DİYARBAKIR GEZİLECEK YERLER

DİYARBAKIR GEZİLECEK YERLER

DİYARBAKIR GEZİLECEK YERLER

DİYARBAKIR GEZİ REHBERİ

37. Enlemin nadide şehri Diyarbakır için ne destanlar, ne türküler söylenmiştir. Konumu itibari ile zengin kültürü ve yöresel yemekleri ile farklı, otantik ve gezilmesi gereken ender şehirlerden biridir. Güneydoğu Anadolu`nun tam ortasında bulunan şehir, denizden 650 metre yüksekte, 640 rakımındadır. Dicle, den Karacadağ`a uzanan bu geniş topraklarda, bazalt platosu örnekleri görülmektedir. Dicle vadisinde, 100 metre yüksekliğe kurulan şehrin, yarım çanağı andıran görüntüsü dikkat çekmektedir. Doğu yükseltisinden güneye doğru tatlı bir alçaltı ile Dicle`de düzlüğe kavuşan bir alana sahiptir.

"DİYARBAKIR GEZİLECEK YERLER" Hakkındaki Yorumlar (0)

Diyarbakır Hakkında

Yaz günlerinde 40 ile 50 derece bunaltıcı sıcaklığı yüzünden, damları düz olan evleri, yörenin mimarisini de yansıtmaktadır. Surların kenti, Malabadi Köprü ile çok güzel bir diyardır. Asur kaynaklarında Amidi olarak isimlenen Diyarbakır, Yunan ve latin kaynaklarında da Amido veya Amida olarak isim almıştır. Bu tarihlerde Arap akınına uğrayan kent, Berk adı ile anılan bir aşiretin işgali altına girmiştir. Aşiret, Diyar-I Berk olarak Diyarbakır`ın ismini koymuşlardır. 1937 yılında Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, halk ile yaptığı konuşma sırasında, şehrin ismini “Diyarbakır” olarak zikretmiş ve 10 Aralık 1937 tarihinden itibaren Bakanlar Kurulu`nca alınan karar ile bu isimi taşımaya başlamıştır.  Diyarbakır - Ergani ve Çayönü Tepesi çevresinde yapılmış olan kazılar sonucunda, M.Ö. 9000 ve M.Ö. 2000`lere ait kalıntılara rastlanmıştır. Bu bilgiler ışığında Hurri- Mitanni ile Hurri- Hitit medeniyetlerinin yaşadığı gözlenmiştir. O dönemde, “Subantu” ismini alan Diyarbakır, Anadolu`nun en eski sahipleri olan Hurriler`in izlerini taşımaktadır. M.Ö. 1200`lü yıllarda Hititler, Anadolu göçü ile deniz kavimlerinin istilası sonucu yıkılmıştır. Hitit üstünlüğü altındaki Subartu ülkesi için Hurri ve Aram kabileleri, yötemin anlamında boşluğa düşerler. Bu yüzden küçük kavimler, kent devletçikleri oluştururlar. Sonra bölgede Mezapotamya`nun güçlü krallığı Asurlular, kısa bir süreliğine Urartular, ın egmenliği altında yönetilmiştir. M.Ö. 7. Amidi şehrine İskitler, M.Ö. 625 yılında Medler, M.Ö. 550 yılında da Persler`in hakimiyeti altına girmiştir. Pers İmparatoru Darius, İskender İmparatorluğu tarafından yenilgiye uğramıştır. Helenistik çağ bu dnem içinde başlamıştır. İlerleyen zaman içinde Partlar ile Romalılar birbiri ile savaşının yaşandığı bölge Diyarbakır`dır. M.S. 4. Yüzyılda İran Sasani sülaleleri, Romalılar, ın eline geçen şehir, M.S. 4. yüzyıl kent Roma`nın bir şehri olmuştur. Diyarbakır, Bizans Devleti ve Sasaniler Savaşırlar, bölgenin güçlü İslam orduları, üstün bir galibiyet sağlamış; Hz. Ömer`in zamanında Diyarbakır, Arap egemenliğine girmiştir. Diyarbakır, 15 Eylül 1515 yılı, Yavuz Sultan selim döneminde, Osmanlı Devleti şehri olmuştur. İpek yolu üzerinde bulunan kent, yüzyıllar içinde Güneydoğu Anadolu`nun kültür, sanat, bilim merkezi olarak gelişme fırsatı bulmuştur. Önemli bir tiraci nokta, şehrin bugünkü silüetine de yansımıştır.                                                                               

