DENİZLİ GEZİLECEK YERLER

DENİZLİ GEZİLECEK YERLER

DENİZLİ GEZİLECEK YERLER

DENİZLİ GEZİ REHBERİ

Türkiye’nin gözde şehirleri arasında bulunan Denizli ilimiz birçok cenneti bağrında barındırıyor. Tarihi ve doğal güzellikleri bulunduran bu ilimiz saklı bir cennet konumunda olmasıyla da hem yerli hem de yabancı turistlerin ilgisini çekmektedir. Yüz ölçümü büyüklüğü ve nüfus yoğunluğu bakımından İzmir’e rakip olmaya aday olarak görülebilir.

Denizli’nin merkezine, karayolu, demiryolu ve hava yolu ile ulaşmak mümkündür. Otogardan merkeze dolmuş ve taksi ile ulaşım kolaylığı sağlanır. Denizli’nin merkezine gelindiğinde orta göbekteki horoz heykeli gelenlere hoş geldiniz demekte. Denizli’nin horozunun meşhur olmasının sebebi, tüylerinin parlak, bodur, patikli, uzun kuyruklu hem uzun soluklu bağırabiliyor hem de liderlik özelliği baskın olan bir horoz türü olmasıdır.

Denizli, belediyesinin azmi ile her geçen gün gelişerek turist ve öğrencilere iyi bir yaşam merkezi haline gelmektedir. Türkiye’nin üç büyük şehri olan İstanbul, Ankara, İzmir’den sonra dördüncü büyük şehirliğe aday olarak denizli gösterilebilir. Her geçen gün yenilenmekte ve metrepol şehirlere rakip olmak için hem tarihini, hem doğal güzelliklerini konuşturmakta…

Yolu Ankara tarafından Denizli’ye doğru düşenler bilir, Denizli il sınırlarına girdikten sonra sağ tarafta doğal olan sıcak su kaynaklarının buharları adeta bulutlar arasında yürüyor hissi yaşatmaktadır.

Buharlar arasından araçla dahi geçilse, oranın eşsiz havası insana huzur verirken ruhunuza terapi yapılmış gibi rahatlamış olacaksınız. Buharlar otantik bir görünüm katarak bize görsel bir şölen sunmaktadır. Bu görsel şölen izlemek isteyenlere hazır olarak Denizli’nin girişinde beklemektedir.

Gezi planları yapanların listelerine eklemek isteyecekleri birçok güzellikler var. Bunlar; antik kentleri, kaplıcaları, mükemmel doğası, birbirinden güzel şelaleleri ve akarsuları, en bilindik doğa harikası olan Pamukkale travertenleri görenleri büyüleyen yapılara sahipler. Bu beyaz kar yağmış gibi olan görüntü görenlere buz pistini anımsatmaktadır. Sanki üzerinde buz dansı yapılacak gibi ziyarete gelenleri kendine davet eder bir edası vardır. Bu özelliği insanların birkaç kez gidip tekrar tekrar orayı görme isteğini uyandırmaktadır. Tekrar tekrar gidip ziyaret ettiği halde bir daha gitmek isteyip, tatil planlarında değişiklik yapan insanlar pişman olmayıp, her gidişlerinde memnuniyetle oradan ayrılırlar. Doğal güzelliğe ve şifalı bir yapıya sahip olması da ayrı bir ayrılacıktır.

Denizli’deki tarihi dokunun kokusu sanki şehir merkezine girerken daha burnunuza gelir. Selçuklu döneminden kalma olan eserlerden olan Akhan Kervansarayı, tarihin saklı sayfalarını bize sunmaktadır. Sanki önüne gelindiğinde Selçuklu dönemini yaşadığın hissine kapılmana neden olmaktadır.

 Acıpayam Yazır Camii başka bir güzellik katmakta eşsiz doğasına, en önemli özelliği 13.yüzyıllarında yapılan camilerin çoğundan farkı ağaç direkli ibadethanelerden olmasıdır. Süslemeleri hem görülmeye değer hem de koruma altına alınmıştır. Caminin mimari yapısı ise dikdörtgen planlıdır.

