Tarihi Galata Kulesi ve Bölgenin Tarihçesi

Tarihi Galata Kulesi ve Bölgenin Tarihçesi

Tarihi Galata Kulesi ve Bölgenin Tarihçesi

İstanbul’un en değerli tarih miraslarından biri olan ve İstanbul şehrine uğrayıp da görmeden gelinmesi gerçekten büyük kayıp olan Tarihi Galata Kulesi’nin tarihine ve önemine siz değerli okuyucularımızın en doğru en ayrıntılı bilgiye sahip olabilmesi için bu yazımızda yer ayırmak istedik. Önceki zamanlarda anılan ismiyle İsa Kulesi, günümüzde Galata Kulesi olarak adlandırdığımız tarihi yapının İstanbul ve ülkemiz için oldukça büyük bir tarihi miras olduğunu belirtmekle başlayalım.

Geçmişi çok eskilere dayanan bu tarih esintisi mekânın yapım tarihi tam olarak bilinmemektedir. Ancak arkeologların tahminlerine göre M.S 500’lü yıllar bu kulenin inşaa tarihi olma ihtimalini barındırır. Tarihi Galata Kulesi’ni eski zamanlarda birçok farklı devlet birçok farklı amaçla kullanmışlardır. Bu devletlerin başlıca isimleri Osmanlı Devleti, Romalılar ve Venedikliler olarak göze çarpmaktadır. Roma döneminde Galata Kulesi’nin bulunduğu bölge ( Galata Bölgesi ) İstanbul’un içerisinde bulunan 14 tane mahalleden sondan birincisi şeklinde kayıtlara geçirilmişti ve kendi içinde bile çeşitli mahalleler barındırıyordu. Bölge üzerine yapılan ilk yerleşimin tam olarak ne zaman olduğu halen gizemini korumaktadır ancak bunun Roma devrinden önce olduğu kesin bir bilgi olarak bizlere sunuluyor. Eski kaynaklarda ise XIX. asırda Hükümdar Konstantin’in öldükten sonra Galata Kulesi’ne gömülmek istemesi yer alır. Kulenin popülerliği çok eski zamanlara dayanmaktadır öyle ki Doğu Roma İmparatoru bile burayı kendisine mezarlık olarak inşa ettirmek istemiştir. VI. asırda ise Roma imparatorlarından Lustınıan’in Galata Kulesi’ni düzenleyip restore ettirdiği bilinmektedir. XIII. asırda da burada bir Ceneviz topluluğunun kurulduğu anlaşılmaktadır. Cenevizlilerin bölgeye yerleşip burada yaşamaya başlaması ile Galata Bölgesi Roma İmparatorluğu denetimi altında yarı bağımsız bir özerk bölge ilan edildi. Denizcilikte en az Cenevizliler kadar iyi olan Venediklilerin de bu bölge ilgilerini çekti ve buraya gelerek limanlar yardımıyla ticaret yapmaya ve para kazanmaya başladılar. XIII. yüzyılda yani Roma İmparatorluğu’nun oldukça zayıf düştüğü bir dönemde buraya gelen Cenevizliler bölgenin çevresini surlarla donattılar. Yine de Roma İmparatorluğu’ndan gelen uyarıları ciddiye almak zorunda kalarak surların bir kısmını yıkmak durumunda kaldılar ancak yine de boşalan surların arasını doldurdular ve aynı boşlukların arasına bu sefer birbirine çok yakın ve sık büyük taş binalar inşaa etmeyi akıl ettiler. Çevresini kapattıkları bu bölgenin en yüksek noktasına ise çok uzun yıllar dayanabilmiş ve sonradan çeşitli efsanelere bile konu olacak ayrıca yazımızın ana teması olan görkemli ve bölgenin yıldızı Galata Kulesi’nin inşasına temel attılar. Daha önce de bahsettiğimiz gibi onların verdiği ilk adıyla İsa Kulesi’nin