"Diyarbakır Hakkında" Hakkındaki Yorumlar (1)

Taner Altay 23 Ocak 2019 Çarşamba
Diyarbakır’a ilk gittiğimde bir gün kalırım dedim ama üç gün kaldım. Dar sokaklarında dolaşırken keşfedilmeyi bekleyen küçük canlı müzik yapan kafeleri, yöreye özgü kahvelerini tatmanızı sağlayacak. Tarihi müzeleri size çok kültürlülüğün şehre kattığı güzelliği görmenizi sağlayacak. Diyarbakır surlarında gün batımını seyreden çiftler. Gazi köşkünde Atatürk müzesi ve Dicle ile başlayan Mezopotamya’yı seyretme fırsatını bulacaksınız. On gözlü köprü Diyarbakır halkının tek nefes aldığı yeşil alan ve bir o kadar da pahalı kafeler ve çay bahçeleri mevcut.

Diyarbakır Nerede ?

Diyarbakır`ın kuzey noktalarında, Bingöl ile Elazığ, doğu noktasında Batman ve Muş, güneyinde Mardin, batı noktalarında Malatya ve Adıyaman, güneybatısında da Şanlıurfa şehirleri bulunmaktadır. İlin yüzeysel yapısı oldukça sadedir. Çevresel yükseltileri içinde çukur barındıran bir çanak gibi havzası bulunmaktadır. Diyarbakır havza olarak bilinen bir batı- doğu istikametinde geniş bir Dicle Vadisi`nden oluşur. Diyarbakır`ın güneybatısında da, Karacadağ kütle yükseltisi ile şehir yükselir. Karacadağ, lavların yığılması ile oluşmuş eski volkanik bir kütleden oluşmaktadır.                     

Diyarbakır Hava Durumu

Diyarbakır, karasal iklime sahiptir. Yazlar kurak ve çok sıcak geçerken, kışlar sert, yağışlı ve soğuktur. Yazların fazla sıcak geçmesinin en önemli faktörü, Güneydoğu Torosları`nın soğuk rüzgarları kesmesidir. En sıcak derece 31, en soğuk ise 1-2 derece olmaktadır.                                                 

Diyarbakır`ın Akarsuları Ve Barajları

En önemli akarsuyu Dicle`dir. Diyarbakır ili içinde yer alır. Geniş yatağı ile en büyk kolları ile kenti sarmıştır. Alt proje GAP kapsamındaki Dicle Havzası`nda yer alır. Gap projesi dahilinde halende devam eden baraj yapımında, Karakaya, Devegeçidi, Kralkızı gibi barajlara sahiptir. Hidroelektrik üretiminde önemli derecede öneme sahip, baraj ve göletlerden elde edilen su, tarım bölgelerinde değerlendirilmektedir.                                                                                                                                                          

Diyarbakır Bitki Örtüsü Ve Yapısı

Diyarbakır ili doğal yapısına göre bitki örtüsü, otsu bitki ağırlığı olarak bozkırdır. İlkbaharda çiçeklenip, yağışlar yaz başı itibari ile kururdur.                                                                                                                    

Diyarbakır`a Nasıl Gidilir?

Kültür, tarih, doğa ve ülkemiz için görülmesi gereken bir ildir Diyarbakır`dır

- Diyarbakır ile Adana arası, 535 km olup, yaklaşık araç ile 6 saat sürmektedir.

- Diyarbakır ile Malatya arası, 230 km`dir. Araçi le mesafesi ise 3 saat kadardır.                                 

- Diyarbakır ile Gaziantep 320 km, dir. Araç ile mesafesi 4 saat kadar sürmektedir.                            

- Diyarbakır ile İstanbul arası, 1460 km`dir ve 17 saat 20 dakika kadar sürmektedir.                         

- Diyarbakır ile Erzurum, 320 km`dir ve araç ile mesafe yaklaşık 5 saat, 45 dakika kadardır.        

