Kıbrıs Nerede Nasıl Gidilir

Kıbrıs Nerede Nasıl Gidilir

KIBRIS NEREDE?

Kıbrıs, bir çok kaynakta Akdeniz’in incisi olarak geçen ve gerçekten de Akdeniz’in tam ortası sayılabilecek bir konumda tarih boyunca bütün devletlerin gözünü üzerine çekmiş, doğal güzelliğiyle ve iklimiyle cennet gibi bir adadır. Kıbrıs, bitki örtüsü ve iklim tipiyle tam olarak bir Akdeniz ülkesi. Jeopolitik ve stratejik konumu ile de hem batılı hem de Ortadoğulu devletlerin bir şekilde söz hakkı sahibi olmak istedikleri Kıbrıs şu an Yunanistan, Türkiye ve İngiltere’nin garantörlükleri altında Akdeniz’in göbeğinde uluslararası anlamda bir askeri üs görevi de görmekte. Kıtasal olarak hem Avrupa hem de Asya’ya dahil edilebilecek bir durumda olması adaya kültürel olarak da artılar katmış.

Doğu Akdeniz’in en büyük adası olan Kıbrıs; yüz ölçümü olarak 9251 kilometre karelik bir alanı kaplamakta. En yakın komşusu olan Türkiye’ye 70 kilometre mesafede bulunan ada aynı zamanda Mısır, Lübnan, İsrail ve Suriye gibi Akdeniz’e kıyısı bulunan ülkelere de deniz yoluyla çok yakın bir mesafede. Eski Dünya kara kütleleri olarak bilinen Avrupa, Asya ve Afrika’nın tam merkezinde konumlanmış olması ise hem tarih boyunca hem de günümüzde adayı önemli bir liman ve ticaret geçiş noktası haline getirmiş.

Türkçe’de Kıbrıs, Arapça’da Kubrus ve  Batı Dillerinde Cyprus, Cypre, Gipros ve Cypren olarak geçen ada; Hitit kaynaklarında Alaşya, Mısır kaynaklarında ise Asi olarak geçmektedir. Tarihte ada için Kıbrıs ismini Kypros olarak ise ilk defa Homeros zikretmiştir.

Başkenti Lefkoşa olan Kıbrıs, geçmiş dönemlerde farklı farklı devletlere ve imparatorluklara da ev sahipliği yapmış. Bilinen tarih dahilinde Haçlılardan Osmanlıya, Mısırdan İngilizlere kadar onlarca uygarlığa ve kültüre ev sahipliği yaptığı için hem kültürel hem de mimari olarak yoğun etki altında kalmış fakat hepsini harmanlayarak kendine ait bir kültür yaratmıştır.

Adanın asıl yerlileri Türkler ve Rumlar olduğu için daha çok bu toplumların etkilerini görmek mümkün. Uzunca bir dönem Birleşik Krallığa bağlı kaldığı için İngiliz kültürünün etkileri de adaya miras kalmış durumda. Hatta bazı kaynaklarda Kıbrıs’ın resmi para birimini İngiliz Sterlini olarak geçmekte. Bu sebeple ev kiraları hala Sterlin türünden alınmakta. Anadili Türkçe olmasına rağmen Kuzey Kıbrıs’ta yaşayan hemen herkes anadili gibi İngilizce konuşabilmekte, hatta bazı ilk ve orta öğretim düzeyindeki okullarda eğitim dili İngilizce olarak kullanılmakta. Çalışma saatlerinden mimari tarza kadar pek çok ayrıntıda yine İngiliz etkilerine görmek mümkün. Aynı şekilde daha önce ada üzerinde iktidar kurmuş bütün devletlerin az veya çok etkisi görülebilmekte.

Yalnızca devletler anlamında değil semai dinler için de Kıbrıs önemli bir yer tutmakta. Hristiyanların haç yolu üzerinde yer almasının yanında Yahudilerin büyük azizlerinden bazılarının da Kıbrıs’ta yaşadığı söylenmekte. İslamiyet için de çok önemli bir kale olan Kıbrıs; İslam Devleti’nden Osmanlı’ya kadar hemen hemen bütün Müslüman devletlerin uğruna savaşlar verdiği ve kültürünü bütün olarak aktardığı bir bölge. Adanın yerli nüfusunda da üç büyük dinin temsilcilerini görmek hala mümkün. Aynı şekilde kilise, havra ve camii konusunda da bol miktarda örnek barındıran bir ülke.

UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’nde de Baf Arkeolojik Alanı, Trodos Dağı’nda yer alan boyalı kiliseler ve Hirokitya Neolitik Yerleşimi olmak üzere üç farklı bölgesi yer almaktadır. Bu yerleşim yerleri Kıbrıs ikiye ayrıldıktan sonra Rum bölgesi olarak da geçen Güney Kıbrıs tarafında kalmıştır.

