SAFRANBOLU YÖRÜK KÖYÜ GEZİ REHBERİ

SAFRANBOLU YÖRÜK KÖYÜ GEZİ REHBERİ

SAFRANBOLU YÖRÜK KÖYÜ GEZİ REHBERİ

YÖRÜK KÖYÜ SAFRANBOLU

Eşsiz Safranbolu’nun Yörük Köyü’nün Gezilecek Yerleri, insanı kendine çekmektedir. Karabük’e bağlı olan Safranbolu Ankara ve İstanbul’a yakın olması ile de hafta sonu kaçamaklarına ev sahipliği yapıyor. Safranbolu’ya gelen ziyaretçiler, ilk olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından koruma altına alınmış olan Yörük köyüne uğramaktadırlar. Yörük köyünün tarihi 11.yy dayanmakta olup, Türklerin Anadolu’ya göçü sırasında Oğuzların Kayı boyuna ev sahipliği yapmıştır. Geçmişten beri anlatılan rivayete göre, Safranbolu’daki Hacılarobası köyü Hacı, Davutobası Davut, Yörük köyü Hüseyin adında üç Türkmen bey kardeş tarafından kurulmuştur. Yörük köyünün isminin anlamı, Türkmenlerin göçebe hayatını en iyi anlatan Yörük kelimesi” yörümek” kelimesinden türetilmiştir. Anadolu’nun ilk Türkleşen yerlerden olan Yörük köyü uzun zaman işgal altına girmeyen bir köy olarak tarihi bir öneme de sahiptir. İşgale uğramadığı için o şaheser konakları da zarar görmeden günümüze kadar gelmiştir. Yaşı küçük olan konak 90, yaşı büyük olan konak ise 450 yaşındadır. Bu konaklar Safranbolu’nun güzelliğine eşsizlik katmaktadır. Yörük denildiğinde akla sürekli göçen bir grup gelse de buraya gelen Yörükler, toprağın verimliliğinden mi havasından mı bilinmez yerleşik hayata geçerek konaklar, çeşmeler yapmışlardır. Yörük köyüne yerleşen göçmen gurubun Ataları, İstanbul’da çalışarak kazandıkları paralarla o dönemde İstanbul’da bulunan konakların benzerini köylerinde inşa etmişlerdir. İstanbul’un boğazındaki Konakların kardeşi sayılabilecek olan Yörük köyü konakları, Eski Osmanlı mimarisinin Safranbolu’ya taşınmasının sonucudur. Bu şehirlerarası Tarih transferinin yapılması ayrı bir ayrıcalıktır. Tarihimizin köklü olarak yaşatılmasına vesile olan bu Tarih transferi, Şanlı Tarihimize güzellikler kazımaktadır.

Yörük Köyü’nün girişinde sizi bir mezarlığın karşılaması garip gelmesin çünkü bir Türkmen geleneği yaşatılmaktadır. Türkmenler köyün girişine mezarlıkları ve evleri ahşaplardan yaparlarmış ki kimse dünyada misafir olduğunu unutmasın isterlermiş. Çökün meydanına bir yanı ahşap evler bir yanı mezarlık olan dar bir yoldan geçerek gelebilirsiniz. Çökün meydanı Türklerin buraya geldiklerinde ilk yerleştikleri yerdir. Bu meydana Yörük köyünün temsili olarak ünlü opera sanatçısı rahmetli Leyla Gencer’in büstünü yaptırmışlardır. TRT’nin haber spikeri olan Gülgün Feyman ve kumaşlara fısıldayan adam olarak bilinen Cemil İpekçi’ nin de memleketidir. Sokaklarından birine Leyla Gencer’in adı da verilmiştir.