Diyarbakır`ın Köy Ve İlçelerinde Doğa Ve Dağ Sporları

Diyarbakır, kültürü ve tarihi mekanları dışında, Doğa sporları ile de ön plana çıkıyor. Etkileyici yerlerin ve şaşırtıcı mekanlarını keşfe çıkabilirsiniz. Diyarbakır topraklarının yüzde 37`sini kaplamış olan Güneydoğu Toros Dağları ile çepe çevre sarılı bir ildir. Dağların arasından akan doğal ve muhteşem manzara içinde birçok akarsu vadileri, havzalar bulunmaktadır. Vadiler, hazalar ve seyir tepesi gibi özel yerlerin bulunması, zengin flora ve faunaya sahip yapısal ve doğal güzelliklerin sergilenmesinde büyük etkendir. Derin kalyonlarda, doğa ve dağ yürüyüşü yaparken, eşsiz manzaranın tadını çıkararak, kap yapabilir, fotoğraf çekebilir, yamaç paraşütü yapabilir, Karacağ`ın kış aylarında kayak yapma fırsatı bulabilirsiniz. Diyarbakır merkezi, Hevsel Bahçeleri ve vadisi, doğa yürüşü için tavsiye edilmektedir. Yamaç paraşütü için de, Kırklar Dağı, son zamanların en gözde mekanı olmuştur.               

Diyarbakır İlçeleri

Eğil

Doğa sporları için ilk adreslerden biridir. İlçede dağcılık, doğa yürüyüşleri, kano, kaya tırmanışı, yamaç paraşütü, dalgıçlık, mağara ziyaretleri için en popüler ilçelerden biridir. Dicle Nehri, barajı ve Eğil Assur Kalesi, Kalecik Köyü ile Kalesi, Asur Kralına ait Mezarlar, Selman Köyü ile kalesi, kümbetler, türbe ve mağaralar gibi birçok kültürel aktiviteyi gerçekleştireceğiniz inanılmaz güzel bölgelere sahip bir ilçedir.                                                                                                                                           

Çüngüş

Kuzeyinde Elazığ`nın ilçesi Sivrice, batısında Malatya`ya bağlı ilçesi Pütürge, Fırat Nehri`nin güneyi, Adıyaman - Gerger ilçesi bulunmaktadır. Ardından güneydoğu Torosları ve sırası ile Abaza, Savucak, Akdağ ile çevrili bir ilçedir. Çüngüş, Karakaya barajı, Mırgan, Avut yayları, kalyonlar ve kanyonların sızıntılarında oluşum gösteren yüzlerce su gözenekleri, bu gözeneklerden oluşmuş çaylar ve çevresinde yaşayan binbir çeşit bitki örtüsü ile doğal yaşamın korunduğu bir mekan haline gelmiştir. Doğa ve dağ yürüyüşleri, patikalar, dağ bisikleti, parkutlar, yamaç paraşütü, fotorafçılık, Fırat Nehri üzerinde kanoya binmek gibi birçok aktivitenin merkezidir.                                                               

Çermik

İlçenin yanında bulunan Gelincik Dağı, zirvelerine doğru Kapadokya gibi peribacalarına benzer yapılar göstermektedir. Aynı zamanda ilçenin Bintaş Köyü, nde dağcılık, kayak, kaya tırmanışı yapılabiliyor. Karakaya köyü için de Şeyhandede Şelalesi`nde eşsiz manzaraya tanık olabilirsiniz. Sinek Çayı, bölge olarak doğal güzelliği ile yürüyüş ve fotorafçılık için uygun bir alandır.