Görülmeye değer bir başka tarihi yapıda Server Gazi Türbesi, hem mimari hem de sanatsal özellikleri ihtişamına güzellik katmakta. Türbe Selçuklu komutanı olan Server Gazi tarafından yapıldığı için onun adı taşımaktadır. Denizli’de bu türbenin ihtişamının tanıtılması için merkezden dolmuş kaldırmakta, isteyenler kolaylıkla gidebilir. Tarihi yapılar ayrı bir nefes katmıştır Denizli’ye… Bu nefes insanları meraklandırıp Denizli’ye davet etmektedir.

Doğal su kaynaklarından olan Çizmeli kaplıcaları, insanlara şifa ve tatil imkânı sunmakta ve güzel bir anı bırakıyor hafızalarda. Çizmeli kaplıcalarının şifa sağladığı bazı hastalıklar şunlardır; Kalp damar hastalıkları,  hemoroit, karaciğer yetmezliği, romatizma,  basur ve çeşitli deri hastalıklarıdır. Bu doğal kaynakların hastalıklara şifa olması da birçok yabancı turistin Denizli’ye akın etmesine neden olmaktadır. Yabancı turistlerin ülkemizdeki doğal kaynaklara olan ilgisini artırmak amacı ile yapılan çalışmalar hem Ülkemizin hem de Denizli’nin kalkınması için önem teşkil etmektedir.

St. Philippe  Martvrion  Kilisisesi, önemli tarihi kalıntılarından biridir. İsmini Hz. İsa’nın 12 havarisinin arasında bulunan St. Philippe Martvrion’dan almıştır. Hıristiyanlığı yaymak amacıyla bölgeye gelen St. Philippe Martvrion amacına ulaşamadan öldürüldüğü için anısına kiliseye adı verilmiştir. Denizli gezilirken tur haritasına dâhil edilmesi gereken en önemli yerlerdendir. Bu kilise Hıristiyanların maneviyatında önemli yer tutuyor. Her yıl birçok Hıristiyanların ziyaretine ev sahipliği yapan Kilise birçok güzelliğin görülmesine de vesile olmaktadır. Hıristiyan alemi bu kiliseye gelerek yabancı turistlerin gelmesine ve milli kalkınmasına destek olunmuş oluyor.

 Merkezde birçok lokanta, cafe,restrontın bir arada bulunduğu Bayram Yeri Meydanı  geziye gidenler için ideal bir çarşı merkezidir.İsminin Bayram Yeri olmasının sebebi ise işgal zamanlarında, ülke genelinde İzmir hariç ilk kurtuluş meşalesi bu meydanda yakılmasındadır. Meşaleyi Müftü Ahmet Hulusi Efendi yaktığı için meydanda heykeli de bulunmaktadır. Meydan da bulunan bu heykel ayrı bir hava katmakta bulunduğu yere, görenlerin dikkatini çeken bu tarihi karakter, insanların Denizli’nin tarihine olan ilgisinin kabarmasını sağlayarak ayrı bir araştırma hissi uyandırmaktadır.

 Keloğlan Mağrası, 1970 yılında keşfedilen gezilmesi mükemmel olacak bir doğal yapıdır. Bu mağranın hikâyesi ise keloğlan çobanlık yaparken yağmurdan saklanmak masadı ile bu mağraya girmiş fakat çıkamamış. Köylüde keloğlanı aramaya çıkmış ve mağrada keloğlanı bulduklarında saç ve sakalı birbirine karışmıştır. O nedenle ki keloğlanın mağrası olarak adlandırılmış ve oraya giren saçı olmayan insanların saçının çıkacağına inanılır.

Denizli UFO Müzesi ise 2002 yılında İstanbul’da açılan UFO müzesi daha sonra 2005’te Denizliye taşınmıştır. Amerika, Japonya, ingiltere’den sonra Dünyanın dördüncü UFO müzesidir. Avrupa, Balkanlar, Ortadoğu’nun açılan ilk uluslar arası müzesidir. Uzaylıları ve UFO’lar hakkında bilgi sahibi olmak isteyenler ve merak edenler gezi rehberine not alınıp mutlaka uğranmalı.