Kıbrıs’ın en ilginç özelliklerinden birisi de Dünya’da ikiye bölünmüş iki ada ülkesinden birisi olmasıdır. Kore Adası’nın güney ve kuzey olarak bölünmesinden sonra Kıbrıs ikiye bölünen ikinci ada ülkesidir. Aynı zamanda Lefkoşa ise Dünya’nın ikiye bölünmüş son başkentidir. Berlin örneğinde bütün Dünya’nın tanıştığı bölünmüş başkent türünün son örneği olan Lefkoşa; yeşil hat olarak da bilinen Birleşmiş Milletler kontrolünde olan ve içine zamanının ünlü otellerinden biri olan Ledra Palace Otelini de dahil etmiş hatta bir süre sonra sınırın ve sınır kapısının adı da bu otelin adıyla anılmaya başlamış olan bir sınır bölgesine sahiptir. Kıbrıs’a gittiğinizde eski Lefkoşa’nın ara sokaklarında dolanırsanız ikiye bölünmüş evler dahi görebilirsiniz. Hatta öyle ki balkonu güneyde sokak kapısı kuzeyde kalan evler dahi dikkat çekmekte. Kıbrıs’ın kuzeyinde kurulan KKTC’nin Türkiye dışında hiçbir Dünya ülkesi tarafından tanınmıyor olması ise bütün akademik kaynaklarda Kıbrıs olarak güney kısmında yer alan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin geçmesine neden olmuş. Yine stratejik olarak önemli bir konumda olması ve savaşın tekrarlanmasına engel olmak adına Birleşmiş Milletler adaya özel olarak ilgi göstermektedir. Bunların dışında ise Kıbrıs’ın içinde yer alan iki adet İngiliz askeri üssü bulunmakta ve bu üslerin üzerinde kurulduğu araziler Birleşik Krallık toprağı sayılmaktadır.

İklim tipi ve bitki örtüsü olarak Akdeniz İklimi’nin tam bir yansıması olan Kıbrıs; zeytin ağaçlarıyla ve maki tipi bodur ağaçlarla sarılmış durumda. Yaz aylarında sıcaklıkların çok yüksek seviyelere çıkmasından ve dört tarafının denizlerle çevrilmiş olmasından dolayı nemlilik oranı da nefes almayı zorlayacak kadar yükseklere çıkabilmektedir. Fakat bir ada ülkesinde yaşamanın en büyük avantajı nemin ve sıcaklığın tavana ulaştığı yaz mevsiminde kendini göstermekte; adanın hemen her yerinden denize girilebilmekte, en uzak sayılabilecek konumda olan Lefkoşa’dan bile on beş dakikada yakın bir plaja ulaşılabilmektedir.

Kıbrıs fiziki olarak beş şehre bölünmüş ve bu şekilde yönetilmektedir. Bu şehirlerin başında adanın nüfus yoğunluğu en çok olan başkent Lefkoşa gelmektedir. Popülerlik açısından en gözde olan Girne ise Kıbrıs’ın hem turistik hem de ticari olarak amiral gemisi olarak sayılabilir. Ticari liman görevi gören Gazimagusa ise Kıbrıs’ın kuzeyinin üçüncü büyük şehridir. Doğal güzellikleri, yemyeşil ormanları ünlü olan ve çilek tarlalarıyla meşhur Yeşilyurt bölgesini de içine alan Güzelyurt ise Kıbrıs’ın doğasını canlı canlı en güzel hissedebileceğiniz şehridir. Adanın ikiye bölünmesinden önce en meşhur bölgesi olan ve bugün Türkiye Cumhuriyeti ordusunun kontrolünde yer alan Maraş bölgesini ve Kıbrıs’ın el değmemiş güzelliklerini ve Dip Karpaz bölgesini de içine alan İskele Şehri ise Kıbrıs’ın son şehridir ve adanın burnu sayılabilecek yeri temsil eder.

Kültürel olarak kozmopolit bir ahenge sahip olan Kıbrıs, Mezopotamya uygarlıklarından bu yana Dünya halklarının gözdesi olmuş ve konumundan dolayı hemen hemen bütün hepsine ev sahipliği yapmıştır. Bir sokağında kendinizi Avrupa’da hissederken başka bir sokakta kendinizi Asya’nın içlerinde gibi hissedebilirsiniz. Bütün bu jeopolitik avantaj yanına kültürel çeşitlilik eklenince Kıbrıs’ı yalnızca deniz, kum, güneş tatili için başta gelen ülkelerin dışında kültür turizmine de elverişli duruma getiriyor. ‘’Kıbrıs Nerede?’’ sorusunu cevaplarken sadece konum belirtmek hem adaya daha önce görmüş olanlar için eksik kalacak hem de ilk defa gidecek olanlara yetersiz gelecektir diye düşünerek; ikliminden mimari tarzına, jeopolitik ve stratejik konumundan sosyo-kültürel tarzına varana kadar geniş bir yelpazede anlatmaya çalışmak daha doğru olacaktır. Bu nedenle Kıbrıs’ın yerini anlamakta tarihine kısa bir bakış atmak da gezerken vaktini dolu dolu geçirmek isteyenlere rehber görevi görecektir.

Görüşünü yaz Vazgeç