BARTIN GEZİLECEK YERLER

BARTIN GEZİLECEK YERLER

BARTIN GEZİLECEK YERLER

BARTIN AMASRA GEZİLECEK YERLER

Öyle bir yer düşünün ki suyunu içtiğinizde aşk acısı yaşıyorsanız yüreğinize su serpilsin… “Böyle bir yer var mıdır?” demeyin çünkü Bartın’da var. Hatta bu konunun efsanesi de var. Ulukaya efsanesini belki duymuşsunuzdur bir turistin dilinden… Mitolojik bir hikâye olan Ulukaya efsanesi, bu şelaleden su içeni, mendilini ıslatanı e yüzünü yıkayanı aşk acısından kurtarıyor. Bu nedenle de Ulukaya şelalesini aşk acısını dindiren şelale de denilmekte… Peki, nerden çıkmış bu hikâye? Geçmişte bölgede yaşayan uzun boylu ve iri vücutlu Selamnos adında bir genç yaşarmış. Bir gün ormanlık alanda gezintiye çıktığında çevrede güzelliğiyle ünlü Hera'yla karşılaşmış ve ona âşık olmuş. Gel zaman git zaman güneşin ağaçların arasından zor girdiği ve orman güllerinin güzellik kattığı alanlarda bu çift aşklarını yaşamışlar. Ancak önlerinde bir engel varmış ki bu engel Hera’nın ailesinin evlenmelerine karşı gelmesiymiş. Bu engeli de aşan çift bir süre sonra evlenmiş. Onlar ermiş muradına demeyeceğim elbette… Evliliklerinin ilk yıllarını mutlu geçiren çift, bir süre sonra Slamnos’un hastalanmasıyla bozulmaya başlamış. Selamnos hastalığı sebebiyle zayıf, çelimsiz ve çirkin hale gelmiş ve Hera, artık seven değil, eşinden nefret eden kadın haline dönüşmüş.  Selamnos'tan sürekli uzak durur hale gelen Hera’nın kendisinden nefret etmesine üzülen Selamnos, Ulukaya'nın zirvesine çıkarak kendini boşluktan aşağıya bırakmış. Hera’nın adını haykırarak aşağıya inen bedenini gören aşk tanrısı Eros Selamnos yere değer değmez burayı şelaleye çevirmiş. Mitolojik olarak açıklanan şelalenin hikâyesi kutsiyeye göre buradan yüzün yıkayan, suyunu içen, mendilini ıslatan herkesin Selamnos’un acılarını hafiflettiğini savunmaktadır. Bu sebeple Bartın’a geldiğinizde suyundan içmeden dönmeyin derim… Efsaneler her zaman ilgimi çekmiştir. Şahsıma anlatılan hiçbir hikâyeyi, yeri ve rolleri unutmam. Bu sebeple de Bartın’la ilgili gezi plan yaparken bu şelaleyi de görmeyi hedefledim. Bartın’da gezilecek yerler hakkında da bilgi edinmeyi atlamadım.  

Karadeniz Bölgesi’nin batı bölümünde yer alan Bartın’da M.Ö. bu bölgeye ilk yerleşen medeniyetin 14. yüzyılda Gaşkalar olduğu düşünülmektedir. Daha sonra Hitit imparatorluğunun eline geçen Bartın, bu imparatorluğunda yıkılmasıyla Lydialılar, Persler, Makedonyalılar, Bithynia Krallığı ve Romalılar tarafından işgal edilmiştir. Bartın, Doğu Roma toprakları içerisinde kalan bir kara parçası olup, sonralarında Bizanslıları da ağırlamış bir şehirdir. 13. yüzyılda Türklerin Anadolu’ya gelmesinden sonra Bartın ve çevresi Candaroğulları Beyliği’nin hâkimiyetine girmiş olup, 1395’te Yıldırım Bayezid tarafından işgal edilmiştir. 1924’te Zonguldak’ın ilçesi olan Bartın 1991’deyse il olmuştur. İsmini aldığı Bartın nehri 14 km uzunlukta olup, Bartın’a ayrı bir güzellik katmaktadır. Rakımı 2500 m olan ilin, en önemli dağı küre dağlarıdır. Yaylaları yönüyle Uluyayla, Ardıç, Kalkanlı ve Zoni (Arıt)  gibi yaylaları içeren il, neredeyse yarısıyla ormanla kaplıdır. Amasra, Kuruçaşile ve Ulus gibi ilçelere sahip olan il, üzerinde gemi seferler yapılabilecek bir akarsuya da sahiptir. Bartın doğa yürüyüşleri, olta balıkçılığı, avcılık ve su altı dalış meraklısı olanların görmesi gereken bir yer olup, doğal ve tarihi güzellikleriyle dikkat çekmektedir. Peki, Bartın’a nasıl gidilir?