Honaz Dağı Milli Parkı Denizlinin Honaz ilçesinde bulunan bu park Ege’nin en yüksek dağının eteklerine kurulmuştur. Gezmeye gelenlere çok güzel bir doğa ve manzara görüntüsü sağlamaktadır. İçerisinde 924 çeşit bitki çeşide bulunduğu gibi yabani hayvan bakımından da çok zengindir. Denizli’yi   kuş bakışı izlemek isteyenler Honaz Dağı Milli Parkına çıkabilir ve doğayı  kuş bakışını izleyebilir. Ege’nin yüksek dağı unvanına sahip olan bu dağın eteğindeki milli park görenleri büyüleyen bir doğal görünme sahiptir. Bu parka gelenler yamaçlardan bakarken hem ağaçların hem de hayvan çeşitlerini görme imkanına sahip olmaktadırlar.

Colossae Antik Kenti’nin en önemli özelliği kaya mezarlarının bozulmadan günümüze ulaşmış olmasıdır. Denizli, Ankara karayolunun 16. Kilometresinde bulunan antik kent,  en gözde dönemlerini persler zamanında yaşamıştır. Eğer tarihi eserleri seviyor ve onların havası sizi rahatlatıyorsa mutlaka Colossae Antik Kentine uğrayınız. Bu antik kentte bulunan taş mezarlıklar resmen tarihe ışık tutmaktadır. Çok farklı ve yapısı antik olan mezarlıklar farkılı olan havası insanı cezp etmektedir.

Saray Köy Kaplıcaları adını sanki saraydan almış gibi asalet içerisinde kendisini ziyarete gelen insanları ağırlamaktadır. Menderes ovasının doğal güzelliği olan saray asaletine sahip Saray Köy Kaplıcalarını görmeden Denizliden ayrılmayın. Hem kaplıcadan yararlanıp tatil yapabilir, hem de etrafdaki doğa harikalarını keşfedebilirsiniz. Bu kaplıcalar hem hayatınızda değişiklik olabilir hem de rahatsızlıklarınıza şifa sebebi olabilir.

Tripolis Antik Kenti Lidya döneminde kurulduğu tahmin edilen önemli yerleşim alanlarından kalan tarihi kalıntılardır. Bu kent içerisinde hamam, tiyatro, şehir binası, kale, surlar ve nekropol kalıntıları bulunmaktadır. Sağlam inşa edilmiş olan mimari yapısı deprem ve sellere meydan okuyarak günümüze kadar tarihi kalıntıların gelmesini sağlamıştır. Bu antikkentte bulunan hamamlar tarihin canlı bir tanığı gibidir. Kaleler, surlar sanki tarihin bize ben hala buradayım diye haykırdığını gösterir gibi…

Eski bir yerleşim yeri olan Tabea Antik Kenti,  doğal bir kale görünümünde olup, yapılan kazılarda her geçen gün bulunan kalıntılar tarihe ışık tutmakta. Hala kazılar yapılmakta olup tarihe ışık tutmaktadır.Yapılan kazılarda bulunan tarihi yapılar çok çeşitli tarihi güzellikler ortaya çıkarılmıştır.

Antik dönemde kendi adına basılan ilk sikke ve Osmanlı Cevher Paşa Camisi ve Roma hamamı bugüne kadar bozulmadan ulaşmıştır. Kaklık Mağrası daha içerisine girerken bir huzur veriyor insana. Mağranın içine doğru uzanan merdivenlerden inerken her adımda biraz daha üşürken içerdeki gizemi ve güzelliği merak ediyor insan. İçeriye doğru ilerledikçe travertenin büyüleyici güzelliği kendine doğru insanı çekiyor. Yapısında bulunan kükürtlü su cilt ve cilt hastalıklarına iyi geldiği bilinmektedir. Bu muhteşem doğa yapıtını görmek için tatilinizi uzatmaya değer. Kükürtlü maskeleri kullananların, buradaki kükürtlü su ile sorunlarına çözüm bulabilirler.

