Rüstem Paşa Camii

Rüstem Paşa Camii

Rüstem Paşa Camii

Mısır Pazarı ve Balık Pazarı’na oldukça yakın bir mevkide bulunmakta olan Rüstem Paşa Camii, Mimar Sinan tarafından yapılmış olan, ilginç ve görülmeye değer bir mimarı yapıdır. Rüstem Paşa Camii Tahtakale adı verilen semtin içerisinde bulunmaktadır. Rüstem Paşa Camii, oldukça ilginç bir yapı olmasına rağmen, camiyi yaptırmış olan Sadrazam Rüstem Paşa da, oldukça ilginç bir tarihi şahsiyet olmaktadır. Bu sebeple, Rüstem Paşa Camii’nden bahsedilmeden önce, bu camiyi yaptırmış olan ilginç şahsiyetten bahsedilmesinde de, yarar bulunmaktadır.

Rüstem Paşa, oldukça uzun bir süre tahtta kalmış olan Osmanlı Padişahı olan Kanuni Sultan Süleyman döneminin, sadrazamlık görevi yapmış en önemli iki kişisinden biri olarak nitelendirilmektedir. Osmanlı tarihi açısından değerlendirilmiş olduğunda, Rüstem Paşa tarafından yapılmış olan bu nitelendirme oldukça yerinde, bir değerlendirme olmaktadır. Kanuni Sultan Süleyman’ın en önemli sadrazamlarından biri, İbrahim Paşa’dır. İbrahim Paşa, normal bir Osmanlı Paşası olarak nitelendirilebilir. İbrahim Paşa, güçlü bir savaşçı ve iyi bir devlet adamıydı. Ancak bazı politik sebepler dolayısı ile İbrahim Paşa, görevinden alındı ve idam edildi. Hırvat asıllı biri olan Rüstem Paşa, Enderun’da eğitim görerek yetişmiş bir devlet adamıydı. Her şeyden önce, Rüstem Paşa, İbrahim Paşa gibi savaşçı kimliği olan biri olmamaktadır. Ancak siyasi ve ekonomi alanlarında oldukça bilgi sahibi olan Rüstem Paşa, oldukça kurnaz ve hırslı bir kişiliğe sahipti. Sahip olduğu bu nitelikler sayesinde, Kanuni Sultan Süleyman, Rüstem Paşa’yı daha üçüncü vezirken, Hürrem Sultan’dan olan kızı, Mihrimah Sultan ile evlendirme kararı almıştır. Ancak Kanuni Sultan Süleyman, Rüstem Paşa’yı kızı ile evlendirmeden önce, Rüstem Paşa’dan kendisini ispatlamasını istemiştir. Bu sebeple de, Rüstem Paşa’nın tayini Diyarbakır’a çıkarılır. Ancak buraya tayin edildiği sırada, Rüstem Paşa, hakkında cüzamlı olduğu söylentisi yayılmıştır. Bu konuyu araştırmak üzere, Kanun Sultan Süleyman bir doktor görevlendirir. Doktor olayı araştırmak için, Rüstem Paşa’nın görev yapmış olduğu Diyarbakır’a gider. Doktor, yapmış olduğu inceleme ve araştırmalar sonucunda, Rüstem Paşa’ya ait odada bit bulur. Doktor, cüzam hastası olanda bit olmayacağını, Kanuni Sultan Süleyman’a haber verir. Bu olaydan sonra, kısa bir zamanın ardından, Rüstem Paşa’nın biti bilerek koyduğu söylentileri yayılır. Ancak kendini Kanuni Sultan Süleyman’a ispatlayan ve güvendiren Rüstem Paşa, kısa bir süre sonra sadrazam olur. Bunun ardından, Rüstem Paşa kendisine yarayacak siyasi entrikalara başlar. İlk hedefi olarak, Kanuni Sultan Süleyman’ın Hürrem Sultan’dan olmayan oğlu şehzade Mustafa’yı, çevirdiği çeşitli entrikalar sonucunda öldürtür. Bu olayın hemen ardından sonra, Osmanlı Devleti’nin önemli askeri birimlerinden biri olan Yeniçeriler Şehzade Mustafa’yı destekledikleri için, sorun çıkarırlar. Bu sorunu bastırmak adına, Rüstem Paşa sadrazamlık görevinden alınır ve yerine Ahmet Paşa getirilir. Ancak Rüstem Paşa, yerine getirilen Ahmet Paşa’nın da, çeşitli entrikalarla öldürülmesine neden olur ve sadrazamlık görevine kısa bir sürenin ardından tekrar getirilir. Rüstem Paşa, Osmanlı Devleti’nin sınırlarının doğal sınıra ulaşması sebebiyle bazı ekonomik sıkıntılarla boğuşmaktaydı. Osmanlı Devleti, hem en ihtişamlı döneminde, hem de nakit sıkıntısının oldukça fazla yaşanmış olduğu bir dönem içerisindeydi. Bir tüccarın zekasına sahip olan Rüstem Paşa, ekonomik bilgilerini kullanarak bu soruna bir çözüm buldu. Osmanlı Devleti’nde yıllardır uygulanmakta olan tımar sisteminde bazı değişikliler yaptı ve tımar sistemini, nakit para ihtiyacını karşılayacak, yeni bir şekle büründürdü. Bu sayede, tımar beylerinden alınan paralar, kısa vadede Osmanlı Devleti’nin nakit para ihtiyacını karşılamıştır. Ancak, Rüstem Paşa’nın geleneksel tımar sistemi üzerinde, yapmış olduğu bu değişiklikler, Osmanlı Devleti’ni uzun vadede büyük bir ekonomik çöküntüye maruz bırakmıştır. Rüstem Paşa, bal tutan parmağını yalar anlayışında, geleneksel tımar sisteminde gerçekleştirmiş olduğu bu değişiklikler sayesinde, dillere destan olacak bir servet sahibi oldu. Oldukça zenginleşen Rüstem Paşa’nın ilerleyen dönemlerinde sahip olduğu taşınmaz malların bir kısmına, müsadere adı verilmekte olan sistemle el konulmuştur. Ancak Rüstem Paşa’nın serveti, hem değerli eşyalardan, hem de taşınmaz eşyalardan oluşmaktaydı. Rüstem Paşa’nın geleneksel tımar sistemi üzerinde yapmış olduğu bu değişiklik, onun servetini bir sadrazamın servetinden oldukça fazla bir boyuta ulaştırdı. Bu durum da, Rüstem Paşa’yı, böyle değerli eserler inşa ettiremeyen pek çok sadrazam ve devlet görevlisinden ayırmaktadır. Rüstem Paşa, kendi adı ile mimari ve tarihi nitelikleri olan, hem de Mimar Sinan gibi bir ustaya, bir eser inşa ettirebilmiş olan nadir, sadrazamlardan biri olmaktadır.