Amasra İnkumu gibi beldeleri nedeniyle özellikle yaz aylarında yoğun trafiğe sahip olan Bartın’a gidebilmek için batı Karadeniz’in yol haritasını bilmek önemli… Tabi karayolu ile ulaşımı tercih ettiyseniz… Türkiye’de hemen her il birbiri ile karşılıklı otobüs seferleri düzenlemektedir. Bartın’da da durum böyledir. Örneğin Ankara’dan Bartın’a doğrudan giden otobüs firmaları bulunmakta olup, aynı zamanda İstanbul’da da durum aynıdır. Değişen tek şey yol için gidilecek mesafe ve harcanacak zamandır. Gelin o halde ülkemizin değişik yerlerinden Bartın’a gitmek için ne kadar zaman kaybedersiniz biraz değinelim. Ankara’dan başlayacak olursak daha mantıklı olur diye düşünüyorum çünkü Ankara merkezi bir konumda bulunduğundan ötürü siz çok uzaklardan gelerek havalimanı olarak burayı tercih etmiş olabilirsiniz. Ankara Bartın arasında 290 km’lik bir mesafe bulunmakta olup, yaklaşık 3 saat elli dakikalık bir zaman diliminde iki il arasında ulaşım sağlanabilmektedir. İstanbul’dan Bartın’a ulaşabilmek için ise 440 km’lik bir mesafe karşınıza çıkar ve ortalama 6 saat on beş dakikalık bir yolculuk yapılır. Gelelim ülkemizde Samsun, Trabzon, Sakarya, Bursa, Kocaeli gibi farklı illerden Bartın’a gelebilmeye… Samsun ile Bartın arası 515 km olup, yaklaşık 7 saat yirmi dakika süren yolculukla tamamlanır. Bursa’dan Bartın’a mesafe ise 450 km olduğundan ötürü 6 saat yirmi dakikada yol tamamlanır. Kocaeli ile Bartın arası mesafe 350 km olup, 4 saat otuz dakika,  Trabzon ile Bartın arası 845 km olup, 12 saat otuz dakika sürecek bir yolculuk yapılmaktadır. Yani Türkiye’nin neresinde olursanız olun Bartın’a karayolunu tercih ederek ulaşabilirsiniz. Bu arada ile en yakın konum 90 km ötede bulunan ve 1 saat yirmi dakikada varılabilen Zonguldak ilidir. Bu sebeple bazı seyyahlar Bartın’dan önce buraya da uğrayabilirler.