Kasım Sipahioğlu Konağı, Köyde bakımsız kalan birçok konağın içerisinden sıyrılıp çıkan bir güzelliğe sahiptir. Yaklaşık olarak 300 yaşında olan iki katlı konak Bektaşi geleneğine uygun olarak harem ve selamlık olarak iki bölümden oluşur. Bu konağın ikiye ayrılma sebebi ise harem kısmında aile yaşarken misafir geldiğinde selamlıkta ağırlanmasıdır. Harem kelimesinin anlamı mahrem, özel olduğundan, aile hayatının ayrı bir önemi olmasını düşünüp harem odaları yapılmış, selamlık yolda karşılaşıldığında bile selamlaşarak insanların birlik beraberliğinin korunmasına olan düşkünlüklerden misafirlere has özel olduklarını hissettirecek selamlık odaları yapılmıştır. Konaktaki bu iki odanın da kapıları ayrı yerlerdedir ama evde yaşayanlara kolaylık olsun diye içte de kapı bulunmaktadır. Ama günümüzde ziyaretçiler içeriye ayrı kapılardan alınılmakta ve her odanın hikâyesini ayrı rehberlerden dinlenmektedir. Bu konağın duvarlarındaki dolaplarından, tavanındaki işlemelerine kadar her yerindeki işlemelerinde Bektaşi esintileri görülmektedir. Bektaşi geleneğinde bulunan üçler, beşler, yediler ve on iki imam inancı işlenmiştir. Konağın harem odalarında o dönemde düşünülüp yapılması bize ilginç gelen dolaplara gizlenmiş ebeveyn banyoları da bulunmaktadır.  Konakların yapılışında birbirlerinin görsel alanını kapatmayacak şekilde tasarlanmıştır. Yapımı o kadar özenli yapılmış ki birbirine yakın olarak yapılan konaklar ne birbirine zarar verecek kadar yakın nede birbirlerinden uzak sayılacak kadar mesafeli yapılmamıştır. Konakların hepsinin kendine has bir görsel alanı olup ayrı bir güzellik sunmakta ziyaretçilerine…

Köyün kuruluşundan bu yana kullanılan Çamaşırhane, 300-350 yıllıktır. Konakta olduğu gibi bu yapıda da Bektaşi geleneğinin etkisi görülmektedir. Çamaşırhanenin tam ortasında bulunan ve çamaşır dövmek için kullanılan yıkama yeri on iki imama ithafen on iki dilim olarak yapılmıştır. Sıcak su için iki ocak ve dört kazan yeri de yapılmıştır. Çamaşır hanenin kirli suyu toprağa gitsin diye özel eğimli kanallar yapılmıştır. Çamaşır yıkama alanı yapılırken kadınların zorlanmaması için alanın bir bölümü yüksek yapılmış ki uzun boylu kadınlar çok eğilmesin, diğer tarafı engin yapılmış ki kısa kadınlar uzanmak için zorlanmasın. Çamaşırhane en son 1996 yılında restore edilmiştir. Konaklardaki ince detaylarda dikkat çekmekte, konakların duvarlarındaki boynuzlar iki şeyi temsil ettiği söylenmektedir. Birincisi uğursuzluğu kovmak amacı ile asılır. İkincisi ise evde bir avcı olduğunu göstermektir. Kapılarda asılı olan iplerin anlamı ise eğer ip aşağı doğru sarkıyorsa ev sahibi evde, eğer ip tokmağa sıkıca bağlı ise ev sahibi evde yok demekmiş. Bu konakların her biri ayrı bir ince zevke sahiptir. Etrafa yeni büyüyen genç kız edası ile gülümsemektedirler. Ayrıca Çamaşırhanenin duvarlarında köyün Yörük Ağalarının da resimleri, isimleri de bulunmaktadır. Her ne kadar ağa denmiş olunsa da köyde erkek ağalar kadar hanım ağalarda bulunmaktadır. Her yıl Yörük şenlikleri hazırlıklarında kadınlara da katkı ve yardım sağlamaktadırlar. Köy Ağaları köyün tarihi yaşam tarzını ve hiyerarşisini gelen ziyaretçilere anlatarak nasıl iş bölümü yaptıklarını anlatarak hala geleneklerini nasıl yaşattıklarını göz önüne sermektedirler.