Ergani

9000 yıllık Anadolu tarihi ile en eski köy ve yerleşim olarak bilinmektedir. Hilar Şehri – Çayönü yürüyüş alanları, kampçılık gibi doğa aktiviteleri yapılmaktadır. Kayalıklı bir böge olduğu için kaya trmanışı için oldukça elverişlidir. Makan dağı- Zülküf Peygamber`in Dağı`nda tırmanma etkinliği için parkurlar bulunmaktadır. Bu bölge aynı zamanda yamaç paraşütü ve fotorafçılık için ideal bir alandır.                                                                                                                                                                              

Silvan

Silvan`ın özel bir bölgesi Hasuni`dir. Burada birçok doğa aktivitesi yapılmaktadır. Anadolu, da en eski diye tabir edilmiş mağara yerleşim bölgesi olarak bilinmektedir. Hasuni, doğa yürüyüşü için eşsiz manzarasını sergiliyor. Çanak biçiminde yapısal özelliği sayesinde yamaç paraşütü için çok tercih edilen bir alandır. Silvan`dan yaklaşık 15 km uzaklıktadır.                                                          

Kulp

Diyarbakır ilçesi olan Kulp ile Muş arasında bulunan Andok dağının 2840 metre yüksekliğinde, birbirinden güzel ve farklı floraya sahip bitki örtüsü ile doğal su kaynaklarında, dağcılık yapılmaktadır. Andok, etkileyici güzelliğe sahip, yüksek irtifalı, önemli tırman parkutlarına sahip, dağcılığa en uygun bölge olarak kullanılmaktadır. Türkiye dağcılık Federasyonu tarafından faaliyet alanı olarak Andok yeralmış, son yıllarda ise güvenlik nedeni ile ara verilmiştir. Tırmanmak için heryıl 15 Temmuz`da zirvede bulunan Şeyh Muhamed`e Andok`un türbe ziyaretleri gerçekleşmektedir. Kulp ilçe sınırlarında, Kanika Vadisi, Kefrum Kalesi, Geliye ( Taşköprü ) Goderne Kalyonu gibi doğla güzellikler ziyarete açıktır.                                                                                                                                              

Lice

Güneydoğu Torosları`nın ormanlık arazisinde, Güney ve Kuzey doğrultuda uzanan vadileri ile döşenmiş, güneyinde Hezan Dağları, Birkleyn Kayalıkları ile Mağaraları, Eski Lice Akı Tepesi ile şelaleleri; dağ tırmanışı, yürüyüşü, trekking, dağ bisikleti, fotorafçılık, kalyoning, kampçılık gibi birçok aktivite için uygun bir ilçedir.                                                                                                          

Hazro

Hecartum Dağı, 1560 metre yüksekliğinde ve eteklerine kurulu Hazro, Antiklinal, çanak biçiminde bir bölgedir. Hazro ve çevresinde doğal yer altı kaynakları, Hacertum, Tercil, Ayindar, Mihrani, Dikan Dağları, Biler, Mezre Gölü, Zuğur Çayı ile Kalyonu, Bazmar Salat Suyu ve Kaynağı gibi önemli alanları bulunmaktadır. Yeşil ötesi bitki ve manzarası ile ip gibi uzanmış ırmaklarla çevrili bölge, dağ tırmanışından, kaya ve kalyon geçişleri gibi birçok adrenalin tutkunu sporcunun uğrak noktasıdır.       

Hani

Hani ilçesi ve kuzey bölgelerinde Piraziz, Ambar Çayı- Hatun Köşkü Kalyonu, Nerip (İnceburun) Dağları`nda kaya ve dağ tırmanışı, kalyoning, yamaç paraşütü etkinlikleri gerçekleşmektedir. Hani, dacılık, kamp ve yürüyüş için özel ve hoş bir ilçe olarak önemli bir bölge olarak biliniyor.                                                                                                                                                                      

Dicle

Dicle İlçesi, Piran ve diğer isimleri ile Pirejman, Heredan, Tonekrek Dağları, Kralkızı Kayalığı gibi kaya ve dağ tırmanışlarına oldukçe elverişli alanlar oluşturuyor. Doğa ve su sporları için tercih edilen önemli bir ilçedir. Özellikle dağ ve su sporları için festivaller düzenlenir ve Kralkızı Baraj bölgesi, çevresi dalış, su kayağı, diving, jet-ski, tekne yarışları, kano, yelken gibi birçok etkinliğe sahne oluyor. Ayrıca Piran Dağı, kayak mevsiminde, kayak sevenleri için kapılarını açıyor.                                  