İlin tamamına baktığınızda Bartın’da doğayla iç içe olacağınız oldukça fazla olanak var. Aynı zamanda tarihsel güzelliklerin içerisinde bir yolculuk yapabilme şansına sahipsiniz. Milli parkları, şelaleleri, denizi, uçsuz bucaksız ormanları, köklü tarihi, yüzyıllık çınar ağaçları, ahşap evlerle çevrili dar sokakları ve yaylaları ile geçmişte birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olan Bartın, eskiden antik adı Parthenion olarak anılmaktaydı. Bakire tanrıça Athena’ya izafeten bu adla anılan Bartın içerdiği tabiat ve tarih zenginliği ile birçok lideri de kendisine hayran bıraktırmış bir şehirdir. Bartın’a geldiyseniz telaşesiz, gürültüden ve yapmacılıktan uzak bir tatile hazır olun…

Bartın doğal güzelliklerine özümsettiği tarihi değerleriyle bir kart postal gibi çıkıyor karşınıza… Amasra Hamamı, Şehir Hamamı, Dervişoğlu Hanı, Taşhan, Tekkeönü Kalesi ve Amasra Kalesi gibi tarihi eserleri ile gelen her misafiri karşılıyor günün doğuşu ile beraber… Bu saydıklarım Bartın için sayabileceğim tarihsel değerlerden sadece birkaçı… Hadi o zaman bu güzellikleri birlikte keşfedelim. Cenevizlilerden kalma Amasra’nın Güzelcehisar Köyü’nde bulunan Güzelcehisar Kalesi ile başlayalım keşfimize… Eskiden, tarihi Kromna Kenti’nin gözcü kalesi olarak kullanılan kale, zirvesine tırmandığınızda muhteşem bir manzara sunuyor ayaklarınızın altına. Sonuçta burası Karadeniz, gözünüzü kuzeye yönelttiğinizde karşılayacak sizi gri ve hırçın tavırlı edasıyla. Bugün sadece tek bir burcu ile ayakta kalabilen kale, bu haliyle bile gelenleri büyülemeyi başarıyor. Bu arada Güzelcehisar kalesine gitmeyi düşünüyorsanız biraz yürümeye hazır olun. Kalenin bulunduğu yere araç çıkmamaktadır.  İlçe merkezine 4 kilometre uzaklıkta olan Kuş Kayası Yol Anıtı, Roma İmparatoru tarafından Bitinya Valisine yaptırılan anıt olup, Anadolu’daki tek yol anıtı olması nedeni ile yerli ve yabancı turistler tarafından fazlaca ilgi görmektedir. Kral heykeli, iki kitabe ve kartal figüründen oluşan anıt, dinlenme özelliği taşımaktadır. Roma İmparatorluğu döneminde Tiberius Claudius Cermanicus zamanında, o dönem Bithynia Pontus Valisi olarak görevlendirilen Gaius Julius Aquilla tarafından yaptırılmış olan yapı, Roma yol ağının bir parçası konumunda bulunmaktadır. Kaya nişlerinden oluşan bir mimari özelliği de barındıran anıt görmek için eşi benzeri olmayan bir yapıdır. Yine tarihin çok uzaklarından günümüze kadar gelen Amasra feneri, Boztepe üzerinde yer alan tarihi bir değer olup, akşamın karanlığını aydınlatan küçük ışıklarını ve eşsiz manzarasını izlemek için muhteşemdir. Gün batımının her saniyesinde güneşin akışını izlemek keyif verir insana… Bu nedenle Amasra’ya yolunuz düşerse tepeye tırmanarak fenerin ışığının içerisinden bir bakın derim Amasra’ya…