 Kara Hayıt Kaplıcaları sıcaklığının çok yüksek olmasına rağmen içme suyu olarak da kullanıla bilen bir kaplıcadır. Sindirim sitemi, mide, bağırsak, karaciğer vb. hastalıklara iyi geldiği bilinmektedir. Ege üniversitesi Hidroklimatoloji Enstitüsünün araştırması sonucu yaptığı açıklamada suyunun birçok hastalığa faydalı olduğunu belirleyip açıklamıştır. Bu suyun kaynar olmasına rağmen içme suyu olarak kullanılıp şifa sebebi olması da ayrı bir güzelliktir.

Lodikya Antik Kenti, Batı Anadolu’nun en büyük finans ve ticaret kaynağı olan bir yerleşim alanıydı. Denizlinin tekstil sektörüne girmesinin temelleri bu dönemde atılmıştır. Helenistik dönemdeki Suriye kralının eşine yaptırmış olduğu bir kenttir ve adını Kralın eşinden almıştır. Suriye kıralı eşine eşsiz bir antik kent hediye etmiş ve günümüze bir tarihi miras bırakmıştır. Denizlinin en önemli tarihi miraslarından olması da bir ayrıcalıktır.Bu ayrıcalık Denizli’nin tarihi yönünün ne kadar zengin olduğunun da yaşayan kanıtıdır.

Pamuk Kale Travertenleri,  adını bulunduğu ilçeden almıştır. Kat kat olan bu doğa harikası dünya üzerinde görülmek istenen sayılı yerler arasındadır. Menderes nehri üzerinde bulunan Pamuk Kale Travertenleri sulardan içerisinde çözünen karbondioksitin ve kalkerin oluşturduğu doğa olayı sonucu ortaya çıkan olağan üstü bir yapıdır. İsmini hem rengi hem de yumşaklığı bakımından pamuktan almış olan bu yapı UNESCO tarafından dünya mirası sayılarak koruma altına alınmıştır. UNESCO tarafından dünya mirası sayılması yabancı turistlerinden ilgisinin Denizli’ye dönmesini sağlamıştır.

Hierapolis Antik kenti, Bergama kralı 2.Eumenes tarafından kurulmuştur. İsmini ise Amazonlar kraliçesi Hiera’dan aldığı söylenmektedir. UNESCO listesinde yer alan antik ketin kapısına Tanrı Medusa’dan korunmak amacı ile Medusa figürü yapılmıştır. Bu Tanrılarına bağlılıklarını güçlendirmek ve ona olan inançlarını artırmak maksadıyla yapılan bir inceliktir. Pamukkale travertenlerinin suyu ile beraber bu antik kentin altıda bulunan yer altı suları tedavi amaçlı kullanılmıştır.

Hierapolis Arkeoloji Müzesi 1984 yılında açılan müze roma döneminde hamam olarak kullanılmıştır. Müzede arkeolojik kazılarda bulunan tarihi kalıntıların ve eserlerin sergilenmesi açısından önemli yer tutuyor.

Tekke Köy Kaplıcasının, suyunun kadın hastalıklarına, romatizma, idrar yolu hastalıklarına iyi geldiği bilinmektedir. Kaplıcanın içerisinde roma’dan kalma hamamlar ve soyunma odaları, havuzları bulunmaktadır. Sadece kaplıca olarak değil tarihi eserleri de ayrı bir ihtişam katmaktadır. Dünyanın nadir yerlerinde hem termal hem de tarihi yapıları bir arada bulunmaktadır. Bu özelliği ile dünyanın gözde ve sayılı görülecek mekânlarından olması da turistlerin ilgisini çekmektedir. Kaplıcada tatil yapıp vücut detoksu yapılırken tarihi yapıların arasında sanki roma dönemindeki yaşam tarzı keşfe çıkmış olacaksınız.