Çınar

Karacadağ Vadi örnekleri ile karşınıza çıkıyor ve çok etkileyici manzaraları ile doğa yürüyüşüne insanları sevk ediyor. Kalyon ve yürüyüş için ideal bir ortam olarak Çınar ilçesi tercih ediliyor.                                                                                                                                                                                     

Diyarbakır Tarihi Yerler

Diyarbakır il olarak çok değerli kültür ve inanç turizmi için önemli bir bölgedir. Türkiye, nin turizmine doğrudan açılan büyük bir kapı olarak, gezilmesi ve görülmesi gereken zengin mirasa, doğal güzelliklere ve tarihi dokuya sahiptir. Gerek kültür turizimi için gerekse inanç turizimi için şehir, bizler için adeta açık hava müzesini andıran bir ortam sunuyor. İnsanlık tarihinin ilk yaşam alanı, yazının buluşunun sahne aldığı il, toplumsal üdzen, yerleişk yaşam örneklerinden birçok eser ve örnekler, tapınak ve mimari özelliklerini hala koruyan etkin ve faal bir ildir. Babiller, Asurlar, Persler, Sümerliler ve Hurriler`in yönetimi altına giren bölgede, medeniyetler geçmiş ve her medeniyetin ayrı güzelikte serleri ile kuşatılmıştır. Bu yüzden değerli ve önemli kaynakların tek ve özel adresidir. Kültürel hazinemizin korunması ve kalkınması için değerinin bilinmesi ve gezilip görülmesi gereken önemli bir kentir. Güneydoğu Anadolu`nun incisi niteliğinde Diyarbakır, iç surları, kaleleri, kentin tarihi dokusu ile bugüne kadar ki gelişimini, evreleri ile sahnelemektedir. Çeşitli kültürelerin bir arada bulunduğu, anıtsal yapılar ile birlikte yöresel konutların yapıları birbiri ile örtüşmektedir. Egemen olan ve yönetimi ele alan bütün uygarlıkların, miras olarak bıraktığı özel ve kıymetli değerleri, belgesel niteliğinde günümüze kadar yansıtmış bir şehirin, tüm dünya için önemini kavramaktayız. Tarihin, dinin, kültürün ve doğal güzelliklerin bir arada bulunduğu özel bir şehrin mutlak sahibi çok olacaktır. Birçok ülkenin gözünü diktiği fakat türkiye, nin incise olan bölgemizde, tarihten, doğa sporlarına birçok etkinliği bir arada yapabileceğiniz bir diyardasınız. Kısacası tarihin özünden damlayan şehrin, kültür turu surlardan başlayıp, kalelere, camilerden, tapınak ve kiliselere, medreselerden, han ve hamamlara kadar uzanan geniş bir yelpazeden bahsetmekteyiz.                                                                             

Diyarbakır Kalesi (Diyarbakır Surları)

Diyarbakı`ın özel kalesi, Çin Seddi gibi en eski, en yüksek yapıda dünyada ikinci sırada yer alıyor. Surlar, kalenin korumasını yaparken, aynı zamanda kalenin sınırlarını oluşturan bir misyonu vardır. Surların inşa tarihi kesin bilinmemekte olup, 349 yılı Bizans döneminde, Sasaniler`e karşı verilen savaşta savunma aracı, şehrin askeri müdafası ile idari yönetimim sağlandığı bir yapıdır.                                                                                                                                      

İç Kalenin Sur Yapıları

İç kale, Subaru yani Huri ve Mittani dönemine ait olduğu bir yapı olduğu belirlenmiştir. Huriler döneminin iç kale yapısı, Bizans dönemine sahip bir eser olup, kentin merkezinin surlar ile kaplanması sonucu oluşmuştur. Tarihin sahnelerinde vilayet yönetimine ait bir yapı ile iç kale, Artuklu Sarayı, Eski Cezaevi, Jandarma Binası, Kolordu Binası, Adliye A ve B Binaları, 27 Sahabe, nin Türbeleri, Aslanlı Çeşme, Saint George Kilisesi, Hz. Süleyman Camisi, Artuklu Kemeri gibi birçok tarihi eserin barındığı mekandır.                                                                                                                  

Dış Kalenin Sur Yapıları

82 burçtan 4 ayrı kanattan giriş yapılan iç kale dışındaki sur yapılar yükselip, bu sur yapılar ile Diyarbakır, rın toplam surları, 5500 metre uzunluğuna kadar uzanmaktadır. Yer yer bu uzunluk 7 ve 8 metre olarak yükseliyor. 82 burç ve bazı burçların üzerlerinde var olan figürler, yazıt örnekleri, efsaneler ile kendini göstermektedir. Ulu Beden Burcu, Yedikardeş Burcu, Keçi Burcu, Akrep Burcu, Leblebikıran Burcu gibi birçok burçlar sıralanmaktadır.         