galata kulesi nerede

Osmanlı Dönemi’nde ise, içerisinde bulunduğu bütün dönemlerde olduğu gibi, Galata Kulesi çok önemli ve özel bir anlama sahip olmayı başarabilmiştir. Roma İmparatorluğu zamanında olduğu gibi Osmanlı Devleti’nde de burası bir mahalle ya da ayrı bir yerleşim yeri olmayı sürdürmüştür. Sur içi Eyüp, Üsküdar ve Galata kadılığı bölgesi, yani İstanbul şehrinin bu sistemle yönetildiği 4 ayrı yerleşim yerinden birisi olma özelliğini de taşımaktadır Galata Bölgesi. Bu da demek oluyor ki kendine özgü işleri yöneten ve yönlendiren diğer bölgelerden farklı bir kadıya sahiptir. 1453 yılında Fatih Sultan Mehmet Han’ın İstanbul’u fethinden sonra burada yaşayan Cenevizliler, Roma döneminden kalan ve bölgede rahatça ticaret yapabilmelerini sağlayan, burada ikamet etmelerine izin veren yasalar ile burada varlıklarını devam ettirdiler. Yaşının genç olmasına karşın oldukça zeki bir hükümdar olduğunu defalarca kanıtlama başarısını göstermiş Fatih Sultan Mehmet Han ise bölgede yaşayan bu halkın Osmanlı ticaretine yapacakları katkıyı öngörmüş ve düzenlerini hiç değiştirmeden ticaret yapmalarını devam ettirmiştir. Ancak buna rağmen Türkler Galata’ya ne olursa olsun bir miktar mesafeli olmayı da ihmal etmediler. Gerek Osmanlı Devleti gerekse Türk Halkı bu bölgede yaşayan insanları hiçbir zaman kendilerine yakın görmemiş ve yakın bağlar kurmaktan sürekli kaçınmışlardır. Bölgede yapılan araştırmalarında açık bir şekilde ortaya koyduğu gibi Galata’da yaşayan insanların neredeyse yüzde sekseni Hristiyan dinine mensup insanlardan oluşmaktadır. Öyle ki yetmiş rum, iki tane ermeni ve bir de yahudi mahallesi bulunmaktadır.  İlk başlarda Taksim semti ve arka taraflarının genellikle incir ağaçları ile dolu bir orman özellikle Kasımpaşa taraflarında ise ineklerle dolu çiftliklerin sıkça bulunduğu yazılır. Ancak bütün bunlara rağmen bu bölge meyhanelerden ve sefirliklerden ismi anılan bir yer haline geldi. Bundan çok sonra ileriki asırlarda ise Beyoğlu bankaları ile yıldızını parlatan ve çok önemli çok pahalı bir yerleşim yeri olarak parlayabilmiştir.

galata kulesi nerede

Galata Kulesi tarihinden bahsedip de, bu kulenin ana teması olduğu birçok efsaneden bahsetmezsek kesinlikle önemli ayrıntıları atlamış oluruz. Dilerseniz en eski ve hikâyesi yüzyıllar öncesine dayanan bir Galata Kulesi efsanesi ile başlayalım. Belirtmekte fayda görüyoruz ki bu anlatacağımız efsane kulenin en eski efsanesi olma özelliğinin yanında en ilginç ve dikkat çekici hikâyesi olmasıyla da insanların dillerinden düşmemesi gerçeğinin nedenini açıklıyor bizlere. Bu hikâyenin temeline göre, Romalı insanlar şu gerçeğe inanırlarmış;

galata kulesi nerede

Bir kadın ve bir erkek çift Galata Kulesi’ne ilk çıkışlarında eğer beraberlerse bu çift mutlaka evlenirmiş.  Ancak bu çiftlerden birisi diğerinden önce Galata Kulesi’ne çıktıysa ( yalnız ve başka bir insanla ) bahsi geçen bu büyü bozulurmuş. İkinci efsanemiz ise daha çok masalı andıran ve biraz daha uzun bir hikâyedir. Bu efsaneye göre meşhur Galata Kulesi ve en az onun kadar güzellikte Kız Kulesi birbirlerine aşkla bağlılarmış. Ancak aradaki büyük ve geçilmesi imkânsız boğaz yüzünden asla kavuşmaları söz konusu olamazmış. Gün geçtikçe birbirlerine beslediği özlem daha da fazla artmaktaymış. Kulenin birbirinden çok özlem dolu yardım çağrılarına kayıtsız kalmadan dayanamayarak kulenin sevgilisine yazdığı bütün mektupları da yanına alır ve tam karşıda bulunan Salacak sahiline iniş yapmak üzere yaklaşarak, muhteşem çekiciliğiyle göğe yükselen Kız Kulesi’nin üzerine bırakır. Rüzgârların ve dalgaların da bu iki aşığa olan yardımlarıyla, bu mektuplar uçuşarak Kız Kulesi’ne ulaşır. Bu tepki sayesinde ise Galata Kulesi ’de sevgisinin karşılıksız olmadığını anlar ve sevinçle dolar. İkilinin birbirlerine karşı beslediği bütün bu hisler ise asırlar boyunca birbirlerine bakarak ayakta kalmalarına öncülük eder. Ancak belki de hiç gelmeyecek olan kavuşma zamanlarını beklemeye koyulurlar…

galata kulesi nerede

Yazımızın sonuna doğru gelirken, ne yazık ki hakkında çok bilgiye sahip olmadığımız ve bugünlerde olması gereken yerde bulunmayan Galata Kulesi Surları’ndan bahsetmek istedik. Kulenin ilk zamanlarında anılan ismiyle Hristos Surları 4 büyük surdan oluşmaktaymış. Bu 4 surun 3 tanesi kara sınırında 1 tanesi ise deniz sınırında bulunurmuş. Bu bölgeye yapılan giriş çıkışlara imkân sağlayan kapıların sayısı ise 12 olarak bilinmektedir. Bu kapıların dokuz tanesinin ise deniz sınırında bulunması deniz ticaretinin bu bölge için ne kadar önemli olduğunu kanıtlar niteliktedir. İstanbul’a gidenlerin Galata Kulesi’ni ziyaret etmelerini şiddetle tavsiye ediyoruz. Ayrıca Galata Kulesi ile Kız Kulesi’nin aşkına tanıklık etmek hiç kimsenin yaşamadan geçmemesi gereken bir duygudur.

"Tarihi Galata Kulesi ve Bölgenin Tarihçesi" Hakkındaki Yorumlar (0)

A
B
F
G
H
İ
K
M
S
T
U
A
B
Ç
D
E
G
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
P
R
S
Ş
T
Ü
V
Z