İncili Pınar Parkı, adı gibi Denizlinin incisidir.174 bin metrekarelik bir alan olan incili pınar parkı şehrin ortasında nefes alınacak en güzel mekânlardan biridir. Eşsiz doğası ve dinlenme alanları ile insanları şehrin bunaltısından kurtarmak için yapınan bir dinlenme alanıdır. Bu parka adım attığınız andan ihtibaren kitap okuyan insanları ve dinlenmek, nefes almak için gelen genç ve yaşlıları görebilirsiniz. Böyle olması da üç kuşak insanların kaynaşmasını ve yardımlaşmayı artırmaktadır. Etrafda oynayan küçüklerde hem gençlerin hem de yaşlıların neşesine, moraline destek olmaktadır. İnsanları şehrin sıcağından, yorgunluğundan, yoğunluğundan uazaklaştırıp terapi yapan bir park adeta…

Yeşil Dere Şelalesi, sanki cennette akan bir nehrin dağların eteklerinden yere dökülüyor hissini içinize nakşetmekte. Şelaleden dökülen her su damlası yerin delinmesini ister gibi ahenkle yere iner ve insanın kulağından günlerce gitmeyecek bir müzik senfonisi hediye eder. Akarkenki o istisnasız damlaların ses uyumu, görsel şölen olarak hafızanızda hiç silinmeyen anılarınızın arasına katılıverir. Şelalenin yakınlarındaki alabalık tesislerinde karnınızı doyururken şelalenin su damlalarının dansını da izleme imkânına sahip olabilirsiniz. Ruhunuzun dinlendiğini fark ettiğiniz zamansa ordan ayrılmak istemeyecek ve uzun süre oranın etkisinden kurtulamayacaksınız.

Ağlayan Kale Şelalesi, ismini dağın eteklerinden dökülen suyunun etrafa savrularak yere dökülmesinden almıştır. Adının hakkını veren bu şelale olağan üstü bir manzara içerisinde ziyatreçilerini ağırlamaktadır. Şelaleye yakından bakarken sizi biraz ıslatabilir ama korkulacak bir durum yok çünkü teninize değen her damla yenilenmenize fırsat sağlamaktadır. İhtişamı sayesinde birçok gelinin dış çekim arka planı olan eşsiz şelale anılarda canlı gibi kalması için istenen en güzel pozlardandır.30 metre yükseklikten dökülen bu şelale görenleri kendine hayran bırakıp kendi kendinin reklamını yaptırma özelliğine saphirtir.

Güney Şelalesi, inanılmaz manzarası ve ağaçların üzerlerinden savrularak dökülen suyunun sayesinde doğa harikalarınından biri olmuştur.20 metre yüksekliğinde bulunana bu şelelanin korunması amacı ile sit alanı olarak belirlenmiştir. Suları utangaç bir kadın edası ile dökülen bu şelale, insanın doğaya aşık olmasını sağlayan güzelliktedir.

Bu şelalenin suları Damlatas mağrasını oluşturarak kendine ayrı bir güzellik katmıştır.Denizli’ye geldiğimizde hafızamıza kazıyıp huzur aradığımızda, anılardan çıkarıp hatırlamak isteyebileceğiz rotamız Güney Şelalesidir.Doğanın insanı etkileyen huzur verdiği gibide, kendine hayran bırakan özelliklerinin bir arada toplandığı muhteşem bir doğal yapıttır.

Denizlinin en önemli özelliklerinden biri olan efeler Kurtuluş Savaşı sırasında ortaya çıkan ve şehri savunmak adına kurulan bir topluluktur. Daha sonraları efeler kültürel bir miras olarak bize kalmış ve zeybek dansları ile kültürümüze zenginlik katmıştır. Zeybek dansındaki figürler ise işgal kuvvetlerine gözdağı verecek şekilde tasarlanıp, korkusuz olunduğu hissiyatını yaratmak için yapılan figürlerin bir araya gelmesi ile oluşan dans çeşididir.