Tarihi Diyarbakır Camileri

Yüzyıllar boyunca dinsel hoşgörüden nasibini almış, etnik ve kültürel yapıyı koruyan, moziklerini bugüne kadar taşıyan birçok cami örneğini görebilmeniz mümkün hale geliyor. Hurriler, den Osmanlı, ya kadar dinsel tapınma ihtiyaçlarını sağladığı yapıların, Diyarbakır`da farklı dönemlerin eserleri, nadide birer örnek ve ata mirasları olarak akrşımıza çıkıyor.                                                                           

Diyarbakır Ulu Camii

Şehrin en büyük cami örneklerinden biridir. İslam aleminde 5. Harem-I Şerifi ve aynı zamanda Anadolu tarihinin en eski camisidir. Şam Emeviye Cami yansımaları, bu örnek camide d görülmektedir. İki camisi, biri Hanefiler ve Şafiler için ayrı bölüm, ikincisi ise; Mesudiye ve Zinciriye olarak batı- doğu maksureleri, minaret ve abdeshaneleri ile tam bir külliye yapısında inşa edilmiştir. Külliye ortasında büyük bir dörtgen avlu bulunmaktadır. Avluda örneği az görülen 900 yıllık bir güneş saati de bulunmaktadır. Ünlü bilgin olarak anılan el- Ceziri, güneş saatini bu noktaya yapmıştır.      

Hz. Süleyman Nasırıye Camii-Kale Camii

1155 ile 1160 yıllarında Nisanoğlu- Ebul Kasım tarafından inşa edilmiştir. Caminin hemen yanında Halid Bin Velid`in oğlu Süleyman`ın ve Araplar`ın istilası sırasında şehit düşen 27 sahabenin türbeleri ve Meşhed`leri bulunmaktadır. Sahabelerin türme ve Meşhed, lerinin burada bulunması ile büyük ilgi gören bir ziyaret noktası olmasına neden olmuştur. Diğer önemli konu ise, caminin Hz. Ömer döneminde, Diyarbakır`ın fethinin başlangıç noktası olarak görülmekte ve kutsal bir değer olarak yeralmaktadır.                                                            

Safa- Parlı Camii

Cami Akkoyunlu döneminde yapılmış olup, kullanılan malzemesinde bir bitki ile esans olarak kullanılması nedeni ile diğer ismi kokulu cami olarak Parlı Camii olarak bilinmektedir. Mimarisi yönünden ünlü ve alımlı bir cami örneğidir. Caminin kaidesinden, külahına kadar her detayda kufi, yazıtlar, farklı biçim ve desenler ile süslenmiştir.                

Şeyh Matar Camii (Dört Ayaklı Minare)

1500 yılında Akkoyunlu dönemi sultan Kasım tarafından yaptırılmıştır. Dört ayaklı minareden tasarlanmış, eşi benzeri olmayan bir camidir. Dört ayak ise 4 büyük mezhebin anlamı yüklenerek yaptırılmıştır.                                                                               

Peygamber Camii (Nebii)

15. Yüzyılda Akkoyunlu dönemine ait tek kubbeden oluşan bir camidir. Minaresinde, caminin değişik bölgelerinde Peygamber Efendimiz`in güzel sözleri ile bezenmiştir. Bu yüzden Peygamber ve Nebii Camii ismi ile anılmaktadır.                                                    

Fatih Paşa Camii

Diyarbakır Valisi olan Bıyıklı Mehmet Paşa, 1516 ile 1520 yılında yaptırılmıştır. Dört yarım kubbe ile destekli, plan ve proje olarak Diyarbakır mimarisinden ayrı, Sinan usulünde ve edebinde bir camidir.                                                                                     

