. Bakü’nün hemen her yerinden metro ve otobüs ile ulaşabileceğiniz müze, Sovyet Dönemi dahil son yüzyılda Azerbaycan sanatının nasıl dönemlerden geçtiğini ve yönetim biçiminin sanatın üzerinde ne gibi etkileri olduğunu anlamanız için eşsiz deneyimler sunmakta.

Azerbaycan Edebiyatı Müzesi

Sovyetler Birliği Döneminin Azerbaycan topraklarına bıraktığı en güzel armağanlardan bir tanesi olan Edebiyat Müzesi, 2000 sonrası dönemde büyük çaplı devlet desteği de görerek günümüzdeki haline ulaşmıştır. Müze ilk olarak 1939 yılında ünlü şair Nizami Gencevi’nin 800. yaşını kutlamak için kurulmuştur. Ancak tam olarak İkinci Dünya Savaşı dönemine denk gelmesi sebebiyle 1945 yılına kadar ziyarete açılamamıştır. Müze binası ilk olarak 1850’li yıllarda bir kervansaray olarak inşa edilmiştir. Yaklaşık 10 yıl kadar ticaret ve konaklama amacıyla tek katlı bir bina olarak hizmet vermiş ve daha sonra sırasıyla 1960’lı yıllarda ikinci katı ve üçüncü katı inşa edilmiştir. Binanın büyütülmesinden dönemin Rusya İmparatorluğu tarafından atanan valisinin de önemli katkıları vardır. Edebiyat Müzesi, içindeki eşsiz eserler kadar binasının kullanım amaçları yönünden de oldukça etkileyici bir yapıdır. 1915 ile 1920 yılları arasındaki beş yıllık dönemde otel olarak kullanılan binada, Azerbaycan tarihinin en önemli dönüm noktalarından bir tanesi de yaşanmıştır. Birinci Dünya Savaşı’nın bitmesiyle birlikte bağımsızlığını ilan eden ve Demokratik Azerbaycan Cumhuriyeti’ni kuran Azerilerin ilk hükümeti bu binada toplanmış ve kararlarını burada vermişlerdir. Ancak Demokratik Azerbaycan Cumhuriyeti’nin çok uzun soluklu olmaması ve Sovyetler Birliği’nin ülkenin yönetimini ele geçirmesiyle bina tekrar otel olarak kullanılmaya başlanmıştır. 1920 yılına gelindiğinde ise savaşın etkilerinin tamamen ortadan kalkması ve Sovyetler Birliği’nin yeniden yapılanmasıyla Edebiyat Müzesi binası, sendika genel merkezine dönüştürülmüş ve yaklaşık 15 yıl bu amaçla kullanılmıştır. 1939 yılına gelindiğinde ise müzeye dördüncü kat eklendi ve bugünkü kullanım amacı olan Edebiyat Müzesi’ne dönüştürüldü. Dış kısmına ise 6 adet heykel eklendi. Bu heykeller Azerbaycan Edebiyatı’nın tarih boyunca en önde gelen isimleri olan Fuzuli, Molla Vakıf, Cafer Cabbarlı, Mirza Ahundov, Celil Mehmedkuluzade ve Hurşud Netevan’ın heykelleridir. Heykellerin etrafına ise çini süslemeler yerleştirilmiş ve her heykelin altına ismi yazılarak edebiyatçılar onore edilmiştir. Müzenin günümüzde yaklaşık olarak 40 adet salonu bulunmaktadır. Bu salonlarda üç binden fazla el yazması sergilenmektedir. Ki bu konuda dünyanın en zengin arşivlerinden bir tanesine sahip olduğu söylenebilir. El yazmalarının dışında bir örneğini daha bulmanın mümkün olmadığı nadir kitaplar, minyatürler, hatıralar, resimler, yontular, portreler ve onlarca çeşit sanatsal eser sergilenmektedir. Müzenin paha biçilemeyen parçası ise kuruluşuna da ilham kaynağı olan şair Nizami Gencevi’nin 1400’lü yıllarda yazmış olduğu İskendername’dir. İskendername’nin Azerbaycan edebiyatının en önemli ve en değerli eseri olduğu konusunda bilim insanları ortak kanaat getirmişlerdir. Pazartesi dışında haftanın her günü ziyaret edilebilen müzeye başkent Bakü’nün hemen her yerinden metro ve otobüs aracılığı ile ulaşabilirsiniz. Bir medeniyetten bahsederken mutlaka edebiyatına da eğilmek ve belki de en çok bu alanın üzerinde durmak gerekir. İşte binlerce yıldır ayakta olan Azeri medeniyeti ve kültürünün bütün izleri Edebiyat Müzesi’nde yazılı bir biçimde ziyaretçilerini beklemekte. Bakü rotanızı oluştururken Edebiyat Müzesi’ni de eklerseniz kesinlikle pişman olmayacağınız muhteşem bir deneyim yaşayacaksınız diye düşünüyoruz.