Bartın’da gezilecek alternatif bir yer olarak eskiden iptidai mektebi olarak kullanılan binaya yani Amasra kaymakamlık evine de gidebilirsiniz. Yine Amasra’da Sormagir ve Boztepe mahallelerini birbirine bağlantısını sağlayan Amasra kemer köprüsüne de uğrayabilir, manzarasında resim çektirebilirsiniz. Erdem ağa konağına da gitmenizi öneririm. Çünkü özgün bir yapı olan bu mimari örnek, o zamanın İstanbullu mimarlar tarafından inşa edilerek günümüze gelmiştir. Tarih her zaman mücadelelerle geçirilmiş medeniyetler için. İki ana yapıdan oluşan Amasra’nın şehir merkezinde yer alan Amasra kalesi de o yılların mücadelesiyle ortaya çıkmış. Roma döneminin insanları tarafından yapılan bu kale Bizans, Ceneviz ve Osmanlı devleti döneminde de savunma ve korunma amaçlı kullanılmış ve önem görmüştür. Gelin sonraki sırada Amasra cenova şatosuna gidelim. Aslında bir kale ve bu kalenin içerisinde bir iç kale söz konusudur cenova şatosunun gerçeğinde… Bugüne kadar korunarak gelen önemli özelliklerinden birisi giriş kapısında Amasra’da egemenlik süren ailelerin armalarını içermesidir.  Bartın kemerdere köprüsü de dönemin mimari niteliğinin günümüzde görünen yüzüdür.  Cevizlik adisinde yer alan bu köprü, Bartın’dan Amasra’ya giderken son üçüncü kilometrede yer almaktadır. Görmeniz gereken Amasya güzellikleri arasında kültürel değerler de bulunmaktadır. Antik bir tiyatro… Fakat günümüze kadar bu antik tiyatronun sadece nişleri gelebilmiştir.

Bartın’da tarihsel mekânlar konusundaki gezinize dini mekânları da ekleyebilirsiniz. Aya Nikolas Kilisesi, Ebu Derda Türbesi, İçkale Mescidi, Şadırvan Camii, Halil bey Camii, Amasra Küçüktepe Martyriumu ve İbrahim paşa Camii gibi mekânlar Bartın’da uğrayarak manevi huzurla beraber tarihini de hissetmeye değer yerlerdir. Tarihe çok daha yakın şahitlik etmek istiyorsanız yapıların mimari özelliklerine dikkat edin. Örneğin Bartın Fatih Cami olarak bugün bilinen fakat ilk yapıldığında kilise olarak kullanılan tarihi yapı, Bizans mimarisinin duvar işçiliğini en iyi yansıtan kiliselerden birisidir. Günümüze gelinceye kadar orijinalliğini her ne kadar kaybetmiş olsa da 9.yy eseri olan bu yapı tarihi kulağınıza fısıldamaktadır. 19.yy sıralamasında Amasra dini mekânı Amasra küçük kilisesi de görebileceğiniz alternatif bir mekân durumundadır.

Tabiatın kendi kendine oluşturduğu cennet parçalarından oluşan bir pazılıdır sanki Bartın’ın doğal güzellikleri. Hangisinden başlayım ki lavları mı, yaylaları mı, ormanları mı, adaları mı? Dünyanın ender gelişmiş doğal oluşumlarından birisi olan Güzelcehisar lav sutunlarını da mutlaka görmelisiniz. Çapları 50 – 100 cm, boyları ise 30 metrenin üzerinde olan bu sutunlar, eski bir yanardağın lav akıntılarından oluşmuştur. Bilinen eski yanardağ kalıntısının üçünden birisi olan sutunlar etkileyici bir görünüme sahip olup, görülmesi gereken oluşumlardır.