Hüsrev Paşa Camii

Diyarbakır`ın 2. Valisi Hüsrev Paşa`nın isteği ile yapılmıştır. 1521- 1528 yılında yapılan cami, medrese olarak inşası başlanıp, mescit kısmı büyük bir oranda ibadet yeri olarak sürekli kullanılmasıi le ihtiyaç doğrultusunda 1728 yılında minaret eklenerek camiye dönüşen bir medresedir.                                                                                                                                                                               

Ali Paşa Camii

1534 ile 1537 yılında dönemin valise Ali Paşa tarafından inşa edilmiştir. Mimar Sinan`ın eserleri arasında yer alıyor. Medrese, hamam, külliyesi, avlu ve zikir yerleri, şafilere ait bir cami nizamında yapılan bir camidir.                                                                                             

İskender Paşa Camii

12. Osmanlı Valisi İskender Paşa tarafından 1551- 1554 yılında yaptırılmış bir eserdir. Bazı yazıtlarda caminin bir Mimar Sinan eseri olduğu geçmektedir. Kare alan üzerine kurulu, tek bir kubbeye sahip, son cemaat yeri ise dışa doğru taşmış bir plandadır.         

Behram Paşa Camii

1564 ile 1572 yılllarında yapılan 13. Osmanlı Valisi olan Behram Paşa`nın isteği üzerine inşa edilmiştir. Bir Mimar Sinan eseri olarak bilinmektedir. Cami içindeki duvarlar belirli bir seviyeye kadar İznik çini sanatı ile süslenmiştir.                                                                                         

Melik Ahmet Paşa Camii

1587 ile 1591 yıllarında 60. Vali Ahmet Paşa tarafından yapımı istenmiştir. Yapının Mimar Sinan eseri olduğu belirlenmiştir. Minare bölümü, kaide olarak taş bezemeler ile ilgi gören bir mimari örneği sergilenemktedir. Minare iki merdivenli, yarıdan sonra da birleşip, tek merdiven olarak devam eden bir yapı sergilemektedir.                                                          

Nasup Paşa Camii

1606-1611 yıllarında Nasuh Paşa`nın isteği ile cami yapı olarak mütevazi, sadeliğin örneği olarak yapılmıştır.                  

Kurt İsmail Paşa Camii

1869 ile 1875 yılları arasında yapılan yapı için Diyarbakır`ın 221. Valisi Kurt İsmail Paşa isteği üzerine yaptırılmıştır. Sur dışındaki alanda yapılan cami, sur içi cami örneklerine göre farklı tasarlanmış bir plana sahiptir. Cami, tam bir türbeyi anımsatan bir örnektir.            

Diyarbakır`ın Gezilecek Medreseleri

Medeniyetlerin yerleşip, göçtüğü, savaşlarla ele geçen bölgenin, birçok uygarlığa yaşam alanı olmuş ve birçok yaşam ihtiyaçlarını gidermiştir. Bu yapılar, Tefsirler, fıkıh, Hadisler, Kelam gibi dini ilim ve bilimlerin okutulduğu bir eğitim merkezleridir. Edebiyat, matematik, mantık, kimya, fizik ve astronomi gibi birçok derslerinde, bu medreselerde eğitim gören kişilere verilmiştir.                       

Zinciriye Medresesi

Anadolu, nun en eski ve ilk mimari örneğidir. Halk arasında Sincariye Medresesi olarak adlandırılan medrese, örnek mimari ve tarihteki yolculuğu üzerine örnek bir yaoıdır.                                                                                                                                                                                                     

Mesudiye Medresesi

1194 yılında Anadolu, da kurulan ilk medrese olarak bilinmektedir. Dört sünni meshebin temsili ile fıkıh medresesi olarak açılmıştır. Gezilecek ve tarihin derinliklerinde yolculk için görülmesi gereken bir yapı özelliğindedir.                                                                             