"Rüstem Paşa Camii" Hakkındaki Yorumlar (0)

Rüstem Paşa Camii’nin Yapılışı ve Tarihi

Rüstem Paşa Camii’nin bulunduğu Tahtakale isimli İstanbul semti, Osmanlı döneminde de, oldukça önemli bir çarşıydı. Rüstem Paşa Camii’nin avlusu dükkanlar üzerinde bulunmaktadır. Bu avluya, dört köşede de bulunmakta olan merdivenler aracılığı ile çıkılabilmektedir. Mimar Sinan’ın değerli eserlerinden biri olarak nitelendirilen Rüstem Paşa Camii, cemaat yeri bakımından oldukça geniş sahanlıklı ve iki sütun bir yapıda olmaktadır. Cephelere bakıldığında, Rüstem Paşa Camii’nin üzerine yapılmış olan çinilerin, duvarın dışlarına taşmış olduğu görülmektedir. Bu durum, Mimar Sinan tarafından inşa edilen diğer camilerden oldukça farklı bir yöntem olmaktadır. Sağ cephede bulunana çini işlemeler, diğer taraflarla kıyas edildiğinde, zamanla bozulmaya uğramıştır. Bir söylentiye göre, Mimar Sinan’ın Rüstem Paşa Camii’ni, daha sonra Edirne’de inşa edeceği Selimiye Camii’nin bir maketi olarak inşa etmiş olduğu söylenmektedir. İki caminin yapılışı arasında, uzun bir süre bulunmasına rağmen, plan olarak şaşılacak derece benzerlikleri bulunmaktadır. Rüstem Paşa Camii’nin kubbesi, sekiz adet ana dayanak üzerine oturtulmuştur.  Bu dayanaklar, dört adet kemer ve dört adet yarım kubbe olmaktadır. Yarım kubbeler, çaprazlama bir biçimde köşelerde bulunmaktadır. Rüstem Paşa Camii’ni kuzey ve güney alanlarında iki galeri bulunmaktadır. Tüm bu sayılan özelliklerine rağmen, Rüstem Paşa Camii’nin çini işlemeleri mimari yapıda belirleyici ve öne çıkan bir özellik olmaktadır. İznik çiniciliğinin, en parlak dönemine ait eserlerinden biri olan Rüstem Paşa Camii üzerinde bulunan çini işlemeler, bu boyutlardaki bir mimariye göre, oldukça yoğundur. Bu sebeple, bu boyutlarda, çinisi daha fazla olan bir mimari eser daha bulabilmek oldukça zor bir ihtimal olarak değerlendirilmektedir. Kısacası, Rüstem Paşa Camii, Mimar Sinan tarafından yapılmış olmak özelliğinin yanında, çinicilik sanatının da etkin olduğu bir mimari yapı olmuştur. İstanbul içerisinde, zengin süslemesi ve sanatsal mimari yapısı sayesinde, Rüstem Paşa Camii, İstanbul şehri içerisinde görülmesi gereken eserlerin başında gelmektedir. Her yıl İstanbul’a gelmekte olan birçok turist, Rüstem Paşa Camii’ni ziyaret etmekte ve buradaki çini işlemelere hayran kalmaktadırlar. Rüstem Paşa’nın, Kanuni Sultan Süleyman dönemi gibi, özel bir Osmanlı Dönemi içerisinde yaşamış olması ve adının pek çok entrikada geçiyor olması da, Rüstem Paşa Camii’ni ilgi duyulan bir yer haline getirmiştir. Tarihi açıdan da, yukarıda bahsedildiği gibi büyük bir öneme sahip olan Rüstem Paşa Camii, İslam dünyasına mensup olan kimseler tarafından da, sıklıkla ziyaret edilmekte ve gezilmekte olan bir mimari eser olma özelliği taşımaktadır.

A
B
F
G
H
İ
K
M
S
T
U
A
B
Ç
D
E
G
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
P
R
S
Ş
T
Ü
V
Z