Bartın’ı Bartın yapan ona ayrı bir hava katan yeşilin yanına maviyi getiren plajları ve yat limanları da görülmeye ve yaşanmaya değer yerlerdir. Kurucaşile Limanı, İnkumu Plajı, Çakraz Plajı, Amasra Plajı, Çambu Plajı, Güzelcehisar Plajı ve Amasra Limanını mutlaka gelerek yaşamalısınız. Gelin o zaman plajlara bir gidelim o zaman. Karadeniz’in en büyük sahillerinin başında gelen Güzelcehisar koyu, hiçbir yerleşim yeri içermediğinden ötürü günümüze kadar bozulmadan tüm doğallığıyla gelen bir koydur. Mutlaka gezip görmelisiniz, en azından sahiline inerek Karadeniz’in tertemiz kıyısında suyun kenarından doğasını hissetmelisiniz diyeceğim yerlerden birisidir. İnkumu’na 5 kilometre uzaklıkta bulunan koy, özellikle de temmuz ve ağustos aylarında farklı bir cömert davranır gelenlere… Kumu incecik özelliğe sahip olan koy, ilk önce sığ sularla başlar ve ilerledikçe derinleşmektedir. Doğal sit alanı olarak ilan edilmiş bir koy olarak, sadece eksik yönü şezlong ve şemsiye gibi işlek plajlarda var olan olanaklarının bulunmamasıdır. Olsun varsın olmasın, zaten doğallığı ve genç kalmışlığı da bundan ileri geliyor. Bartın’ın saklanmış güzelliklerinden birisi de kapısuyu plajıdır.  Kurcaşile ilçesinde bulunan bu saklı cennette kendinizi yeniden doğmuş kadar diri hissedeceğinizden eminim. Görenleri kendisine hayran bırakan kapı suyu plajının serin sularında güneşin yakıcı arzusunu serinletebilirsiniz. Mavinin tüm renklerini özellikle de turkuazın büyüsünü içinize işletecek kadar doğal bir görünüme sahip olan plajın tertemiz girilesi suyuyla Bartın’ın sizin için unutulmaz bir gezi planı olmasını sağlayacak.  Fatih tarafından beğenilen bir ilçenin plajına uğramayı unutmayın. Şayet serin sularda yüzmekse niyetiniz Bartın’ın tüm koyları size kucak açıyor, tabi Amasra plajı da… Ülkemizde bulunan tatil yöreleri içerisindeki en dinlendirici ve huzur verici adresin neresi olduğunu soracak olursanız, Bartın gezimden almış olduğum keyif nedeni ile size doğrudan burasını öneririm. Güneş, kum, deniz ve arkanızda kocaman bir yeşil dünyaya hoş geldiniz Bartın’da… Bartın’ın İnkumu plajı işte size bunları sunuyor. Konaklama sorunu da yaşamadan sıkıntısız ve dinlengin bir tatil istiyorsanız Bartın tam size göre bir adres…