Ali Paşa Medresesi

Vali Hadım ali Paşa tarafından yaptırılmış medrese, dörtgen bir plana sahiptir. Medrese tek kapılı ve tek katlıdır. Kesme taşla örülmüş, yapı için bir Mimar Sinan eseri olduğu ileri sürülmektedir. Sonraki dönemlerde düşkünler evi olarak kullanılan yapıya bir yeni kapı daha eklenmiştir. Orta avlunun iki yanından çapraz olarak odalar sıralanmıştır. Avluda bulunan sütunlu revaklar görülmesi gereken diğer ayrıntılardır.                                                                                                  

Diyarbakır`ın Kiliseleri

Diyarbakır, tarihi sahnede dini yönden etkin bier şehirdi ve hala hoşgörü memleketi olarak varlığını göstermektedir. Medeniyetlerin ve farklı dini yapıların merkezi konumunda olduğu için birçok ibadet hanenin, yapının ve eserin de ev sahipliğini yapmaktadır.                                                                       

Ermeni Katatolik Kilisesi

Diyarbakır Gazi Caddesi, Cemal Yılmaz Mahallesi`nde, Sur içinde bulunan kilise, naos, apsit, narteks, çan kulesi olmak üzere birçok bölüme ayrılmıştır. 17. Yüzyıl eseri olarak bildirilmektedir. Diyarbakır içinde iç süslemeleri ile ilgi çeken bir yapıdır. Bazat taştan yapılmış kilisenin, üç nefli bir bazilikal yapı gözlenmektedir. Dikdörtgen bir plazma şeklinde, ahşap kirişli, toprak damlı, sadeliği ile mütevazi bir yapı örneğidir.                                                                                                 

Surp Giragos Ermeni Kilisesi

Eski kayıtlara göre Ortodoks Ermeniler tarafından kullanılan bir kilisedir. Kilisenin isminin 1610 ile 1615 yıllarında, Polonyalı Gezgin Simeon`a ait seyehatnamesinde rastlanmaktadır. En büyk ve ihtişamlı Ermeni Kilisesi olarak bilinmektedir. 1881 yılında büyük bir yangın ile harap olan yapı, 1883 yılında tekrar inşa edilmiştir. 1960 yılında askeriye depo olarak kullanmış ve değişik birçok ihtiyaca yönelik hizmet sunmuştur. Yapı bir süre sonra Ermeni Cemaati tarafından devralınmıştır. Kilise, narteks, kadınlar için mahfi, çan kulesi, naos ve apsitler günümüze kadar taşınmıştır.                                                                                                                                                                   

St. George Kilisesi

İç surda, kuzey doğu köşesinde yerini almıştır. Mimarisi yönünden yapı, Roma döneminin özel bir örneğini teşkileder. Artuklular dönemi itbari ile yapıya, kubbeli bir bölüm eklenmiştir. Hamam halinde kullanıma açılan bölüm ile arşivlere göre, yapı 3. Yüzyılda yapılmış bir eserdir. Doğal ve özgün bir Roma yapısı olan kilisenin, üç nefi, bazilika yapısı, kilisenni doğu istikameti sur ile birleşerek Dicle`ye uzanan bir manzara izlenmektedir. Yapı, orta neften itibaren, bir kubbe ile desteklenmiştir.                                                        

Meryem Ana Süryani Kadim Kilisesi

IV. Yüzyıl eseri olan kilise, Ortadosk Süryanileri`ne aittir. Hala bir kilise olarak görevini ihya eden, mülkiyeti itibari ile de Süryani Meryem Ana Kilisesi, cemaatin vakfına ait bir yapıdır. Tarihte Şemsiler`in tapınağı iken, M.S. 280. yıllarda, kilise halini almıştır. Yapı yıllar içinde ihtiyaca yönelik farklı ek yapılar ile genişlemiş ve kendi içinde gruplar oluşmuştur. Kompleks bir yapı olarak 14 yazıta sahip, onarım ve eklemelerine yönelik kitabeleri bulunmaktadır. Yapı birçok kez restore edilmiş ve yurt içi ve yurt dışında yaşayan Süryaniler`in ortak girişimleri ile kültürünü yansıtan bir kilise haline dönmüştür.      

A
B
F
G
H
İ
K
M
S
T
U
A
B
Ç
D
E
G
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
P
R
S
Ş
T
Ü
V
Z