Nargin Adası

Hazar Denizi üzerinde, başkent Bakü’nün yaklaşık olarak 10 km açığında yer alan bir kara parçasıdır. Günümüzde ‘Büyük Zira’ yani Büyük Ada olarak isimlendirilmektedir. Büyüklü küçüklü olarak bir çok adadan oluşan Bakü Takım Adalarının en büyük parçasıdır. Kayalık bir yapısı olan Nargin Adası, stratejik önemi ve jeopolitik konumu sebebi ile Azerbaycan Savunma Bakanlığı tarafından kontrol edilmektedir. Adanın üzerinde 1885 yılından bu yana çalışmakta olan bir deniz feneri bulunmakta ve turistlerin yoğun ilgisini çekmektedir. İkinci Dünya Savaşı sırasında 1941 yılında düşman gemileri tarafından fark ediliyor olması sebebi ile Sovyetler Birliği emriyle imha edilen deniz feneri, 1958 yılında orijinal planına sadık kalınarak tekrar inşa edilmiştir. O tarihten bu yana ise çalışması hiçbir zaman durmamış ve Bakü etrafındaki gemiler yol göstermiştir. Nargin Adası yalnızca stratejik önemiyle anılamayacak kadar önemli ve trajik olaylara da ev sahipliği yapmıştır. Birinci Dünya Savaşı sırasında Rusya İmparatorluğu ile Azerbaycan ve Türkiye arasında büyük çarpışmalar yaşanmıştır. Rusların Kafkas coğrafyasını ele geçirmesi ve savaşı kazanması ile birlikte esir aldıkları Azeri Türkleri ve Türkiye Türkleri Nargin Adası’na gönderilmiştir. Esirlerin büyük bir bölümü adanın doğal koşullarına, açlığa ve Rusların zulmüne dayanamayarak hayatını kaybetmiştir. Ancak bu doğal hapishaneden kurtulmayı başaran askerler de olmuştur. Bunlardan bir tanesi Türkiye Cumhuriyeti havacılık tarihinde önemli yer kaplayan Vecihi Hürkuş’tur. Nargin Adası, Türkiye ile Azerbaycan’ın beraber yaşadıkları acıların en büyük tanıklarından bir tanesidir ve bu sebeple oldukça önemlidir. Adanın doğal yapısı da dikkat çeken bir diğer özelliğidir. Kayalık bir yapıda olması havanın açık olduğu ve denizin uygun koşullarda olduğu dönemlerde mercanların çıplak gözle bile gözlemlenebilmesine imkan tanımaktadır. Bakü’den deniz ulaşımı ile gidilebilen Nargin Adası’na yılın belirli dönemlerinde ulaşım yoktur ve yasaktır. Bu sebeple Nargin Adası’nı özellikle görmek isteyen gezginlerin gitmeden önce iyice araştırmasını tavsiye edebiliriz. Denizin eşsiz manzaralarını ve savaşın acımasız yönlerini yerinde gözlemlemek isteyenler için Nargin Adası hayatları boyunca unutamayacakları bir deneyim sunmakta

Azerbaycan Gezisi Maliyeti

Dünya’nın hemen her ülkesine olduğu gibi Azerbaycan’a da yapılacak seyahatin maliyetini net olarak vermek pek mümkün değil. Çünkü her insanın gittiği ülkeden beklentileri ve gezme tarzı oldukça farklı. Ancak biz yazımızda genel hatlarıyla bir maliyet tablosu sunmaya çalışacağız. Azerbaycan’a seyahat etmenin en makul yolu uçak ile yolculuk yapmak. Mevsimine ve turist yoğunluğuna göre değişik göstermekle beraber Bakü’ye alınan uçak biletleri gidiş-dönüş ortalama olarak 1000 lira civarında. Konaklama ise geceliği 50 liradan başlayıp ucu açık bir biçimde artmakta. Yine ortalama söylemek gerekirse orta konforda bir otelin gecelik oda fiyatları 200-250 lira civarında. Günlük yeme içme ve müze gibi kültürel etkinlikler de kişi başı 100 lira civarında bir harcamaya ihtiyaç duyuyor. Gece hayatı ise tamamen kişiden kişiye farklılıklar göstermekte. Yani kısacası bir haftalık Azerbaycan seyahati bir kişiye ortalama olarak 2500 lira civarında bir ücrete mal olmakta. Ancak bu fiyatlar 1000 lira gibi oldukça uygun seviyelere çekilebileceği gibi 10000 lira gibi oldukça yüksek seviyelere de çıkabilir. Bu durum tamamen giden kişinin nasıl bir plan yaptığıyla ilgilidir. Ben Bakü’de hostelde kaldım ve 4 gecelik konaklamaya 75 TL ödedim. Ayrıca 1 gece de otelde kaldım. Bakü’de kaldığım otele 250 TL ödemiştim.

Azerbaycan Hakkında Son Sözler

Yıllardır hem yazılı hem de görsel basında kardeş ülkemiz olarak tanıdığımız Azerbaycan, Kafkas coğrafyasının en muhteşem ülkelerinden bir tanesi. Hem kültürel olarak hem de doğasıyla mutlaka görmemiz ve tanımamız gereken bir medeniyet. Türkiye’den seyahat etmek ise farklı farklı onlarca avantajı beraberinde getiriyor. En başta Türkiyelilere olan misafirperverlikleri anlatarak bitiremeyeceğimiz kadar muazzam düzeyde. Azerbaycan, son yıllarda yaptığı yatırım ve harcamaların da etkisiyle Asya’nın içerisinde bir Avrupa ülkesi edasıyla parlamakta. Özellikle başkent Bakü, bir çok Avrupa ülkesinin ulaşamadığı düzeyde gelişmiş ve kalkınmış durumda. Bütün bu sebeplerden ve oldukça yakın olmasından kaynaklı olarak ilk yapacağınız seyahati Azerbaycan olarak belirlemekten hiç pişman olmayacağınızı söyleyebiliriz. Azerbaycan nasıl bir yer ve Azerbaycan gezilecek yerler hakkında elimden geldiğince bu güzel ülkeyi sizleri tanıttım. Azerbaycan yemekleri ve Azerbaycan Bakü gezilecek yerler yazımı da okumanızı tavsiye ederim. Azerbaycan gezi rehberi yazıma katkıda bulunmak isteyenler yorumlarla eşlik edebilirler.

A
B
F
G
H
İ
K
M
S
T
U
A
B
Ç
D
E
G
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
P
R
S
Ş
T
Ü
V
Z