Yeşillik ve güzellikler adına kuzeyden doğuya doğru uzanan Karadeniz başlı başına bir doğa bankası gibidir. Gözleriniz yeşil istiyorsa yeşilin her rengini, gözleriniz mavi istiyorsa mavinin açıklı koyulu tüm renklerini, havanın oksijenini istiyorsa nefesiniz en temizini doğal ve korunmuş yapısıyla insanlara sunmaktadır. Karadeniz’in zengin oksijen deposunu ciğerlerinize çekebilmenin ve bu arada da dinlenebilmenin en güzel yolu Bartın’ın sahip olduğu yaylalara ve milli parklara uğramaktır. Gezen Yaylası, Bartın – Kastamonu Küre Dağları Milli Parkı, Uluyayla ve Ardıç Yaylası gibi yaylalar sizi sersemletecek kadar temiz oksijeni ciğerlerinize sunmaktadır. Üzerinde bulunan ev sahiplerinin tavşan ailesinden olması dikkatinizi çeker tavşan adasında… Hoşunuza da gider bir yandan onları beslemek… Cenevizlilerden kalma Bizans Kilisesi ve Manastır gibi tarihi kalıntıları bulundurmasıyla adanın etkileyici yönü güçlenmektedir. Bir de doğu ucunda bulundurduğu kavuğun var olduğu düşünülen iyileştirici yönü eklendiğinde daha da ilgi çekici hale bürünmektedir. Kemer köprüsünün karşısında yer alan tavşan adası, 70 m uzunluğunda mağaraya sahip olup, yüzülebiliyor olması adaya ayrı bir gizem katmaktadır. Yine bu odacıkları görmeden terk edilmemesi gezip görebilmek açısından önemlidir. Bartın’ın Amasra ilçesine on kilometrelik mesafede bulunan gürcü oluk mağarasına da biraz olsun kaçamak yapabilirsiniz. yalnız169 metrelik uzunluğa sahip olan mağarada bulunan Gürcüoluk mağarası tek galeriden oluşmakta olup, turistik bir değer taşıyan yerdir. Ayrıca mağaranın içerisinde coğrafik oluşumlarla ortaya çıkan sarkıt, dikit ve sütunlarda ilginizi fazlaca çekecek… Ulaşımı Amasra-Çakraz karayolu üzerindeki Karakaçak ve İnpiri köyünün sapaklarından sağlanılmakta olup, buraya geldiğinizde Amasra’da bulunan çok sayıda gizemle karşılaşabilirsiniz. Muhteşem birdeniz manzarasına sahip olan 7 metre uzunluğundaki; buradan denizle bağlantılı bir havuz ve kayaya oyulmuş basamaklarla mermerden bir iskele görülmekte olan Direkli Kaya, turistik bir gezi planının olmazsa olmazlarımdandır... Cenevizliler tarafından yapıldığı düşünülen bir yapı olup, denizi aydınlatmak ve gözetlemek için yapılmıştır. Ulus ilçesinde bulunan Ulukaya Şelalesi, 20 metre yükseklikten akışını yemyeşil doğa içinde gördüğünüzde size iyi ki gelmişim dedirtecek kadar doğal güzelliğe sahiptir. Panoramik güzelliğine şahit olmak için turistlerin uğradığı yerler arasında en yoğun olan bu şelale, kanyon ve birden fazla şelalenin etrafında bulunduğu ortamda yer almaktadır. Şelalenin tınısını hatta etrafında bulunan kanyon ve bu kanyona akan şelalelerin sesini dinlemek için tercih edebilirsiniz. Ulus çayıyla birleşerek akıp ilçenin içerisinden uzaklaşan Ulukaya şelalesi Bartın’a geldiğinizde karşısına geçip çay içebileceğiniz doğal ve bozulmamış bir dokuya sahiptir. Yine Amasra ilçesinde bulunan Göldere şelalesi de Küçük olmasına rağmen etkisi büyük olan bir şelale olup, mavinin turkuazla buluştuğu bu rengi burada yaşamak gereklidir. Ağlayan ağaçta Amasra’da görebileceğiniz ender bitkilerden birisi olup, çiseleme yaptığından ötürü bu ad ile anılmaktadır. enterasan bir doğa harikası olduğuna inandığım bir oluşumdan da bahsetmek isterim yapacağınız gezi planı için. Amasra delikli şili olarak anılan bir kayadan söz edeceğim. Bu kaya ortasında bulunan delik nedeniyle böyle adlandırılmış. Hatta hakkında bazı rivayetlerde ileri sürülmüştür. Bunlardan birisi Delkianus ve Shilla olan genç âşıkların birbirlerine olan sevgileriyle ilgilidir. Bugünse denizde tekne turuna açılanların dilek diledikleri yer durumundadır.

Bartın’da kalmak için halen vaktiniz varsa bu zamanı neden monotonca geçiresiniz ki… Haydi, o zaman kalkın Zonguldak iline geçin. Biliyor muydunuz Bartın önceden Zonguldak iline bağlıydı… Zonguldak il girişinden başlayabilirsiniz gezmeye… Gökgöl mağarası damla taşlar, sarkıtlar ve dikitleri ile ilginizi çekecek ve iyi ki gelmişim dedirtecek size… Sırada filyos kalesi olabilir ya da kızılcapınar barajı olabilir. Zonguldak’ta günübirlik gezinizde uğrayabileceğiniz Halil Paşa Konağını da unutmayın. Filyos kalesi gibi Çaycuma’ya gitmekte erinmezseniz Çayır köyü su mağarasını da gezebilirsiniz. Mağaranın uzunluğu herkesin ilgisini çekmekte olup, mağara yaklaşık 1300 metre uzunluğundadır. Yine Zonguldak ilinin Ereğli ilçesine doğru yönelecekseniz yaklaşık bir saat yol için zaman kaybedeceğinizi unutmayın. Ereğli ilçesinde görebileceğiniz en meşhur yerse cehennem ağzı mağaraları ve Ereğli kalesi gibi yerlerdir. Buralarda eskiden burada yaşamış olan medeniyetlerin kalıntılarına rastlamak mümkün olduğundan farklı bir hava bulunmaktadır.