 Zeybek dansındaki figürlere bakacak olursak kendinden emin ve yeri titretecek şekilde atılan adımlar, biz merdiz, korkusuzuz anlamı taşımakta, iki yana açılan kollar ise kendinden emin tavırlarını ortaya koymaktadır. Kollarını indirdikten sonra tekrar kaldırmaları ise düşseler bile bıkmadan tekrardan ayağa kalkacakları anlamına geliyor. Yere diz çöküp toprağa vurdukları ellerini  öptükten sonra kalplerine ve alınlarına koymaları, vatan toprağının kıymetini ve ona ne kadar bağlı olduklarını temsil eder ve toprağı kutsal emanet olarak gördüklerini vurgularlar.

Denizli, Osmanlının dış pazara açılması ile ticari olarak gelişmiştir. Tekstil konusunda harikalar yaratmış olan Denizli hala tekstil sekterönü elinde tutmaktadır.

Dericilik konusunda özellikle sanat eserleri yaratan ustalar bu şehirden çıkmıştır. Dericiliğin, Denizliye gelmesi Türk boylarının denizliye göç etmeleri ile gelmiş ve Ahi Evran ile gelişerek değer kazanmıştır. Ahi Evran öğrencilerine hem tasavvuf hemde dericilik sanatını öğreterek onların bu sanatı yaşatmalarına ve yaygın hale getirmelerine vesile olmuştur. Günümüzde hala ülkemizin birçok deri işlemeciliği ürününü sağlarken Dünya ticaretinde de önemli yer tutmaktadır. Günümüzde hala kaliteli deri işlemelerinin çıktığı yer Denizlidir.

Denizli Tiyatro satında da hem geçmişte hem de günümüzde hala sürdürülmektedir. Tiyatrosuna sahip çıkarak gençlerin tiyatroya olan ilgisini kaybetmesini engelleyen şehirlerden biridir.

Denizli hala yemek ve beslenme kültürünü bozmadan bu güne kadar taşımıştır. Yemeklerinden bazıları; kedi börülcesi çorbası, mercimek çorbası, kuru börülce çorbası, tas kapaması, kumbar dolması, sirkeli ekmek, nohutlu ekmek, tandır, ciğer sarmadır. En ilginç yiyeceği ise yatarken yenen “Yat geber ekmeği”dir.

Tüm bu tarihi yerler ve güzel doğa manzaraları keşfedilirken, şehir merkezinde konaklamak için birçok otel ve pansiyonlar bulunabilir. Ayrıca turistlerin ilgisini çeken en güzel, tarihi yapıya sahip olan Denizli size en iyi tatil köylerinden vazgeçip keşfetmeye gelmenize pişman etmeyecek bir şehirdir.   

Şair demiş ya cennet vatan diye Denizli’de bu vatana neden cennet denildiğini anlayacaksınız her bir toprak parçasında ayrı bir güzellik var. Havasında tarih kokusu, topraklarında tarihi eserler ve doğanın ona verdiği eşissiz mucizeler var.

Denizli’nin coğrafi yapısı birçok sporunda yapılmasına olanak sağlamaktadır. Gölcük, Dalaman çayı, Güney şelalesi, Büyük menderes çayı, Adıgüzeller  barajı’nda  Rafting ve Kano sporlarına olanak sağlamaktadır.

Kış sporları olarak; Honaz Dağı, Karcı Dağı, Babadağ  Karkın dağı, Bozdağ  uygun eğim koşulları ve kar yağışının yeterli olması sebebi ile en gözde kayak merkezlerindendir.

Sportif amaçlı olta balıkçılık;  Büyük Menderes nehri, Adıgüzel Barajı, Kartal gölüde  yapılmaktadır.

Denizli’nin Çivril ilçesinde geyik ve kuş avlanması yapılmaktadır. Son yıllarda geyikler koruma altına alınarak av sınırlamaları uygulanmaktadır.

Denizli’nin güzel manzaralarına eşlik eden yamaçlarında, yamaç paraşütü sporu yapılmaktadır. Adrenalin tutkunlarının uğrak yeri olan Çökelez Dağı etekleri, Dodurgalar Keloğlan mağrası, Gök Tepe Dağı, Tavas ilçesi, Çameli Dağı yamaç paraşütü tutkunlarının uğrak yerleridir.