Köylülerin birbirlerine yardım etme ve paylaşmak adına kurulan Yörük kilerinde; pekmez, reçel, bulgur, turşu, salça, tarhana, erişte, nane, kekik gibi birçok şeyi bulabilirsiniz. Eskiden paylaşma ve yardımlaşma için kurulan kiler şimdilerde köylünün ortak satış alanıdır. Köylünün birbirine yardım etmesini ve köye ticari gelir sağlamakta olan Köyün kileri çok güzel düşünülerek yapılan en iyi yapılardandır. Bu yapı şimdilerde ziyarete gelenlerin yöresel tatları tattıktan sonra evelerine ve hediyelik olarak alma imkânı sağlamaktadır. Birçok yöresel lezzetin eve dönüşte alınıp evde de bir süre Yörük lezzetlerinin zevkini uzun süre tatmamıza vesile olmaktadır.

Oda Başı adını taşıyan ev 450 yıllık olup köyün en eski evi unvanına sahiptir. Bu konağın pencerelerinden bakıldığında ağaçların güzelliği ve köyün manzarası sizleri büyüleyecektir. Konağa uzaktan bakıldığında ise resmini çekip çerçeveleyip evinize asmak isteyeceksiniz. Ağaçlar arasında güzelliği ile mest etmektedir. Bu evde ilk dikkati çeken özellikleri; ahşap doğramalar, kapaklar, torbalalı parmaklıklar, sürme kafeslerdir. Evin giriş kısmında kiler ve bahçesinde su kuyusu ile ziyaretçilerini karşılamaktadır. Pencereler panjurlu, kafesli olarak yapılmıştır. Kapılar ise ayrı bir güzelliğe sahip kilitlerle süslenmiştir. Kilit sistemi ise yukarıda anahtar deliğinin yanındaki mandalın yukarı hareketi ile ilk kilit, elle çekilince ikinci kilit, anahtarla da üçüncü kilit açılmaktadır. Üç dört katlı olan konaklarda en alt kat ahır olarak kullanılmıştır. Bu kullanım şekli insanların ev yaparken arsa tasarrufu sağlamak için yapılmıştır ayrıca yağmurlu havalarda ev sahibinin zorluk çekmemesi için yapılmıştır. Konakların bu durumunun içeriye koku vermesi ihtimalini akla getirenler içinse konakların alt tabanına yapılan taftlar bazı bitkisel karışımlarla karıştırılarak yapılmış, koku geçmesi ve hava yalıtımını sağlamışlardır. Bu sayede de şuan evlerde kullanılan tabandan ısıtma sisteminin yapılmasına ışık tutmuştur.

Bazı konaklar restore edilerek otel olarak kullanılmaktadır, bu konakları görmeye gittiğinizde tarihi konaklarda kalmak isterseniz eşsiz bir hava solumanıza ve tarihle bir gece geçirmenizi sağlamaktadır.

Bazı konaklar ise restoreden sonra cafe olarak işletilmektedir. Bu güzellikleri gezerken acıktığınızda güzel gözlemeler yiyebileceğiniz cafeler bulunmaktadır. Cafeler de ayrıca köy ayranın yanında gözleme çeşitlerini yiyebilirsiniz. Ayrıca kendin pişir kendi ye cafelerini bulmakta mümkündür. Restore yapılarak kullanıma kazandırılan ve insanlara güzelliği sergilenen konaklar alışveriş yapmaya gelenler için etkileyici bir sunum olmuştur. Yörük köyünde Tonaz isimli dükkân da yakınlarınız için bu köyden birer hatıra alabilmeniz mümkündür.

Safranbolu’da bulunan bu Açık Hava Müzesi UNESCO tarafında koruma altına alınıp Dünya Kültür Mirası listesine alınmıştır. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Sit alanı ilan edilerek koruma altına alındı. Koruma altında olan bu yağılar insana ayrı bir huzur ve mutluluk vermektedir.