Kastamonu’da tarihi ve turistik açıdan pek çok konak, han, türbe de mevcut olsa da günübirlik yapılan gezilerden buraların hepsini görebilmek imkânsızdır. Tarihte çok önemli yeri olan Kastamonu’nun doğal güzelliklerinden ve meşhur yerlerinden birkaç örneğin belirtilmesi kısa süre için gelmenizden ötürü daha verimli bir süreci sağlayacaktır. Kastamonu’da şehri sembol eden iki anıttan birisi olan Kastamonu kalesi, Bizanslılardan günümüze kalarak gelen bir tarihi mekândır. Kastamonu’nun tam ortasında bulunan kale 112 metre yüksekliğe sahip olup, muhteşem bir manzaraya sahiptir. Kastamonu’da inşa edilen ilk anıtsal eser olan Nasrullah Cami, Osmanlı İmparatorluğu döneminden kalmış bir eser olup, 1506 yılında köprü ve şadırval ile birlikte Nasrullah Kadı tarafından yaptırılmıştır. Milli değeri büyük olan cami milli şairimiz M.Akif ERSOY’un milli mücadeleyi destekleyen konuşmalarını yaptırdığı yerdir. Bu sebeple görmek için ilginizi çekebilir. Kastamonu’nun Taşköprü ilçesinde bulunan Pompeiopolis Antik Kenti de gezilebilecek yerlerden birisidir. Hababam sınıfının meşhur yazarı Rıfat Ilgaz’ın eserlerinin yanı sıra kullandığı kişisel eşyaları da sergilendiği Rıfat Ilgaz Kültür ve Sanat Evi de yine yerli ve yabancı turistler tarafından ziyaret edilen yerlerden birisidir. Ziyaret etmekte pişman olmazsınız. Kastamonu’da İttihat ve Terakki Cemiyeti Binası olarak inşa edilmiş olan planı Mimar Kemallettin Bey’e ait Kastamonu arkeoloji müzesini de gezmeye gelebilirsiniz. Yapıldığı günden bugüne kadar İstiklal Mahkemesi, Türk Ocağı ve Parti binası olarak hizmet veren müze,  1925 yılında M.Kemal ATATÜRK Şapka ve Kıyafet İnkılabı ile ilgili nutkunu söylediği yer olduğundan ötürü milli bir değere sahiptir.

Mimari eserleriyle tanınan ve genellikle bu eserleri görmek için uğranan illerden birisi olan Safranbolu, etkileyici evleri, tarihi değerleri, kent kültürü, yaşam tarzı, gelenek ve görenekleri, konak ve evleri, doğal güzellikleri ile turizm açısından büyük bir potansiyel taşımaktadır. Doğa ve sanatın harmanlandığı bu ilde tokatlı kanyonu ve Safranbolu evlerini görebilirsiniz.

Bartın turizmin yeniden filizlendiği bir il olup, bu konuda gereken tüm çalışmaları yerel yönetimler yapmaktadır. Ulaşım açısından sorunu bulunmayan bu ilde görülebilecek çok sayıda yer bulunmakta olup, gerek maddi, gerekse altyapısal olanaklar turizmi canlı tutabilecek şekilde işletilmektedir. Sahip olduğu görülesi yerlerini keşfetmek isteyerek yola çıkan misafirlerini olabildiğince mali anlamda olabildiğince ekonomik şartlarda ağırlamaktadır. Geçerli para birimi Türk Lirası olan ilde fiyatlar yerine göre de değişiklik gösterebilir.