Etnoğrafya Müzesi hem bina yapısı olarak tarihe kafa tutmakta ve eşsiz bir görünüm sağlamaktadır. Müzenin diğer odaları ise yöresel Denizli evleri olarak tasarlanıp, Denizlinin tanıtımı için önemli eser olarak miras olarak tarihe katkı sağlanmıştır. Müzenin üst katı Atatürk’e ayrılmış ve Atatürk’le ilgili eşyalar ve Atatürk’ün eserleri sergilenmektedir.

Pamukkale Arkeoloji Müzesi, yapılan arkeolojik kazılarda bulunan eserler sergilenmektedir. Müze üç kapalı binanın yanında açık olarak tasarlanan bir oda müzenin eserlerinin açık olarak sergilendiği bir yapıdır. Bu açık alanda sergilenen eserler daha çok mermer eserlerdir.

Denizli’nin el sanatları konusunda da gelişmiş bir sektöre ve tarihi yapıya sahiptir. El sanatı olarak dikiş nakış, iğne oyaları, toprak kaplar, kılıç, çanta, dericilik, işleme sanatları ve bıçak sanatları yaygın olarak yapılmaktadır.

Tarihi olarak yapılan Denizli halıları da hem Türkiye hem de Dünya ticareti için önemli yere sahiptir. Halılarda tarihi dokularının bulunması çok ilgi çekici ve insanlara antika bir eser almış hissi uyandırmaktadır. Tarihte Türk boylarının yaptığı halılar yabancı devletlerin saraylarını süsledigi gibi şuanda Denizlide yurt dışına giden halılarda yabancı devletlerin evlerini süslemektedir.

Denizli’de bulunan türbelerde yerli turizmin sağlanmasında büyük rol oynamaktadır. Anadolu Selçukludan kalma kümbet ve türbeler sayesinde ziyaretçi akımına uğrayan bu şehir, türbelerin mimari yapısıyla da tarihi önemi vardır.

Türbelerden bazıları şunlardır; Server Gazi türbesi, Mehmet Gazi Türbesi, Fatma Hanım Türbesi, Mahmut Gazi Türbesi, Yatağan Baba Türbesi, Hüsamettin Bey Türbesi, Yediler İlbadı Türbesi, Beyce Sultan Türbesi, Buldan Yenice Kent Emir Sultan Türbesi, Abdi Sultan Türbesi, Üçler Türbesi, Ahi Sinan Türbesi, Irlıganlı Şaban Türbesi, Hüseyin Hulusi Efendi, Er Dinlendi Türbesi, Ahmet Dede türbesi, Işıklı Aşağı Camii, Dede Köy Camii Türbesi, Habib Acem Türbesi bu türbeler ülkemiz için maneviyatını önemli yer tutmaktadır.

 Yanlızca yerli turist değil yabancı turistlerin ilgisini çekmektedir. Türbelerin tarihi mimarisi yabancı araştırmacıların dikkatini çekmekte ve Türk mimarisinin şimdiki araçlar elinde olmamasına rağmen mükemmel işler çıkarılmasına hayran kalmışlardır. Denizli Tarihi mimari yönden çok zengindir. Türkiye’nin tarihini biriktirmiş ve geçmişse adeta bu günlerde ışık tutmaktadır.

Bu muhteşem şehir sanki ülkemizin tarihi ve doğal eserlerinin tanıtımı için özenle hazırlanan bir katalog tanıtımı gibidir. UNESCO tarafından koruma altına alınacak birçok yapıya ve doğal görünümlere sahip olup, hem yerli hem de yabancı gezginleri kendine hayran bırakacak eşi olmayan şehirler arsında üst sıralarda yer almaktadır.

 Huzur arayanlara şelale ve parkları ile tarih severler tarihi kalıntıları ile kaplıcaları sevenlere ve tatil isteyenlere birbirinden harika şelaleleri ile kapılarını sonuna kadar açmaktadır. Sadece horozunun ünlü olduğu sanılan Denizli’nin meğer ne çok ünlü ve gezilecek yerleri varmış değil mi? Atasözümüzün dediği gibi çok gezen mi, çok okuyan mı bilir? Sorusuna cevap olarak çok gezen bilir diyorum.