Taş sokakları ve el değmemiş bakir konakları insanı yıllar öncesine götürürken tarihi kokusu ve dokusu insanın başını döndürmektedir. Hani yaylaya ilk araçtan indiğinizde içinize girer Oksijen başınıza hafif ağrı yapar ya aynı hissi yaşatmaktadır. Bu köye araba girişinin olmaması ise oldukça önemli bir karar olmuştur zaten iste de giremez çünkü zaten köyün girişi dar olduğundan araba girişi yapılamamaktadır. Buda taş yolların korunmasını ve bozulmamasını sağlamış oluyor. İnsanları içten ve sıcak misafir perverlikleri ile sizin tatilinizi uzatarak orda kalmanızı sağlayabilecek en güzel nedenlerdendir.

Doğanın güzelliği ile birleşen tarihi evler ve taş sokakların beraber uyumunu da hafife almamak gerekir. Safranbolu’ya hiç gelmemiş olanlar bence zaman kaybetmeden gelip görmeliler. Bu Konaklar oldukça güzel bir görünüme sahipler ve insanı tarih sayfaları arasında dolaştırıyorlar. Taştan yapılmış yollarında yürürken sanki İstanbul’un Osmanlı dönemi sokaklarında geziyormuş hissi yaratmaktadır. Osmanlıdaki İstanbul konaklarının mükemmel görüntüsünden etkilenerek yapılmış olsalar da kendine özgü bir havası ve asaleti bulunmaktadır. Bu asalet yapan ustaların asaletinin bir yansıması gibidir. UNESCO tarafından koruma altına alması mükemmel bir tercih olup Yörük Köyünün tanıtılması ve Dünyada Turizme kazandırılması bizim için gurur kaynağıdır. Anadolu’daki ilk Türk yerleşim yerlerinden olması da ayrıca bizim Tarihimize ışık tutan bir kanıttır. Anadolu’ya gelen ilk Türklerin nasıl bir yerleşim yerini tercih ettikleri, nasıl bir ev yapısı kullandıkları ve evlerinde ne gibi noktalara dikkat ettikleri, nasıl planlı evleri tercih ettikleri, mimari bilgilerinin ne kadar güçlü olduğu hakkında bizlere bilgi vermektedir. Anadolu’ya gelen ilk Türklerin, Göçebe olarak yaşamalarına rağmen sağlam bir mimari bilgilerine sahip olduklarını ve fizik matematik hesaplamalarında, süsleme ve işçilikte ne kadar iyi olduklarını bize göstermektedirler. Günümüzde çelik kapılarda kullanılan üçlü kitleme ve sürgü şekillerinin, ilk o dönemlerde keşif edilmesi teknolojide, zamanlarına göre ileri düşünceye sahip olduklarının da kanıtıdır. Türk toplumuna, tarihte gelişmemiş diye yapılan yakıştırmalara cevap olarak gösterilebilecek yaşayan kanıtlardandır. Batıdaki toplumlar yerleşik hayatı yaşasalar da, Türkler göçebe yaşayıp dağlarda yaşamalarına rağmen fizik, matematik, kimya, tıp alanında geniş bilgi ve zekâya sahip olduklarını bıraktıkları eserlerden anlamaktayız. İşte Yörük Köyü’ de bize Atalarımızın ne kadar gelişmiş bir toplum oluşturduklarını ve geleceğe yönelik eserler yaptıklarını göstermektedir.

Gelip görülmesi gereken ve Türkler’ in yerleşme dönemine ait eserleri görmek isteyenlere görsel bir davette bulunmaktadır. Bu görsel davete icabet ederek bu şaheserleri görmek gerekir. Yaşanan en güzel mekânlardan biri olarak olduğu gibi bozulmadan günümüze kadar gelip hiç deforme olmaması da görmek isteyenlere ayrı bir güzellik sunmaktadır. Ziyaret listenize Safranbolu Yörük Köyü’nü muhakkak ekleyiniz.

"SAFRANBOLU YÖRÜK KÖYÜ GEZİ REHBERİ" Hakkındaki Yorumlar (0)

A
B
F
G
H
İ
K
M
S
T
U
A
B
Ç
D
E
G
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
P
R
S
Ş
T
Ü
V
Z