Bartın ili iklimsel özellikleri yönüyle her ne kadar yaz turizmi açısından uzun bir zamana sahip olmasa da görülebilecek mekân ve yerleri açısından nadide yerleri içerdiğinden ötürü yılın her zamanı konuk ağırlayabilmektedir. Her mevsim yağış alabilen orta kuşak iklimi altında bulunan Bartın, yazları serin kışları ise ılıman hava koşullarına sahiptir. Turizm açısından en uygun zaman aralığı konusunda haziran, temmuz ve ağustos ayları burayı keşfe gelmek isteyenler için doğru zamandır.

Bartın’da bulunan mirasın keşfedilebilmesi ve zihninizde somut bir yaşantı olarak kalabilmesi için bir gün yetmez. Bu sebeple Bartın ziyaretiniz için en azından üç gün kalmalısınız. Peki, Bartın’da konaklama olanakları ne durumda ve Bartın’da nerede kalınmalıdır? Bu konuda Bartın’da ekonomik olarak kendinize uygun konaklama alternatiflerinizin olduğunu belirtmek isterim. 3, 4 ve 5yıldızlı otel seçenekleri bulunduğu gibi, pansiyon, günlük apart ve butik oteller bölgede hizmet ermektedir. Önerebileceğim yerler konusunda ise kaf konak, Fatma hanım konağı ve kemer oteli bence ideal…

Bartın’a gelen yerli ve yabancı turistleri bekleyen en güzel şeylerden birisi de Bartın’ın mükemmel sofraları… Etli, sebzeli, sütlü, hamur işli ve zeytinyağlı yemekleri ve yöreye has pilav çeşitleri ve farklı lezzetlerdeki tatlıları tadılmaya değer niteliktedir. Bartın’da mutlaka yemelisiniz dediğim menüler hakkında pumpum çorbası, yumurtalı isput, kabak burması, pirinçli mantı ilgimi çektiğinden denedim ve iyi ki de denedim. Yöresel lezzetleri tadabileceğiniz en marka yerler konusunda ise Amasra canlı balık restoran, yöresel yemek evi, Mustafa amcanın yeri Bartın lezzetlerinin en lezizini tadabilmeniz için doğru adreslerdir. Canlı balık restorana gittiğinizde mezelerin ve fırında helvanın tadına bakmadan ayrılmayın, mükemmel diyebilirim… Mustafa amcanın yerinde ise özel soslu ızgara kalkan ve ızgara hamsi menülerini ustaca yapılıyor.

Amasra’da hangi yöne gideceğiniz konusunda bilgim yok ama, şayet gala pazarının kurulduğu yere yolunuz düşerse geleneksel hale gelmiş her salı ve cuma günleri kurulan yöre kadınlarının ürettiği, hazırladığı ürünlerin sergilendiği ve satıldığı pazardan alışveriş yapmanızı önerebilirim. Yine meşhur çekiciler çarşısında da yöreye özgü el emeği, göz nuru hediyelik ürünlerden satın alabilirsiniz. Ahşap işçiliği konusunda nadide örneklerle karşılaşabilirsiniz. Bartın’dan Amasra’ya doğru gelirken düm düz devam ederseniz Amasra karşınıza şirinliği ile çıkacak. İşte şimdi size belirteceğim noktadan ilk önce Amasra’ya henüz girmeden kuşbakışı ilçenin genelini görebilme şansınız bulunmaktadır. Burası bakacak mevkii olarak bilinmekte olup, mutlaka buradan bir seyir yapmanızı öneriyorum. Yine Bartın’da gezilecek yer arıyorsanız manzarasıyla Boztepe’den de aynı hazzı yaşayabilirsiniz.

"BARTIN GEZİLECEK YERLER" Hakkındaki Yorumlar (0)

A
B
F
G
H
İ
K
M
S
T
U
A
B
Ç
D
E
G
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
P
R
S
Ş
T
Ü
V
Z