Kitaptan okuyanlar orayı gören insan hangini beğenmişse onu yazar okuyanda onu bilir. Oysa gezen insan kendi gidip gördüğü için her ayrıntıyı bilir. O yüzden tatil planı yapanlar muhakkak gezilmesi gereken listenize Denizli’yi de eklemelisiniz. Bizi kaplıcaları ve horozu ile karşılayan denizli tarihi yapıtları ve doğa harikaları ile uğurlamaktadır. Her ilçesinde ayrı güzellik bulunan Denizli’nin insanları da sıcakkanlı ve samimi konuşmaları ile sizleri etkileyecek ve bir sonraki tatil planınız için size güzel bir fikir olarak kazanç sağlamış olacaklardır. Denizli şehri gezilecek birçok doğal yerleşim ve piknik alanları ile insanlara güzel anılar bırakmaktadır.

Ülkemizin bu eşsiz güzellikleri içinde barındıran kıymetli ilimiz Denizli, gerek tarihi gerekse doğal yapıtlarının tanıtımı yapılarak turizme ve dünya mirasları arasına girmesi için uğraşılıp değerlerimiz koruma altına alınarak tanıtımı yapılmalıdır. Bizim bir sonraki nesillere miras olarak bırakacağımız bu tür kıymetlerin korunması ve tanıtılıp turizmin yapılmasını sağlamak lazımdır.

Ülkemizin her şehri ayrı özelliğe sahip ve tarihi yapıtları ile de olağan üstü büyüleyici bir doğal tasarımlar bulundurmaktadır.

Denizlideki bu tarihi ve doğal harikalarda bunlardan biri olup insanların bilinçli olarak sahip çıkmaları ve ellerinden geldiğince tanıtmalıdırlar. Denizli’ye gelecek olan turist sadece oraya kazanç sağlamayıp Ülke ekonomisinin de kalkınmasını sağlayacaktır. Bu nedenle de hem yöresel hem Ülke kalkınması adına yapılan her yatırım bizim için gerekli ve önem arzetmektedir.

 Bizim ülke mirasımız olan Denizli bize tarihimizin tozlu sayfalarda kalmadığını, hayatımızda hala yaşatarak o zamanları yaşamamıza olanak sağlamaktadır. Birçok özelliği bir arada bulunduran Denizli’nin Ülkenin en zengin kaplıcalarına sahip toprağına sahip olması da ülkemizin adına büyük bir şansdır. Elimizde bulunan bu şansı değerlendirip, Ülkemizin lehine çevirmemiz gerekir. Doğal yapıtları olan şelaleleri, gölleri ve travertenleri, kaplıcaları Denizli’nin adına şan katan güzelliklerdendir.

"DENİZLİ GEZİLECEK YERLER" Hakkındaki Yorumlar (1)

Taner Altay 23 Ocak 2019 Çarşamba
Pamukkale -Denizli Dünyaca ünlü travertenlere sahip Denizli ilimizin Pamukkale ilçesi. Yıllardır buraya gelmek için hep gün saydım. Her buraya gelmek isteyiş planım hiç bir zaman tutmadı. Kısmet bugüneymiş Çocukluğumda buranın yalın ayak dolaşan insanları üzerinde dolaştığını gördüğümde pamuk yumuşaklığında bir zemine sahip olduğunu sanardım. Lakin olayın aslı öyle değilmiş,yeni test ettim 😀 Buranın oluşumunu basitçe anlatacak olursak çaydanlıkta kaynayan suyun zamanla kireç bırakması gibi , yer altı kaynak sularının zamanla bıraktığı beyaz kireçlerden oluşması. Buraya gelecek olursanız zamanlamanızı gün batımını seyredecek şekilde ayarlarsanız şansınıza şans katmış olursunuz.
A
B
F
G
H
İ
K
M
S
T
U
A
B
Ç
D
E
G
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
P
R
S
Ş
T
Ü
V
Z